İsyan
Cüneyt Özdemir
CHP'nin Uzunköprü ilçe başkanı Muammer Çetiner'den bahsediyorum.
9 Şubat'ta
yapılan CHP Edirne İl Kongresinden çok sayıda fotoğraf paylaşmış.
Oy
kullanırken çektirdiği fotoğraf biraz arkalarda kalmış.
Bu yüzden
aradan bir hafta geçtikten sonra dikkat çekti.
Adam oy
pusulasının bulunduğu zarfı almış, sandığa atmadan önce kapağını açmış ve
'mavi' renkli pusulayı zarfa koyup 'mavi' listeden yana oy kullandığını
fotoğrafla kanıtlamış.
Zaten
oğlunun nişan töreninde o zaman CHP Edirne İl Başkanlığına aday olan Fevzi
Pekcanlı ve Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan ve yine Uzunköprü Belediye
Başkanı Özlem Becan'la birlikte fotoğraf çektirmişti.
Aslında
fotoğrafta nişanlı çift ve muhtemelen onların bir yakını da var ama Pekcanlı,
Çetiner ve Becan'ın desteğini aldığı yönünde sağlam bir algı yaratmak için
nişanlı çifti kadraj dışı bırakmıştı.
Pekcanlı,
fotoğrafta Gürkan, Becan ve Çetiner'le birlikte kendisini bırakmıştı.
Bu 'kadraj
cinliği' meselesini GÜNDEM Gazetesi yazmıştı.
Dönelim
Çetiner'in açık oy kullanma meselesine.
Bir
partinin ilçe başkanı nasıl bir baskı altındadır ki oyunun rengini göstere
göstere oy kullanmaktadır?
Kendisine
yönelik bir güvensizlik mi vardır ki oyunu böyle kullanmaktadır?
Nasıl bir
pazarlık yapılmıştır, bu hareket etik midir?
Demokrasiden
bahseden CHP'ye bu hareket yakışmış mıdır?
Bu arada
hemen hatırlatalım; Uzunköprü ilçe örgütünün Pekcanlı'yı desteklememesi
durumunda Pekcanlı'nın il kongresini kazanması mümkün görünmemektedir.
Bu kadar
anahtar durumundaki bir ilçe ile Pekcanlı cephesi arasında bir takım
pazarlıkların yapılmamış olması inandırıcı değildir.
Neyse;
CHP'nin Edirne tarihinde üyeler, kamuoyu ve basın bunu da gördü.
Uzunköprü
ilçe başkanı oyunun rengini göstererek oy kullandı.
Bence bu
istifayı gerektirir.
Hem de hiç
tereddütsüz'¦
***
Trakya
Üniversitesi'ne alınan araştırma ve öğretim görevlileriyle ilgili tartışmalar
sürüyor.
Bir
arkadaşım mesaj yazmış; 'Türkiye'de o alanda tek olan yüksek lisans sahibinin
de bu sınavda Trakya Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'ne alındığı biliyor
muydun?'
Yahu
nereden bilelim?
Adamlar
anlaşılan bir alan belirlemişler ve bu alanda tek yüksek lisans tezi olan
birisini oraya almayı kafaya koymuşlar.
Biz o
yüksek lisansın Türkiye'de tek olduğunu bile bilemeyiz.
Ne güzel,
adamlar biliyor.
Ve
diyorlar ki; şu alanda yüksek lisans yapmış olacak.
Mecburen
bir kişi başvuruyor çünkü o alanda yüksek lisans yapmış ikinci bir kişi yok.
Maçın
sonucunun daha başlangıç vuruşunda belli olması gibi bir şey.
Güzel
hareketler bunlar, devamını bekleriz.
***
GÜNDEM
bugün sizin için, Edirne kamuoyunun pek bilmediği bir haber yayınlıyor.
Kent kartı
olmayan vatandaşların seyahat etmek için Edirne Toplu Ulaşım Sistemi'ndeki (ETUS)
minibüslerdeki kumbaralara attığı toplam 16 milyon TL buhar olmuş yani yok
olmuş.
Bunu ben
söylemiyorum; devletin görevlileri söylüyor.
Maliye tek
tek saptamış, kumbaralara atılan paralar kayıp.
Para
dediğimiz, yukarıda da yazdım, dile kolay 16 milyon lira.
Daha iyi
anlaşılması için bu buhar olan 16 milyon lirayla neler alınabileceğini yazayım.
O paranın
bugünkü değeriyle 50 daire alabiliyorsunuz.
'Para
buhar oldu' deniyor da para öyle sıcakta buhar olan bir şey değil.
Kayıp para
için mecazı anlamda 'buhar oldu' deniyor.
Peki bu
paraları kim götürdü?
Tabii ki
oklar o süre içinde görev yapan ETUS yöneticilerini gösteriyor.
Yine,
sistem dışındaki kooperatiflerden gelen minibüsçülerin ETUS'ta çalışabilmesi
için verdikleri milyonlarca lira paradan da eser yok.
O
paralardan da yönetim sorumlu, adliye orada, elbet bunların hesabını
verecekler.
Bu arada
belirtmek isterim; ETUS çok şeylere gebe; Haberleri olmadan minibüslerine
'rehin' konulan ortaklar isyanda.
Kooperatiften
ayrılmak isteyenler, savcılığa suç duyurusunda bulunanlar, buhar olup uçan
kayıp paralara isyan var, isyan!