Cüneyt Özdemir

İstiklal Marşı'mız TBMM'nin Gündeminde - 1

Cüneyt Özdemir

Bu isteği, Garp Cephesi Erkân-ı Harbiye Reisi İsmet (İnönü), önce dönemin Milli Eğitim Bakanına, sonra da Ortaöğretim Genel Müdürü Kazım Nami Duru'ya iletir. Bir dizi işlemden sonra İstiklal Marşı Yazma Yarışması'nın açıldığını bildiren duyuru metni, 25 Ekim 1920 tarihinde başta Hâkimiyet-i Milliye olmak üzere dönemin gazetelerinde yayımlanır.

İstiklal Marşı'mız, sınıflarda, toplantılarda ve akademik çevrelerde genellikle eldeki metinden okunur, ezberlenir, açıklanır ve çözümlenmeye çalışılır. Hâlbuki her sanat eseri gibi, o da belli bir tarihsel ve toplumsal ortamın ürünüdür. Onu, doğduğu o tarihsel ve toplumsal ortamından kopardığınızda, ona dair söylenen düşünceler boşlukta kalır. İstiklal Marşı'mızı anlama, açıklama ve çözümlemeye bu duyurunun çözümlenmesiyle başlamak en doğru yoldur. Bunun sebebi, marşımızın doğduğu tarihsel ve toplumsal ortamı doğrulukla ortaya koyan ilk belge olmasıdır. Bunun yanında marşımızın bütünündeki duygu, düşünce ve istekler çekirdek halinde bu duyuruda gizlidir. Duyuru metnine bu açıdan yakından baktığımızda üç kelimenin dikkatimizi çektiğini görürüz: İfade etmek, terennüm etmek ve hizmet etmek.

İfade etmek: Duyuru metnine göre yazılacak İstiklal Marşı, milletimizin giriştiği iç ve dış bağımsızlığını kazanmak mücadelesini doğrulukla anlatan bir metin olmalıdır. İstiklal Marşı yazma yarışmasının temel amacı budur. Marşımızdaki bütün duygu, düşünce ve istekler bu temel amacın gerçekleşmesi için dile getirilmelidir. Üstelik bu amaç, sade bir istek ve arzu olarak değil, bunun çok daha ileri ve kuvvetli bir derecesi olan iman şeklinde ortaya konulmalıdır. Bu iman şüphesiz kuvvetli bir umudu da içerecektir.

Terennüm etmek: Terennüm bir müzik terimidir. Terim, sözlük anlamının yanında ait olduğu sanat veya bilim dalında özel bir anlam da kazanmış kelime demektir. Buna göre terennüm, güzel ve alçak sesle şarkı söylemek, bülbül gibi şakımak, ötmektir. Mecaz anlamıyla da anlatma, ifade etme anlamlarına gelir. Buna göre terennüm etmek, duygu ve düşünceleri, sıradan düz bir şekilde değil, güzel sanat dallarından biri olan müzik ahengiyle seslendirmek ve ortaya koymaktır. Marşımızın temel amacı, milletimizin giriştiği iç ve dış bağımsızlığını kazanmak mücadelesini anlatmak olduğuna göre bu anlatma, dil, edebiyat ve müziğin ahenk imkânlarından yararlanılarak en güzel ve etkileyici bir şekilde ortaya konulmalıdır.

Hizmet etmek: Hizmet, birinin işini görmek, görev, bakım, yaptığı işte özen ve titizlik göstermektir. Mecaz anlamıyla hizmet etmek ise birinin amaçlarının gerçekleşmesini sağlamak, ona yardımcı olmaktır. Buna göre İstiklal Marşı yazmak, yarışmaya katılmak, marş vasıtasıyla cephede savaşan askerlere ve cephe gerisinde onları takip edem milletimize heyecan ve zafer umudu aşılamak, asıl o büyük amaca, iç ve dış bağımsızlığın kazanılması amacına yardımcı olmak demektir. İstiklal Marşı'mız, sade anlatım (ifade etmek) ve sanatlı anlatım (terennüm etmek) yollarıyla bu büyük amaca hizmet etmiş bir metindir. İlerde sözünü edeceğimiz Hamdullah Suphi Tanrıöver'in anısı bunun ilk belgesidir. 

İstiklal Marşı Yazma Yarışması'nın süresi, 23 Aralık 1920 tarihinde sona erer. Yarışmaya gelen şiirleri, Milli Eğitim Bakanı sıfatıyla Hamdullah Suphi Tanrıöver takip eder. Gelen 724 şiir, ilk gözden geçirildiğinde dönemin ünlü şairi Mehmet Akif'in yarışmaya katılmadığı görülür. Sebebi araştırılınca Mehmet Akif'in bu yarışmayı kazanan şaire 500 yüz lira mükâfat verileceği için katılmadığı anlaşılır. Yakın arkadaşı Balıkesir milletvekili Hasan Basri Çantay, Mehmet Akif'e marşın kendisi tarafından yazılmasının uygun olacağını söylediği zaman:

'Ben ne müsabakaya girerim, ne de caize alırım' demiştir.

Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi de Mehmet Akif'in yarışmaya katılmasını istemektedir; fakat bunu kendisine söylemeye cesaret edemez. Sonunda yazdığı bir mektubu, yakın arkadaşı Hasan Basri vasıtasıyla Mehmet Akif'e göndererek kazandığı takdirde 500 yüz liranın bir hayır kurumuna bağışlanmasının kabul edildiğini bildirerek Mehmet Akif'in de bir şiir yazmasını sağlar.

Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, Mehmet Akif'in yazdığı şiirle birlikte gelen bütün şiirleri bir dosya halinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderir. İstiklal Marşı dosyası, üç kez Meclis'in gündemine gelir. İlki, 26 Şubat 1920 tarihli gündemdir.

Konuya, nasip olursa, devam edeceğiz.

  

 

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları