İstiklal Marşı'mız TBMM'de '' 3
Cüneyt Özdemir
TBMM'nin gündemine geldiği bu oturumlarda yapılan konuşmaları ve tartışmaları, tutanaklardan takip ederek görmek, meclisin hem o günlerdeki havasını, hem marşımızın anlamını daha yakından kavramamıza yardımcı olacaktır.
İstiklal Marşı'nın TBMM'nin gündemine
ikinci kez gelişi, 1Mart 1920 tarihli oturumundadır. Bu oturumun başkanlığını
Mustafa Kemal Paşa yapmıştır. Oturumun gündeminde dört madde vardır: 1) Zapt-ı
sabık hulasası, 2) Aza-yı kiram muamelatı, 3) Nutuklar, 4) Takrirler. İstiklal
Marşı, Takrirler maddesinde müzakereye açılmıştır.
Müzakere başlayınca başkan, Balıkesir
milletvekili Hasan Basri Bey'in, İstiklal Marşı'nın Hamdullah Suphi tarafından
mecliste okunmasına dair bir takriri olduğunu bildirir. Bursa milletvekili
Muhittin Baha ile Kütahya milletvekili Besim Atalay, daha kabul edilmedi
diyerek itiraz ederler ve hangi İstiklal Marşı'nı okuyacak diye sorarlar. Hasan
Basri, söz alıp o ana kadar yapılan işleri özetleyerek, Milli Eğitim
Bakanlığı'nın yarışmaya gelen şiirlerden yedi tanesini seçip bastırdığını ve
milletvekillerine dağıttığını hatırlatır ve o yedi şiirden herhangi birisini
okumasını ister. Başkan bu öneriyi oya sunar, öneri kabul edilir. Tam o sırada
Başkan, yeni bir önerinin geldiğini bildirir. Manisa milletvekili Reşat Bey, bu
mübarek meclisimizin oturumu sonunda Abdülgafur Efendi tarafından bir dua
okunmasını istemiştir. Sıralardan Şer'iye vekili var, sesleri yükselir. Başkan
bunlara aldırmayarak öneriyi oya sunar ve öneri kabul edilir.
Bu arada Hamdullah Suphi hazırlanır ve
İstiklal Marşı'nı okumak üzere meclisteki milletvekillerin oturdukları tahta
sıraların en öndekinin yanına gelir ve önce bir sunuş konuşması yapar.
'Arkadaşlar' hitabıyla başladığı konuşmasında, Milli Eğitim Bakanlığı'nın son
mücadelemizin ruhunu terennüm edecek bir marş yazılması için şairlerimize
başvurduğunu hatırlatır. Devamında gelen şiirlerin arasında, İstiklal Marşı
Yazma Yarışması'nın açıldığını bildiren duyuru metnindeki şartlara uyan bir
şiirin bulunmadığını söyler. Bu arada dönemin ünlü şairi Mehmet Akif'in çok
asil bir endişeyle bu yarışmaya katılmadığını gördüğünü ifade eder. Bir dizi
işlem yaparak endişesini giderdikten sonra, onun da bir şiir yazmasını
sağladıklarını bildirir. Bakanlığının yedi şiiri bastırdığını ve vekillere
dağıttığını hatırlatır.
Daha da önemlisi Hamdullah Suphi, kendi
tercih hakkını kullandığını ve burada okumak üzere Mehmet Akif'in şiirini
seçtiğini açıklamıştır. Devamında 'sizin
seçiminiz benim seçimimi ortadan kaldırabilir' diyerek tam bir demokratik
tavırla onun şiirini okuyacağını bildirir. O, tercihini bir tecrübesine
dayandırmıştır:
Gelen şiirlerden üç tanesini seçip ordu
kumandanlıklarına göndermiş ve 'Askerlerinizi toplayarak bu şiirlerin her
birini ayrı ayrı okuyunuz, hangisinin asker üzerinde daha derin bir heyecan ve
coşkunluk doğurduğunu gözlemlerseniz, kendi düşüncelerinizi de ekleyerek tez
elden bildiriniz' demiştir. Kısa bir zaman sonra gelen Mehmet Akif'in şiirini
övücü mektuplardan edindiği izlenime göre aradıkları şiirin o şiir olduğuna
kanaat getirdiğini ifade etmiştir.
Hamdullah Suphi, bu sunuş konuşmasından
sonra, dediğimiz gibi en öndeki tahta sıranın yanında gür sesiyle şiiri okumaya
başlar. Tutanak kayıtlarına göre bazı dörtlüklerin sonunda 'şiddetli alkışlar',
'alkışlar', 'inşallah sedaları', 'sürekli alkışlar' meclis tavanlarını inletir.
'Tekrar okuyunuz!' seslerinin yükselmesi
üzerine, oturumu yöneten Mustafa Kemal Paşa, Hamdullah Suphi'yi, kürsüye,
yanına çağırarak ikinci kez orada okutmuştur. Aynı heyecan ve coşku ikinci
okuyuşta da devam etmiştir.
Ortalık sakinleşince Başkan, verilmiş
olan önergeye uyarak Abdülgafur Efendi'ye dua okutmuş ve oturumu
kapatmıştır.
Başkan, meclisin bu heyecanlı ve coşkulu
oturumunun sonunda oylamaya gidebilirdi; fakat gitmemiştir. Bunun sebebini
açıklayan bilgiyi, tutanaklarda göremediğim gibi, ilgililerin daha sonra
basılan anılarında da bulamadım.