İşin içinden çıkmak
Cüneyt Özdemir
Hakikatten hükümet daha önce açıkladığı desteklemelerde iyileştirme yaptı.
Hatta 'iyileştirme' sözü hafif kalır, rakamları ikiye
katladı.
Hükümet erken seçim kararı alır veya almaz, şayet erken
seçim kararı alırsa üzerinden konuşacak olursak; 'buralarda tablo ne olur'
sorusunu soralım.
'Buralarda' dediğim Edirne'den bahsediyoruz.
Bizim gençliğimizde ve mesleğimizin ilk döneminde siyasetin
yazılmamış kuralı şuydu; iktidar tabii olarak yıpranır, iktidarın çeşitli
icraatlarından memnun kalmayanların tutum değiştirerek oy verdiği muhalefet
güçlenir.
Ama neredeyse 20 yıldır artık bu kural işlemiyor.
Türkiye'de ana muhalefet partisi yüzde 20 küsura demirlemiş.
Edirne'de ise nasıl olsa AK Parti'ye oy vermeyen 'kemik' bir
kesim var, CHP ceket koysa milletvekili oluyor, belediye başkanı oluyor.
Muhalefet (CHP) burada yani Edirne'de o yüzden rahat.
Ancak bunun böyle olmadığını son yerel seçimlerde gördük.
'Edirne şöyle kalemiz, böyle kalemiz, Atatürk, Cumhuriyet,
laiklik, Mustafa Kemal'in askerleriyiz' derken, İYİ Parti ile ittifak halinde
olmasa CHP Edirne'de seçimleri kaybediyordu.
Şimdi eğer yakında erken seçim olacaksa (ki çiftçi gübre
desteklemelerinin iki katına çıkmasından dolayı böyle bir sinyal almış) CHP'nin
işi buralarda pek de kolay değil.
Çünkü CHP buralarda kış uykusunda.
İtiraz edenler için gözlemlerimi aktarayım, bana hak vereceklerdir.
AK Parti'nin Edirne il başkanlığına Belgin Hanım (İba)
geldikten sonra bir canlılık geldi.
Ekibiyle birlikte Edirne'de ayak basmadık yer, çalmadık kapı
bırakmıyorlar.
Edirne kamuoyuna GÜNDEM'in duyurduğu şu yıldırım çarpması
sonucu yaralanan gence ziyarete, Havsa'nın Azatlı köyüne gidilmiş, şaşırdım.
CHP ne yapıyor peki?
Nasıl olsa iki milletvekilleri torbada keklik ya otur,
laklak yap ya da geyik yap.
CHP'nin il başkanı bir milletvekilliği sevdasına kapılmış,
anladığımız kadarıyla sadece o hesapları kovalıyor.
MHP'de bir canlılık var, Saadet Partisi her hareket halinde,
basınla diyalogdalar, sahada çalışıyorlar.
Baştan söyleyeyim; desteklediğim, oy verdiğim bir parti
değil ama burada İYİ Parti'yi özel olarak ele almak istiyorum.
Biliyorsunuz CHP ve İYİ Parti aynı ittifak içinde yer
alıyor.
Ama biri (CHP) yatarken diğeri yani İYİ Parti'nin
Edirne'deki kurmayları sahanın her yerinde var.
Hatta diyebilirim ki, CHP'nin Edirne'deki görevini
devralmışlar.
Nerede bir yangın, bir kaza var, nerede insanlar zarar
görmüş, mağdur olmuş, İYİ Partililer orada.
Artık aklıma en son gelen şu; CHP'liler 'Nasıl olsa İYİ
Parti ile aynı ittifaktayız, onlara verilen oylar bize de verileceği için
bırakın onlar çalışsın, semeresini biz de görürüz' diyor.
Gerçekten öyle olur mu, İYİ Parti çalışırsa bunun faydasını
CHP de görür mü, bütün bunların cevaplarını erken seçim olursa göreceğiz.
Ama bence o işler öyle yürümüyor, hep altı pasta yat, sonra
bir pas gelsin, golü at, oh ne güzel hayat!
***
Bugün GÜNDEM'in manşetinde okuyacaksınız.
Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan'ın danışmanı Olcay
Bakkalcı birkaç gün önce vatandaşların ihbarıyla Selimiye Camii civarında yeni
doğum yapmış bir köpek ile 4 yavrusunu kurtarmıştı(!)
Cümlenin sonuna (!) koydum, yazım kurallarını bilenler bilir;
bir cümlenin anlamının tersine bir durum varsa bu noktalama işareti konur.
Bizim manşet haberden de anlaşılıyor ki, Olcay o hayvanları
kurtaramamış.
Olcay'ın bu girişimi anne ile birlikte 4 yavrunun belediyeye
ait barınağa götürülmesini sağlamış.
Ama düşünün, can kurtarayım derken ölmelerine neden
oluyorsunuz.
Yani kaş yapayım derken, göz çıkarıyorsunuz.
Meğer hayvanseverlerden duyduğumuz kadarıyla; yeni doğmuş
bir köpek yavrusuna insan eli değerse anne bir daha o yavruyu istemiyor ve
beslemiyormuş ve tabii ki o yavru büyük ihtimalle ölüyor.
Olcay'ınkisi 'Bu hayvanları kurtarayım, sosyal medyada
paylaşayım, puan toplayayım' cinsinden bir şey miydi?
Olcay'ı uyaran hiç kimse olmadı mı mesela?
Yoksa uyardılar da Olcay kulak asmadı, bildiği yoldan yürüdü
mü?
Hep birlikte çıkalım bakalım işin içinden'¦