Cüneyt Özdemir

İnsanlık kazansın

Cüneyt Özdemir

Gurbetçilerin dönüş zamanı olduğu için uzun kuyruklar oluşuyor.

Korkumuz bu.

Yola çıktık, Pazarkule'de çok fazla kuyruk yok.

Bir süre bekledikten sonra Türkiye'den çıkış yaptık.

Tampon bölgeyi geçtikten sonra uzun bir otomobir kuyruğu gördük.

Birkaç Türk, Yunan ve Bulgar plakalı otomobilin dışındakilerin hepsi Alman, Fransız, Belçika, Avusturya vb plakalı araçlar gördük.

Hepsi Türk gurbetçilerdi kuyruktakilerin.

Saatlerce beklediğimiz için ister istemez önümüzdeki, arkamızdaki otomobillerde seyahat edenlerle dostluk kuruyoruz, sohbet ediyoruz.

Hepsi yeni nesil gurbetçiler.

Çoğu ya Avrupa ülkelerinde doğmuş ya da çok küçük yaşta Avrupa'ya gitmiş.

Biz gümrüklerdeki sırada birkaç saat beklemiş değiliz.

Onlar alışmışlar, hoşlarına gitmiyor ama isyan etmeden, bağırıp çağırmadan bekliyorlar.

Önceki akşam o birkaç saatlik kuyruk macerasında şunu gördüm.

Gurbetçiler kendi aralarında (karı '“ koca) konuşurken yaşadıkları, çalıştıkları ülkenin dilini konuşuyor.

Çocuklarıyla ona keza.

Sanırım onlara ana dillerinden daha kolay geliyor yaşadıkları ülkenin dili.

Bu şunun işareti; bir '“ iki nesilden sonra Türkler Avrupa'da asimile olur.

***

Kuyrukta beklerken Yunanistan'a yaya olarak gidip gelenlere tanık olduk.

Aralarında tanıdıklar da vardı.

Selamlaştık, birbirimize hal '“ hatır sorduk.

Bunlardan bir tanesi dün öğleden sonra bana sosyal medyadan mesaj yazmış.

Anlatılanlar doğruysa (ki bu tanıdığımın yalan '“ yanlış konuşacağına asla ihtimal vermem) vay halimize.

Şimdi o tanıdığımın bana yazdıklarını aktarayım.

Sonra sorularım olacak.

'25.08.2019 tarihi akşam saat sekiz suları bir arkadaşımla Pazarkule sınır kapısından Yunanistan'a çıkış yaptık. Kastanies'ta birer kahve içtik, döndük. Dönerken freeshoptan kişi başı miktarda sigara ve alkol alıp döndük. Gümrükte görevli pasaport polisi bizi ülkeye alamayacağını, elimizdeki sigara ve alkolü atarsak alabileceğini ısrarlarımıza rağmen sürdürdü. Bu arada bir başka vatandaşı tehdit edip Yunan polisine de adını bildireceğini bir daha bu kapıdan geçemeyeceği tehdidiyle muafiyet kapsamında bulunan 3 karton sigara ve 1 litre alkolü atıp gelmek zorunda kaldık. Polis gümrük memuru gibi davranabilir mi?'

Aslında vatandaş sorulması gereken soruyu sormuş.

Biz de soralım; bu iş soruşturulacak mı?

Daha doğrusu bu gibi işlerden Edirne Valisi Ekrem Canalp ve Edirne Emniyet Müdürü Ali Kemal Kurt'un haberi var mıdır?

Böyle keyfi uygulamalar olabilir mi?

***

Haftada birkaç gün Gölet'teki yürüyüş alanında yürüyüş sporu yapıyorum.

Sabahın erken saatleri serin oluyor.

Geçtiğimiz yıllarda neredeyse her gün spor yapıyordum.

Ancak bu yıl olmadı, ancak haftada birkaç gün.

Yine de hiç yoktan iyidir.

Çoğu zaman eşe dosta rastlıyor, birkaç turu birlikte yürüyoruz.

Hasbihal ediyor, güncel konularda fikir alışverişi de yapıyoruz.

Orada tanık olduğum ve 'insanlık ölmemiş' dediğim bazı olaylara da tanık oluyorum.

Örneğin orada tanıştığım emekli bankacı, gece oralarda kafayı çekmiş olan gençlerden arta kalan bira şişelerini alıp geri dönüşüm kutusuna (dikkatinizi çekerim çöpe değil geri dönüşüm kutusuna) atıyor.

Sabaha kadar fırında kürek sallayan, ekmek mayalayan fırıncı ustası, fırında kalmış bayat ekmekleri alıp geliyor, civardaki sokak hayvanlarını besliyor.

Emekli bir öğretmen bu kurak günlerde kurumak üzere olan fidanları, çok uzaktan doldurup getirdiği suyla suluyor.

Ki, emekli öğretmen yalnız değil, zaman zaman kalabalık oluyorlar.

Hani hepimiz o fırıncı ustası, emekli bankacı ve öğretmen gibi yapabilsek.

İnsanlık kazansa.

Yazarın Diğer Yazıları