Cüneyt Özdemir

İmdat mı? İsyan mı?

Cüneyt Özdemir

Belki hak veren çıkar.

Bugün okuduğunuz bu gazete dün ne büyük zorluklarla çıktı bir bilseniz.

Dün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günüydü.

Basın mesleğinin zorluğu anlatıldı, mesajlar yayınlandı.

Gazetecilik mesleği zaten zor bir meslektir.

Haftada bir gün izin yaparsınız, hep bir koşturmaca içindesinizdir.

Ailenizle veya arkadaşlarınızla şöyle ağız tadıyla bir program yapamazsınız.

Akşam mesainiz beş '“ beş buçuk değildir hiç.

Haber trafiği uzar, uzadıkça sizin işten çıkışınız da uzar.

Kışta, kıyamette haber peşindesinizdir.

Kolay kolay kimsenin içinin kaldıramayacağı, görmemek için başını yana çevireceği cinayet ve kaza manzaralarına siz bakmak hatta görüntüsünü çekmek zorundasınız.

Hem tehlike altındasınızdır, denyonunbirisi daha önce yazdığınızı bir haberin intikamını almaya kalkabilir.

Arı kovanına çomak soktuysanız her köşeden saldırmaları an meselesidir.

Neyse anlatmak istediğim bunlar değil.

Bu kez bizim gazete çalışanlarının direkt yaşadığı bir olaydan bahsediyorum.

Bulunduğumuz binada elektrikle ilgili bir sorun vardı.

Tehlike olmasın, binada bir doğalgaz patlaması olmasın diye GAZDAŞ'a haber verdik, geldiler doğalgazı girişten kestiler, bütün bina soğukta tabi ki.

Ne yapabiliriz, önce can güvenliği'¦

Neyse ki elektrikçi arkadaşımız geldi, doğalgazı tehdit haline getiren sorunu halletti.

Biz de doğalgaz sorunu çözülene kadar elektrikle ısınalım dedik, ne mümkün?

Çünkü binaya gelen voltaj düşük.

Bu yüzden televizyon çalışmıyor, bilgisayarlar ikide bir açılıp kapanıyor.

Elektrikli ısıtıcılar ancak kendisini ısıtıyor.

GAZDAŞ doğalgazımızı açsa bile kombiler düşük voltaj nedeniyle çalışmıyor.

Gazete sayfalarının yapıldığı bilgisayar birkaç dakikada bir kapanıp sistemini yeniden başlatıyor.

O ana kadar yaptıkların kaydedilmediği için de silinip gidiyor.

Arkadaşlar üşümeye razı, yeter ki gazete çıksın.

Ama o da mümkün değil.

Tam bir sinir harbi.

Düşük voltaj için çağırdığımız bütün elektrikçiler TREDAŞ'ın kutularından binaya gelen enerjinin düşük olduğunu söylüyor.

TREDAŞ'ı çağırıyorsunuz, gelip girişte ölçüm yapıp 'Bizim yapacağımız bir şey yok' diyor ve gidiyorlar.

'Böyle olmayacak' dedim ve arkadaşları ısınabilecekleri ve enerji açısından rahat çalışabilecekleri yerlere gönderdim.

Örneğin bir arkadaşım gazete sayfalarını evinde yaptı.

Bir arkadaşımız takip ettiği haberleri arkadaşının bürosunda yazdı.

Soğuk filan ama ben de gazetede nöbetçi kaldım.

Zaman zaman gidip gelen bir ısıtıcıyla idare edip yazımı yazdım.

Birkaç gündür GÜNDEM, böyle bir eziyetin çekilmesiyle çıkıyor.

Sonradan öğrendim ki diğer binalardaki komşu esnaf da düşük voltajdan mustarip.

O zaman ben buradan hem imdat diyorum hem de isyan ediyorum.

TREDAŞ'a buradan çağrımdır.

Burası Edirne'nin merkezi, hem de en merkezi yeri; 'ışıklar dört yol.'

Sen burada abonelerine düşük voltajlı enerji veriyorsan kenar mahalledeki vatandaşın vay haline!

Madem oradasınız bu işi layıkıyla yapın ya da kalkın o koltuklardan!

***

Dün sabah erken saatlerde bir yakınımın sağlık sorunu nedeniyle Kırklareli'ne gitmek zorunda kaldım.

Saat sekiz civarları, yağmur nedeniyle hava biraz da kapalı.

Otogar zifiri karanlık, bildiğin korku tüneli.

Sağ, sol kırık dökük, enkaz.

Mustafa Altunhan ağa, o otogara bak biraz yav!

 

Yazarın Diğer Yazıları