Cüneyt Özdemir

Huzur, uyum yeterince mutluluğun gizemi

Cüneyt Özdemir

Uyum sağlayamadığımızda da genellikle ortamdan, koşullardan veya insanlardan dolayı uyum sağlayamadığımızı düşünürüz. Pandemi sürecinde bu konu hakkında bayağı düşündüm. Neden mi? Çünkü ben şimdiye kadar hiç uyumsuzluk yaşamamıştım. Nereye gidersem gideyim, hangi ortama girersem gireyim uyum sağlardım. Fakat pandemi sürecinde yaşanan değişikliklere uyum sağlayamadığımı fark ettim. Fark ettikten sonra doğal olarak kendime bunun sebebini sormaya başladım. Sonunda anladım ki uyumlu olmak için kendimizle uyum içerisinde olmalıyız. Bu neden önemli? Kendimizle uyum içerisinde olduğumuzda neler oluyor? Mutlu, minnet dolu, huzurlu ve neşeli oluruz. Bunun dışında yaptığımız her şey bize kolay ve zahmetsizce yapılmış gibi gelir. Hepimizin böyle hissettiği zamanlar vardır aslında. Neden sürekli sakin ve mutlu olamıyoruz? Doğal içgüdümüz neşeli ve eğlenceli olmaktır aslında. Çocukları düşünelim, gerekirse onları biraz gözlemleyelim. Oynarlar, eğlenirler, kahkaha atarlar, hareket etmek ve eğlenmek isterler. Toplum ise bize erken yaşlardan itibaren bir şeyleri elde etmek için, başarmak için çabalamamız ve sürekli bir mücadele içinde olmamızı öğretir. İstediğimiz şeyler için savaşmamız gerektiğini ve ancak kazandıktan sonra başarılı ve mutlu olabileceğimiz empoze edilir. Sonuç olarak ne pahasına olursa olsun bir amacın peşine koyuluyoruz ve amaca ulaşmak için ödediğimiz bedel nedir? Bu aslında bizi mutluluktan ne kadar uzaklaştırıyor bunu göremiyoruz. Bir tür düşünme tipi vardır. Bu aslında bir tuzaktır. Örnek vermek gerekirse 'sadece piyangoyu kazanırsam', 'sadece o benimle evlenirse', 'sadece çocuklarım benim uygun gördüğüm gibi davranırsa, 'sadece yüksek maaş alırsam mutlu olurum' gibi. Tanıdık gelmiş olmalı aslında. Bu tip bir düşüncede mutluluğumuzu koşullandırmış oluyoruz ve mutluluktan uzaklaşmış oluyoruz.  

Çekim yasası burada da geçerlidir aslında. Neyi düşünürsek, hayat bize onu verir. O yüzden mutlu ol ki mutluluğu kendine doğru çek. İçimizdeki uyuma geri dönecek olursak eğer, okulda veya aileden öğrendiğimiz çabasız hiçbir şey elde edilmez düşüncesini bir kenara bırakarak, çabalarımızı dış hedeflere doğru değil de nasıl iç huzuru ve barışı sağlarız o yöne doğru yönlendirelim. Bir şeyler yapalım, bizi mutlu etsin beklentisinden özgürleşerek.  Birde öyle mutlu olmayı deneyelim. Sadece şu olursa mutlu olurum düşüncesini bırakalım. Birine gülümseyelim ki, oda gülümsesin, bahçedeki gülün kokusunu içimize çekelim ve ne kadar güzel olduğunu bir başkası ile paylaşalım ki o da onu fark etsin ve mutlu olsun, ağaçtaki kuşun şarkısını dinleyelim ve eşlik edelim. Güzel ve olumlu düşüncelere içimizde yer açalım. Bunun en güzel yolu sanırım yüksek sesle ve zihnimizde 'teşekkür ederim' demektir. Önce varlığımıza teşekkür edelim çünkü her şey varlığımızla başlar. Şu anda sahip olduklarımıza, elde ettiklerimize ve bize verilenlere teşekkür edelim'¦

Yazarın Diğer Yazıları