Her yol mübah mı?
Cüneyt Özdemir
CHP'den biraz uzak kalanlar 'telaş' kelimesine bir anlam veremeyebilirler.
Bazı
çevreler Türkiye ekonomisindeki bir takım tıkanmaları gerekçe göstererek bir
erken seçim olacağı tahmininde bulunuyorlar.
Hatta 'baskın
erken seçim' diyenler var.
Seçim
sinyali olsa da AK Parti ve MHP'de listeler genel merkezden yapılır.
Dolayısıyla
oralardaki kulisler seçim nedeniyle pek dalgalanmaz.
CHP'de ise
listeleri büyük ölçüde yine genel merkez yapmakla birlikte aday adayları kulis
yapmak üzere partinin yüksek yerlerini işgal eden ağabeylerini ararlar.
Ne olur ne
olmaz, ön seçime karar verilirse de ittifaklara başlarlar.
CHP
eskiden tam bir er meydanıydı.
Ön seçim
yapılıyorsa her aday adayı ortaya çıkar gücü ne kadarsa güreşir, mücadele eder
ve ona bir sonuç alırdı.
Ama artık
öyle değil.
Milletvekilliğinde,
belediye başkanlığında, belediye veya il genel meclisinde gözü olan herkes
Ankara'da bir yerlere güvenir olmuş.
Hiç kimse
ön seçim istemiyor.
Herkes
'ağabey' pozisyondaki adamı, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na adını söylesin,
o da listelerde yer alsın beklentisi içinde.
Ön
seçimler ise riskli.
Sandık
bildiğiniz kapalı kutu.
İçinden ne
çıkacağı belli değil.
Delege ve
taban birisini tuttu mu ne yapsan bir yere kadar, engelleyemiyorsun, önünü
kesemiyorsun.
Hatırlayın
2015 ön seçimlerinde Okan Gaytancıoğlu'nu delege öyle bir benimsemişti ki hiç
kimse onun açık ara birinci olmasını engelleyemedi.
Ön seçimde
kontrol kimsenin elinde değil.
Ya da
kısıtlı bir kesim kontrol edilebiliyor.
Şimdi CHP
içinde bazı kesimler eğer bir erken genel seçim olursa ön seçim olmamasından
yana.
Neden ön
seçim istemiyorlar?
Aslında
tabanın, delegenin kendisine bir sempatisi olmamasına rağmen sırf belediye
başkanına yakın diye bulunduğu yere gelmiş.
Kendi
gücüyle mahallesinden delege seçilemeyecek kişiler şimdi örgütü yönetiyor.
Yetmedi
milletvekili hesapları yapıyor.
Ve çok
acıdır ki CHP'de her yol mübah olmuş.
Sosyal
medya kullanarak yalan yanlış haberler yapılıyor.
Örneğin
hâlâ kim tarafından yönetildiği bilinmeyen bir hesap (ve ne yazık ki
kimliklerini açıklamıyorlar) geçtiğimiz günlerde CHP Edirne eski milletvekili
Nejat Gencan, Taban Hareketi'nin önde gelen isimlerinden Ergun Türkyılmaz ve
CHP Edirne Kadın Kolları İl Başkanı Çiğdem Gegeoğlu'nun bir araya geldiğini
yazdı.
Gencan ve
Türkyılmaz'la konuştum.
Böyle bir
görüşmelerinin olmadığını söylediler.
'İkisi de inkâr
ediyor, görüştüklerini söylemek istemiyorlar' diyeceksiniz.
Türkyılmaz'la
40 küsur, Gencan'la 30 küsur yıllık hukukum var.
Bu
hesaptaki paylaşımlarla genel olarak parti içine ayar veriliyor izlenimi var.
Geçtiğimiz
günlerde yine 'Teknokrat vekil istemiyoruz' gibi paylaşımlar oldu.
CHP'ye
yakın olup da çeşitli kurumlarda mühendis veya yönetici olarak çalışan dürüst,
temiz insanlar var.
Ve tabi ki
korku; bu adamlar genel merkeze başvurur ve genel merkez de bunları aday
gösterir mi?
Oysa şöyle
düşünelim;
Birilerinin
isteğiyle partinin yukarılarındaki bir koltuğa oturtulmuş ama partililer
tarafından sevilmeyen, sivil toplum örgütleriyle sorunlu (hatırlayın bir tanesi
kendisiyle görüşmeye gelen çevrecileri partiden kovmuştu) birileri bir tarafta,
işlerini layıkıyla yapmış, kent ve çevre sorunlarını kendisine dert etmiş,
kentte yaşayanların önemli bir bölümünün gönlünde taht kurmuş birileri diğer
yanda.
Her gün
parti il, ilçe binasında gün geçirenle partiye bazı aralıklarla gelen bir mi
sorusu gündeme gelebilir.
Görevi
gereği partiye uğrayanlar tabi ki 'hep parti saflarındayım' diye övünebilirler.
Bunda bir
sakınca yok.
Yeter ki
parti göreviyle particiliği meslek edinmeyi karıştırmasınlar.
***
Türkiye
çapındaki çok sayıda baronun yöneticileri Ankara'ya yürüyor.
Getirileceği
söylenen 'Çoklu baro' sistemini engellemek istiyorlar.
Edirne
Barosu aralarında yok.
Edirne
Barosu yönetimi bunun açıklamasını bugün yapmıyorsa yarın yapar.
Edirne
Baro Başkanı Av. Alper Pınar'ın resmiyette parti üyeliği ve yöneticiliği yok
bildiğim kadarıyla.
Ancak
bakıyorum da baro yönetiminde bulunan CHP Edirne Merkez İlçe Başkanı Av.
'sessiz kalıyor' gerekçesiyle partilileri tarafından hedef alınmış durumda.
Baro
üyeleri ise Başkan Pınar'dan açıklama bekliyor.
Hakikatten
'çoklu baro' olacak mı?
Ben de onu
merak ediyorum.
***
Edirne Otogarı'nı
benden başka kimse yazmıyor.
Nedenini
bilmiyorum.
Ben Edirne
Belediyesi daha fazla zarara uğramasın diye yazıyorum.
Edirne
Belediyesi demek Edirne halkı demek yani ben demek.
Edirne
Belediye Başkanı Recep Gürkan, kararı alınalı bir yılı geçmiş olmasına rağmen
neden hâlâ otogarı ihaleye çıkarmıyor?
Otogarın
ihalesinin yapılmamasında benim ne kârım var?
Ya da
bundan kimin kârı var?
***
Farkındayım,
yerim kalmadı ama iki satır da olsa Trakya Üniversitesi'nde kısa çalışma
ödeneğinden yararlanmak isteyen işçilere değinmesem olmaz.
Onlarca
işçi bu ödenekten yararlanamadı.
Yararlanamaması
neden kaynaklanıyor?
İlgili
rektör yardımcısı, ilgili daire başkanı sessiz kalmasın.
İşçiler,
kamuoyu, basın (en azından GÜNDEM Gazetesi) bu konuda aydınlatıcı bilgi bekler.
Bekletmeyin
bizi'¦