Hepsi iftira mıydı?
Cüneyt Özdemir
Bulgaristan için de 'Türk turist' yok.
Çünkü
Bulgaristan'da test yaptırmak 100 leva.
Bir Bulgar
için çok para.
Bizde 250
liraya yapılıyor ama yine de çok para.
O yüzden
Edirne'nin çarşısı boş bu sıralar.
Geçmişte
Cuma, Cumartesi hatta Pazar günü Saraçlar Caddesi'nde neredeyse Türkçe konuşan
kimseye rastlayamazdın.
Şimdi bir
tek mobilyacılar iş yapabiliyor.
Bulgarlar
daha önce tanıdıkları mobilyacılardan katalog aracılığıyla da olsa alışveriş
yapıyor ve mobilyacılar hem satın alınan mobilyayı adrese teslim ediyor hem de
gönderdikleri montaj ustaları sayesinde mobilyayı müşterinin istediği yere
kuruyor.
Daha önce
Bulgar turistlerin üye olduğu sosyal medya grupları olduğunu ve burada
birbirlerine tavsiyelerde bulunduklarını yazmıştım.
En fazla
üyesi bulunan grup, 'Edirne'de Alışveriş' grubu.
Benim de
arkadaşım olan Stoyço Dobrev tarafından kurulmuş.
En son bu
yazıyı yazarken baktım; üye sayısı 204 bini geçmiş.
Edirne'nin
nüfusundan fazla üyesi var yani.
Üyelerden
birisi dert yanıyor.
Edirne'deki
bir mağazadan 21 bin liraya mobilya almış ve paranın 16 bin lirasını peşin ödemiş.
Firma 30
gün içinde getirip montajını yapacağını söylemiş.
Ancak süre
uzamış da uzamış.
Bekleyiş
bıktırıcı bir hal almış.
Sonunda
mobilyalar gelmiş ama istenen ölçülerde, istenen renkte değilmiş.
Bu kadar
sıkıntıdan sonra müşteri geri kalan paranın bir kısmını kesmiş.
Firma
bütün bunları pandemiye bağlamış.
Oysa
ticaretin yazılmamış kuralı; müşteri daima haklıdır.
Sanki
orası mobilya mağazası değil resmi daire.
Gelene
'Bugün git, yarın gel' deme lüksün var sanki.
Adam da
204 bin kişinin takip ettiği grupta bütün bunları paylaşmış.
Mağazanın
adını vermiyorum ama o açık açık yazmış.
Paylaşımın
altındaki yorumları da okudum.
Örneğin
bir tanesi firmanın adını soruyor ve 'Firmanın adını ver ki, başkaları
yanmasın' diyor.
Buyurun
bakalım.
Bunları
duyan, okuyan bir daha o firmaya, o mağazaya gider bir şey alır mı?
Elbette bu
olumsuzlukları müşterinize yansıtırsanız Edirne'nin ve Türkiye'nin adı zarar görür.
Ama en
önemlisi firma olarak sen zarar görürsün.
Kendi
ayağına sıkmanın gereği yok.
'Reklamın
iyisi '“ kötüsü olmaz' demeyin.
Ticarette
kötü reklam insanı batırır.
Hele de
sosyal medyada dile düşersen iflah olmazsın.
***
Sosyal
medyada Edirne CHP ile ilgili bir tefrika var.
Daha önce
iyi arkadaş olan iki kişi CHP'de olan bitenleri konuşmuş, konuşan taraflardan
birisi CHP ve Edirne Belediyesi'yle ilgili çeşitli iddialarda bulunmuş.
Sonra
araları açılınca bu iddialar ve konuşmalar ortalığa saçılmış.
Bir yandan
eteklerdeki taşlar dökülüyor.
Ama bir
yandan da üzücü tabi, adı geçenlerin hepsini tanıyorum.
Yok efendim
CHP Genel Merkezindeki birilerine 5 takım elbise yaptırılmış 'rüşvet' olarak.
Yok Trakya
Üniversitesi'nde çalışan iki kardeş 'hırsızlık' suçlamasıyla işten atılmış.
(Hakkında böyle bir iddia bulunanlardan bir tanesi şimdi CHP'de önemli yerde.)
Yok efendim,
pandemi sırasında Edirne Belediyesi tarafından dağıtılan kolonyalar kimden
alınmış?
Daha neler
neler var.
Sonra da
bu iddiaları ortaya atan kişi tutmuş bu paylaşılan konuşmalarda adı geçen
herkesten özür dilemiş.
Adını
vermeyeceğim, bu iddiaları ortaya atanı tanıyorum.
Güzel
kardeşim; bu iddialar o zaman iftira mıydı?