Hani biz turizm kentiydik
Cüneyt Özdemir
Evet ama sanayi İstanbul'a yakın olsun ister.
Kimler
gelir?
Etrafı,
doğayı, havayı kirleten sanayi gelir.
Öylesi
kalsın.
Üç kişi iş
bulacak diye (kaldı ki asgari ücretten daha fazla bir maaş da vermiyorlar)
güzelim Edirne'yi kaybetmeyelim.
Başlarda
turizm kenti konusunu telaffuz eden az kişiydik.
Şimdi
artık herkes bunu kabul ediyor.
Şimdi
artık Edirne'de her şey turizme göre planlanıyor, tasarlanıyor.
Örneğin
Edirne'nin turist otobüslerinin yolcularının indirip bindireceği özel bir yer
var.
Yer
dediğimiz Eski Cami'nin karşı tarafında uzunca bir cep var.
Fakat
gidip bakarsanız, bu cepte bir tek turist otobüsleri yok.
Çünkü bazı
uyanıklar orasını kendilerinin özel otoparkı haline getirmiş.
Muhabir
arkadaşımız Uğur'a (Akagündüz) bu konuyla ilgilenilmesi ricasında bulundum.
Kardeşimizin
eline sağlık, güzel bir 'çelişki' haberi ortaya çıkmış.
Yani turist
otobüsü için yolcu indirme '“ bindirme yeri diyorsunuz da o otobüsler oraya
yanaşamıyor.
Bu konu
GÜNDEM'in dünkü sayısında manşetti.
Peki bu
konuyu GÜNDEM görüyor da yetkililer neden görmüyor?
İhmal mi
dersiniz?
Bananecilik
var mı dersiniz?
Sonuçta
ortada bir problem var.
Umarız
yetkililer bizim haberimizden ve benim yazımdan sonra konuya el atarlar.
Konuya
duyarlıyız ya konuyla ilgili bütün gelişmeler de dikkatimizi çekiyor.
Algıda
seçicilik dedikleri şey bu olsa gerek.
Dün bir
yandan bizim manşet.
Ama öbür
yandan Yunan plakalı turist otobüsleri yolcularını Bankalar mevkiinden aldığını
gözlerimle gördüm.
Bankanın
açılmasını bekliyorum.
Gözümün
önünde iki otobüs yolcularını oradan aldı.
Trafik
oralarda zaten sıkışıyor.
Bir de o
otobüsler orada yolcu alınca sorun daha da büyüyor.
Yolcularını
oradan şoföre ne diyeceksin?
Hiçbir şey
deme kardeşim.
Özel
olarak ayrılmış alanın bazı uyanıklar tarafından işgal edilmesine göz yumarsan adama
ne diyebilirsin?
Eğer bir
şey diyorsan, ceza kesiyorsan 'Benim ülkeme gelme kardeşim, benim turiste,
dövize ihtiyacım yok' demektir bu.
Eğer böyle
davranacaksak; hani biz turizm kentiydik?
***
Aslında
bugün biraz politika da yazmayı planlamıştım.
Ancak
meslektaşımız DHA'dan Ali Can Zeray'ın başına gelenlere bir parça burada yer vermek
istedim.
Ali Can,
otomobilini çalıştığı ajansın bürosunun bulunduğu yere park eder.
Birkaç
haberi takip eder.
Geldiğinde
yakınlardaki marketin çalışanları, bir aracın onun otomobiline çarptıktan sonra
çekip gittiğini söylerler.
Arkadaşımız
güvenlik kameralarından çarpan aracın plakasını tespit eder.
Gider
şikayette bulunur.
Ancak
anladığımız kadarıyla savcılık olaya ceza açısından bakmış.
Ali Can'ı
hukuk mahkemesine yönlendirmişler.
Sonra
baktık ki çarpan araç ünlü bir süt ve süt ürünleri firmasının bölgede bayiine
ait.
Arkadaşımız,
benim de tanıdığım bayii aramış ama iddiasına göre hakaret işitmiş.
Şimdi
arkadaşımız bu konuda yeni bir hukuk savaşı başlatmak istiyor.
Bana göre
bu işlerin uzamasına gerek yok, benim de tanıdığım o kişi, eğer bu satırları
okuyorsa park etmiş bir araca çarparak verdikleri zararı karşılamalıdır.
Bu arada
bir çelişki daha; arkadaşımız hukuk savaşı başlatmak ve yargıya başvurmak için
dünya kadar para ödemek zorunda.
Ne yani,
garibanın, dar gelirlinin hak arama hakkı yok mu?