Cüneyt Özdemir

Haksız tahrik

Cüneyt Özdemir

Babanın evlat katili olduğu çok cinayet işlendi Türkiye'de.

Trakya'da pek olmaz ama zaman zaman buralarda da cinayetlere tanık oluyoruz.

Ancak kamuoyunun bu cinayeti bu kadar ilgiyle izlemesi, sonrasında cinayeti gizlemek için babanın tuttuğu yoldu.

Ceset bir gün kadar evde kaldı.

Keşan'da bir dönerci dükkanı işleten katil zanlısı baba bir süre sonra kızının cesedini parçaladı ve cesedi sırt çantasında peyderpey ilçenin nispeten dışında olan ormanlık alana götürüp buraya gömdü.

Sırt çantasında ceset parçası taşırken aynı zamanda öldürdüğü kızının köpeğini de yanına alıyor, dikkat çekmemek için kendisine 'köpeğini gezdiren adam' süsü veriyordu.

Götüremediği için evde kalan parçaları ise satın aldığı derin dondurucuda muhafaza etti.

Baba, birkaç gün süren nakil işleminin ardından kızının cesedinden kurtulmuştu.

Daha doğrusu kendisi öyle zannediyordu.

İlk haber patladı; vatandaşlar ormanlık alanda gezerken kesik bir kadın kolu görmüş ve polise ihbar etmişlerdi.

Bu arada Diğdem de kayıptı.

Arkadaşları kendisine ulaşamıyordu.

Arkadaşları son çare olarak Diğdem'in annesini arayıp kızının nerede olduğunu sordular.

Aldıkları cevap pek tatmin edici değildi.

Annesine göre; Diğdem'in morali bozulmuş ve Keşan'ı terk etmişti.

Polis Diğdem'in anne ve babasının ifadesine başvurmuştu ama onlar da kızlarının nerede olduğunu bilmiyordu.

Bu arada ormanlık alanda cesedin diğer parçaları da birer birer ortaya çıkıyordu.

Anne baba gözaltına alındığında baba Hasan U., cinayet anını ve sonrasını tüm ayrıntılarıyla polise anlattı.

Anne Satı U., baba kızın kavgası sırasında bayılmıştı.

İfadesine göre; çok sonra kendine geldiğinde cinayetin işlendiği salona geçmiş, cinayet mahalli olan Diğdem'in odasına bakmamıştı.

Eşi Hasan'ın 'Diğdem'i boğdum' demesi üzerine cinayetten haberdar olmuştu.

Yine ifadesindeki iddiasına göre, sürekli ilaç kullandığı için olup biteni tam olarak algılayamıyordu.

Satı ve Hasan U., çifti Edirne 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde cinayetten yargılandılar.

Dava geçtiğimiz günlerde bitti.

Hasan U., önce ağırlaştırılmış ömür boyu hapis aldı ancak mahkeme onun cinayeti haksız tahrik altında işlediğine karar verdi ve cezasını 24 yıla indirdi.

Anne Satı U., ise cinayetten beraat etti ancak mahkeme suçu bildirmemeden sorumlu olduğuna karar vererek Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunma kararı aldı.

Bu haber önce GÜNDEM'de daha sonra da birçok yayın organında zaten yer aldı.

Okuyucularım arasında şaşıran vardır.

Neden vaka-i adiye cinsinden bir olay köşe yazısı oluyor?

Haber internette yayınlanınca altındaki yorumlara baktım.

Yine başta twitter olmak üzere sosyal medyada bu habere çok değişik yorumlar yapılmış.

Saymadım ama tahminen binlerce yorum, mesaj ve paylaşım var.

Mealen söylüyorum; 'Adam kızını öldürmüş, parçalara ayırıp gömmüş, 24 yıl ceza almış, az değil mi?' diyen var.

Konuyu, 'Kızı dansözmüş, adam namusunu temizlemiş' diye yorumlayanlar var.

Hiç kimse 'haksız tahrik' altında kalsa bile değil kızını, hiç tanımadığı bir insanı da öldürmemeli.

Tahrik olma kardeşim!

Tahrik cinayet bahanesi olamaz.

Ancak mahkemeler de yasalara göre yargılama yapıyor ve ona göre ceza veriyor.

Mahkeme adama önce bir ağırlaştırılmış ömür boyu hapis vermiş.

Sonra cinayet sırasında kızının babasına söylediği iddia edilen küfür ve hakaretleri 'haksız tahrik' sayıp indirim yapmış ve cezayı 24 yıl olarak vermiş.

Ağırlaştırılmış ömür boyu hapiste haksız tahrik indirimi uygulanırsa sanığa 18 ila 24 yıl arasında ceza verilebiliyor.

Mahkeme burada cezayı üst sınırdan vermiş.

Ama işin sırrı, cinayetin işlendiği odada Diğdem'in söylediği iddia edilen küfür ve hakaretlerde'¦

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları