Cüneyt Özdemir

Gurbet Çadırında Sahur

Cüneyt Özdemir

Dinen bu esneklik sunulmuş ve tutamayacak durumda olanlara zorunluluk getirilmemiştir. Korona virüsünden dolayı işine gitmeyen ya da yasaklar nedeni ile evde kalmak zorunda olan insanlarımız bu seneyi belki oruç tutarak geçirebilirler. Çünkü bazı işler ağırlığı ve mevsimsel sıcaklığın yüksek olması sebebiyle orucu tutmakta insanı zorlayabiliyor. 'Oruç tut, sıhhat bul' hadisi şerifini unutmamalıyız. 'Cüneyt kardeşim Ramazan ayı geldi başımıza hoca mı kesildin?' dediğinizi duyar gibiyim bazılarınızın, estağfurullah herkes kendi işini yapmalı tabii ki de. Ben şimdi sizlere dini terimleri değil de gurbette oruç tutan bir kardeşinizin neler hissettiğini anlatacağım. Hem de sahur ve iftarı kurduğu çadırda yapan; hem aç bir insanın neler hissettiğini hem de açıkta olan bir insanın neler hissetini paylaşacağım.

Ramazan ayı malum paylaşım ayıdır. Oruç tutmanın amacı kilo vermek ya da her zamankinden az yemek yemek değildir. Bizi yaratan yüce varlığın bize sunduğu nimetlere şükür etmek ve bu nimetleri bulamayan insanların halini anlamaktır amaç. Ben bu durumu biraz daha ileriye taşıyarak orucumu sadece yemek ile değil, barınak ile de tuttum. Orucun yeni bir boyutu da diyebiliriz aslında; sonuçta zorda olan insanları anlamaya çalışıyoruz ve elimizde olanlara şükür ediyoruz. Ben de sıcak bir yuvaya sahip olmanın ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlamak ve sahip olduklarıma şükür etmek için Pazartesi günü evimin bahçesine çadır kurdum. Çadırımda iftarımı yaptıktan sonra evdeki sıcacık yatağıma gidip yatmak yerine çadırımdaki şişme yatakta sahur vaktini bekledim. Saat gece on birden sonra soğuk kendini hissettiriyor, sabaha karşı artarak devam ediyor. Yanıma aldığım birkaç erzak ile karnımı doyurduktan sonra şükür ederek yattım. Çadırın içerisi bir süre sonra nemli oluyor, kamp yapanlar bilir. Aslında hoşta bir hava oluşturuyor ama ev bambaşka tabii. Düşünün dünya üzerinde milyonlarca evsiz var, ben yine şanslıyım ki çadırım var. Onu bulamayanlar da var unutmamalıyız. Diyebilirsiniz ki 'Yahu Cüneyt abartma!' tam tersine abartmalıyız bu ay. Her açıdan düşünmeliyiz bu ayı ve bize sunduğu güzelliği. Ben içimden böyle geldiği için hem açın hem de açıkta olanın halini anlamaya çalışıyorum. Bir düşünün başınızı sokacak bir yer yok, elinizde birkaç parça yiyecek ve gününüzü öyle geçireceksiniz ve yarın yine aynısı, öbür gün yine, yine, yine, yine...

Olayın bir de hayvanlar ile ilgili boyutu var; binlerce sokak hayvanı var. Mesken tuttukları yere bir parça yiyecek ile gittiğiniz zaman gözünüzün içine bakıyorlar. Onların çalışma ve ibadet etme zorunlulukları yok ama bizim var (tabii inananlar için söylüyorum) buna rağmen eskiler derler;            'Arife günü kuşlar bile oruç tutar' diye, bilmem hatırlar mısınız? En azından benim rahmetli dedelerim öyle derdi. Elinizde imkanınız varsa o güzel hayvancıkları da besleyin. Onlar sizin iftarı dört gözle beklediğiniz gibi bir parça ekmek bulmayı her gün dört gözle bekliyorlar. Bu ay ibadet ayıdır, çalışmak da bir ibadettir, hayvanları beslemek de, bir fakiri giydirmek de açıkta olana yardım etmek de. Ben çadırda bir ay kalmayacağım tabii ama inanın bir gece bile yetiyor insana o zorluğu anlamak için. Mutfağın yok, banyon yok, oturma odanda izlediğin full HD plazman yok. Yok da yok işte...  Ama şu an sizde var ve kıymetini bilin. Bu mübarek ayın başta size, sonra da tüm dünyamıza yeni bir bakış açısı getirmesini diliyorum. İmkanınız var ise benim gibi bir gece dışarda kalmayı da deneyin derim. Soğuk oluyor ama kalbiniz sıcak ise taş üzerinde de yatsanız orası sıcacık oluyor merak etmeyin. Düşündüğünüz hayvanlar, insanlar, doğa ve en önemlisi rızası için oruç tuttuğunuz yüce varlık sizi hiç üşütmüyor. Her ne kadar kendi seçimimiz de olsa bizler (gurbetçiler) ezan sesini duyunca farklı duygulanıyoruz. Topraklarımıza yakışan en güzel ses biri 'Ezan' biri 'İstiklal Marşı.' Kıymetini bilmeliyiz. Sizleri kıymetlilerin huzurunu yaşamaya bırakıyorum. Hayırlı Ramazanlar!

Yazarın Diğer Yazıları