Cüneyt Özdemir

Görkemli Bir Yazı...

Cüneyt Özdemir

Ülkemizin sorunu bu, Edirne'nin bundan farklı olması beklenemez. Sadece Belediye Başkanına değil, hiçbir sıfatı olmayan vatandaşa, hatta suçluya bile kimsenin vurmaya hakkı olmamalı. Şiddete, kötü davranışa, işkenceye ayrım yapmadan karşı çıkmadığımız sürece gönlümüze göre bir dünya olması olanaksız.

Bir belediye başkanına saldırılması kabul edilebilir bir davranış değildir, ancak bir gazeteciye, bir doktora, bir dilenciye, bir temizlik işçisine, bir öğrenciye, bir çingeneye, bir profesöre, bir işsize, bir imama, bir dinsize, bir polise, bir suçluya, bir patrona bir sığınmacıya'¦. saldırmak vurmak da anlaşılır ve kabul edilir olmamalıdır. Yani bizim toptancı bir karşı çıkışımız olmazsa, amalar, ancaklar girerse sözcüklerimizin arasına olmaz. 'Haklı şiddet' , 'haksız şiddet' gibi bir ayrım başlarsa bunun sonu olmaz, daha doğrusu olur, olur da Suriye gibi olur.

Olayı kınamak, hem de çok kınamak sadece sonuç üzerine, öze dokunmayan bir davranıştır. Toplumu yönetme iddiasında olan siyasetçiler bu tür olaylardan 'kahramanlık efsanesi' 'korkaklık hikayesi' çıkarmazlar. Bu olayın başka hiçbir vatandaşının başına gelmemesi için neler yapılması gerektiğini düşünürler. İlk andan başlayarak bu konuda çalışmaya başlarlar. Elbette sözünü ettiğimiz güvenlik önlemi değil, sorunların kaynağına inerek, çözümü orada aramaktan söz ediyorum.

Belediye Başkanı laf arasında 'azmettirenlerden' söz etmiştir, bu konuda bildiği ne varsa açıkça söylemeli ve böylesi bir yönlendirme varsa gereği acilen yapılmalıdır. Ancak maddi bilgiye dayanmayan, olayın sıcaklığıyla belli kişileri köşeye sıkıştırma manevrası ise, doğru olmamıştır.
Konunun beni en çok ilgilendiren tarafı şu: Edirne gibi küçük bir şehirde yaşıyoruz, herkesin kişiliği, özellikleri, zaafları ve sorunları biliniyor. Görkem ve onun durumunda olan çocukların topluma kazandırılması için hangimiz ne yaptık bunu bir düşünelim. Bugün ona hak verdiğini söyleyen babası ona ne yeterli ilgi gösterdi mi? Hatta hiç ilgi gösterdi mi? Onu topluma kazandırmak için çırpınan annesinin gücü, bilgisi buna yeterli miydi? Onu işe alıp işten çıkarmanın ne sonuçlar verdiğini daha önce hepimiz gördük. Hamdi Sedefçi aleyhine yaptığı ağır ifadeler içeren internet yayınlarını bilmiyor olamazsınız. Sonucunu bile bile aynı süreci yaşattınız ve ne yazık ki sonuç hepimizin üzüntüye ve umutsuzluğa düşmesine yol açtı. Biz Görkemlere yardımcı olmanın yolunu aradık mı gerçekten?

Bugün şehrimizde benzer sorunlar yaşayan binlerce gencimiz var. Bölünmüş aileler, sorunları olan gençlere destek olmaktan çok onları belli kalıba sokmaya çalışan 'sosyal kurumlar' ve gençleri zehirleyerek servet kazananların kanattığı bir yara bu. Ve görünen tek şey gençleri kendine benzetmeye çalışan, gençliğini unutmuş yaşlıların ötekileştirme, aşağılama ve red etmeye dayanan davranışları. Bunlar bizim insanlarımız, bizim gençlerimiz onları toplumsal yaşama yeniden kazanmak için mutlaka bir şeyler yapmamız gerekiyor.

Bir gence yapılabilecek en büyük kötülük onu hapishane koşullarında diğer mahkumlarla bir arada tutmaktır. Unutmamak gerekir ki cezaevleri suç konusunda uzman birçok mahkumu barındırmaktadır. Suça eğilimli gençlerin doktora yaparak mezun olduğu yerdir mapushaneler. Ne iş yaparsın diye sorulduğunda ben 'gayrimeşutum abi' diyerek artık gayrı meşru dünyanın, yeraltının bir parçası olurlar orada. Ve sonra tekrar çıkarlar karşımız, daha üzücü, toplumu yaralayan eylemler yaparak görürüz onları.

Görkem'i lanetleyebilirsiniz, küfredebilir hatta dövebilirsiniz, ya da babası gibi haklı bulabilirsiniz bu sonucu değiştirmez. Bir genç daha ellerimiz arasından karanlık dünyaya doğru koşar adım gider, kaybolur. Mutluysanız devam ediniz.

Yazarın Diğer Yazıları