Cüneyt Özdemir

Gidin başka yerde oynayın!

Cüneyt Özdemir

Birçok iş yeri bu sebeple iflas etti, çalışanları işsiz kaldı. En çok iş yapan, ölmeyen meslek tabirini kullandığımız meslekler bile kan ağlıyor fakat insanlar yine de sabırlı bir şekilde dünyamızın eski haline döneceği günleri bekliyor. Gidip bir yerlerde yürüyüş, sokak gösterisi ya da miting yapmıyor, yapma çabasına girmiyor. Demek ki bu küresel durumun herkes farkında ve durumu kabullenmiş olarak hayatına devam ediyor. Birde durumu umursamayıp yasakları delenler var; onlara da saygı duyuyorum. Herkes istediği şekilde davranabilir, bizlerin söz söyleme hakkı yok fakat sosyal medyada geçen hafta sonu o kadar çok paylaşım gördüm ki; yapılan iş sanki çok büyük gurur verici bir şeymiş gibi insanlar deldikleri yasağı paylaşma gereği duymuşlar. Açık havada bir pazar günü mangal yapmak, arkadaşlarla bir şeyler yudumlayıp sohbet etmek güzeldir. O konuda hem fikiriz ama devlet yasak koymuşsa ve sen de bu yasağı delmişsen en azından kendini belli etme bari. Paran varsa, cezayı öderim ve bu da bana zevk verir dersen orası ayrı. Bu anlattıklarım için tavrımızda bir sorun yok, sonuçta ucu bana dokunmuyor fakat gelelim yasakları delip, emniyet ekiplerince yakalanmış ve ceza ödemek zorunda kalan şahısların bazılarına. Geçenlerde Bursa'da iki üç genç sokağa çıkma yasağı olmasına rağmen sokağa çıkmış ve emniyet kuvvetlerince haklarında işlem yapılmıştı. Bu durumu kayıt altına alan basın mensupları da bu gençlerin saldırısına uğramış ve kameraman bir arkadaşımızın burnu kırılmıştı. Burnunun kırılma nedeni işini yapıyor olması. Ne garip değil mi? Mesela siz pazarda domates satıyorsunuz ve birisi geliyor neden domates satıyorsun deyip burnunu kırıyor ya da fabrikada dokuma tezgahının başındasın, birisi geliyor neden dokuma işi yapıyorsun kardeşim deyip burnunu kırıyor. Edep ya hu! Milletin dükkanları kapalı, iş güç yok; esnaf kan ağlıyor ama yine de evinde oturuyor. Sen ise artistlik yapmak için dışarı çıkıp senin bu hatanı çeken basın mensubunun burnunu kırıyorsun. O arkadaş zevk için gecenin o saatinde gelip haber peşinde koşmuyor. Evine götürmesi gereken bir parça ekmeğin peşinde oradan oraya koşturup duruyor. Kendisine geçmiş olsun diyorum.

Gelelim ikinci gördüğüm vakaya; Aksaray'da yaşanan bu olayda bir genç çift yasağa uymayıp sokakta güvenlik güçleri tarafından durduruluyor ve haklarında cezai işlem uygulanıyor. Bu durumu çeken basın mensuplarına tehditler, küfürler aman ya rabbi!  Sanki en sevdiği kişinin canını yakmış da onun intikamını almaya çalışıyor gibi.

Üçüncü vaka; Bursa'da üç kişi sokağa çıkma yasağını deldiği için durduruluyor. Yine tehditler ve küfürler havada uçuşuyor. Sonra bakıyoruz ki bu durdurulan şahısların aracından uyuşturucu çıkıyor ve diyor ki 'Yasaklar çiğnenmek için vardır.' Tamam kardeşim çiğne, bize ne! Çiğne de orada işini yapan adamın anasının, karısının suçu ne? Niye küfür ediyorsun? Çalışmak suç mu?

Dördüncü vaka; Kahramanmaraş'ta bir genç kadın maske takmadığı için polislerle tartışıyor. Tehdit ediyor, hakaretler yağdırıyor. Veeee yine basın görevlisi arkadaşımız nasibini alıyor.

Beşinci vaka, altıncı, yedinci, sekizinci diye uzayıp gidiyor. Hepsini burada yazma ya da yorumlama şansım yok ama özet olarak söylemek istediğim bir iki kelam var. İşin yapan insanlara saygı duyun, herkes bir parça ekmek peşinde. Hiç kimse sırf zevk alıyor diye bir işi yapmaz, yapamaz çünkü dünyadaki düzen bunun üzerine kurulmuş. İş ve aş birbirinin eşidir. İş olmazsa evde mama da olmaz, bebekler ağlar. Saygısızlığın lüzumu yok, bu burun meselesindeki görüntüleri gördüm. Polis amiri gelince kuzuya döndüler, az önce gözü dönmüş şekilde saldıranlar şimdi süt dökmüş kedi. Ne oldu? Hani hava yapıyordun 5 dakika öncesine kadar. Yürüyün gidin, başka yerde oynayın Allah aşkına!

Yazarın Diğer Yazıları