Filibe'nin 'Gayret'i
Cüneyt Özdemir
Onun Edirne'ye vilayet baytarı olarak geliş tarihini ay ve gün olarak tespit edememekle beraber, bu tarihin 1894 yılının ilk günleri olduğunu kuvvetle tahmin ediyoruz. Onun Edirne'deki ilk işi, arkadaşlar edinmek olmuştur. Mehmet Akif'in gözünde 'memleketler insanlar' demektir. Ünlü Fransız edebiyatçısı Lamartine'den gelen bu düşünceyi o, içtenlikle benimsemiş ve gerek ziyaret ve gerek görevli olarak gittiği şehirlerde kısa zamanda arkadaşlar edinmiştir. Edirne'de edindiği arkadaş ve dostlarının başında Sahhaf Süleyman Efendi, tarihçi Ahmet Badi, şair Ömer Seyri ve akranlarından Mehmet Şeref Aykut gelir.
O hem şehir merkezinde, hem arkadaşı Şeref Aykut'un yaşlı
beygiri ile köylerde dolaşarak hayvan hastalıklarının tedavisinde çalışmış ve
bu yolla ilerde çok verimli geçecek sanat hayatı için bol bol malzeme
toplamıştır. Mehmet Akif, Edirne'de bir yandan mesleğine devam ederken, bir
yandan da daha Halkalı Baytar ve Ziraat Mektebi'nde öğrenciyken başladığı şiir
yazma çalışmalarına burada da devam etmiştir. Yazdığı şiirlerinden bir kısmını
bir şiir defterinde biriktirirken, bir kısmını da dönemin ünlü sanat ve
edebiyat dergilerine göndermiştir. Haine-i Fünun ile Mektep dergileri, onun
Edirne'de bulunduğu yıllarda çalışmalarını bastırdığı dergilerin başında gelir.
Mehmet Akif'in arkadaşlık ve dostluk halkasının zamanla
Edirne'nin dışına taştığını ve Bulgaristan'ın çeşitli şehirlerini içine alacak
kadar genişlediğini de görüyoruz. O
şehirlerin başında Filibe gelir. O yıllarda bir grup genç Filibe'de Gayret adlı
bir dergi çıkarmaya karar verir. Mehmet Akif, bunu duyar duymaz onların başında
bulunan Rıza Bey'e bir mektup gönderir ve basılmak üzere bir şiirini de ekler:
'Muharrir hazretleri, Allah'ın beğeneceği bir şevkle neşrine
başlanacağını evvelce övünçle işittiğim Gayret'in bu günlerde matbuat sahasına
tam bir ışık olduğunu, irfanın meziyetlerine âşina olan Nazım Bey kardeşimizden
müjdesini aldım. Şu ciddi gayretinizle İslam âlemini kendinize minnettar etmek
gibi bir şanlı muvaffakiyete mazhar olabileceğinizi söylesem güzel
girişiminizin vereceği neticenin parlaklığını ileri görüşlülüğünüze şimdiden
arz etmiş olurum. Hamiyet kaleminizin ürünü olan Gayret'in ilk nüshasının
okunmasıyla vicdanımın görüşünü aydınlattığım zaman iktidarınızın büyüklüğünü
tam bir hayretle takdir etmekteyim. Böyle ciddi bir eserin beka arzusuna ait
kalbimin halis duygularına sadık bir tercüman olan lisanım,
Ber-devam olsun Rızâ'nın himmeti
güzel mısraını kendiliğinden söyleyiverdi.'
Dergi
yetkilileri, bu mektubu ve ekindeki şiiri, sonraki sayılarında bir üst yazıyla
neşrederek okuyucularına bildirir, Mehmet Akif'e teşekkür eder ve çalışmalarını
göndermeye devam etmesini isterler. Buna uygun olarak Mehmet Akif,
İstanbul'daki sanat ve edebiyat dergilerinin yanında, Filibe'de çıkmakta olan
Gayret dergisine de çalışmalarını göndermeye başlar.
Mehmet Akif'in Edirne yılları üzerinde çalışırken en çok
zorlandığımız konu, Gayret mecmuasının koleksiyonuna ulaşmamak oldu. Uzun
araştırmalarımıza rağmen onu henüz elde edemdik. Derginin 13, 14 ve 16. sayılarında
Mehmet Akif'in şiirlerinin bulunduğunu görüyoruz; fakat derginin 16. sayısından
sonraki nüshalarına ulaşmak bir türlü mümkün olmadı.
Trakya Üniversitesi'nin öncülüğünde Balkan Kütüphaneler
Birliği 2009 yılında kurulduğu zaman büyük umutlara kapıldığımızı hatırlıyorum.
Bu birlik, öncelikle süreli yayınlara erişimi büyük ölçüde kolaylaştıracaktı.
Süreç içinde faydalı çalışmalar yapıldı. Ama Filibe'de çıktığını ve İstiklal
Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un çalışmalarının basıldığını bildiğimiz Gayret
mecmuasına erişimin hala sağlanamayışını görmek bizi üzüyor. İki ülke
arasındaki ulaşım ve iletişimin bu kadar kolaylaştığı bir dönemde umarım küçük
bir gayretle Filibe'deki Gayret'e de ulaşılabilir ve Mehmet Akif'in oradaki
metinlerini de okuyabiliriz.