Cüneyt Özdemir

Faturada fıstıklı, tabakta cevizli

Cüneyt Özdemir

Şaka bir yana kurbanını gerçek anlamda kesip, bu ibadetin amacına uygun şekilde dağıtanların ve tüm Müslüman aleminin geçmiş bayramını tekrardan kutlarım. Yazıma bu espri ile başlamamın elbette geçerli sebepleri var. Eğer birilerini üzdüysem af ola lakin son dönemlerde birebirde şahit olduğum için yazmadan edemedim. Kurban kesmenin ibadet içindeki yeri evine et alamayan fakir insanlarında bir parça et yemesine vesile olmaktır. Uzun yıllar önce, tanıdığım birçok insan kurban keser ve dağıtırken zorlanırdı. Şimdi ise kurban kesen ya kime vereceğine karar veremiyor ya da kendi derin dondurucusuna koyup ileriki bir tarihte yemeklerinde kullanıyor. Ekonomik sebeplerle kesimin azalmış olacağını anlıyorum da kurbanı kesip böyle muhafaza edenleri hiç mi hiç anlayamıyorum. Yahu arkadaşım dağıtmayacak sadece kendin yiyeceksen Kurban Bayramını beklemene gerek yok ki. Git al keseceğin hayvanı, bul bir kasap hallet işini. Gösteriş için hayvanların canına kıymaya değer mi? Neyse kurban mevzusunu fazla uzatmadan bayramlarda alışık olduğumuz ikram, gelenek ve görenek konusuna değinmek istiyorum. Sizin de bildiğiniz üzere bir komşuya, akrabaya ya da bir arkadaşa bayramlık ziyaret yaptığımızda önümüze hemen baklava konur. Kimisi evde hazırlar kimisi baklavacıdan hazırını alır. Sonuçta tıka basa yer, her yerimiz baklava olur ve bayramı bitiririz (dini bayramlarımızı). Şahsen ben bayramlarda bu sıkıntıyı yaşıyorum. Yemesen ayıp oluyor, yesen bünyeye zarar. Velhasıl baklavalarda kendi aralarında çeşitlere ayrılıyorlar. Faturada fıstıklı, tabakta cevizli diye değil tabi ki de. İşin o kısmını birazdan anlatacağım merak etmeyin.

Bayramlarda herkes eşit özgürlüğe sahip olamıyor bazen. Dünyanın bir işleyişi var ve bunun içerisinde askerler, polisler, zabıtalar, gardiyanlar, sağlık çalışanları ve mahkumlar başta olmak üzere bayramları bizim kutladığımız gibi kutlayamayanlar var. Bayram sofralarını hazırlayan sorumlu memurlarda var tabii. Mesela hapishane ya da askeri kışlalardaki menüleri kısım sorumlusu hazırlar. Aşçı ile malzemelerin listesini yapar ve temin eder. Tedarikçi firmalar teslim günü gider mallarını bırakır ve teslim karşılığında gelen mal ile faturalanan mal karşılaştırılıp imza ile teslim alınır. Bu işleyişi herkes az çok tahmin edebilir. Benim bahsettiğim konu kendi mutfağı olan kurumlar için geçerlidir, birçok kurum taşeron firmalardan yemek temin etmektedir. O bizim konumuz değil. Şimdi gelelim konumuzun özüne yani faturadaki fıstığın güzelliğine. Güncel baklava fiyatlarını az çok hepimiz biliyoruz. Ben fıstıklı baklavanın fiyatının 110 lira civarında olduğunu gördüğüm için onu baz alarak karşılaştırma yapmak istiyorum. Cevizli baklavanın fiyatı ise 90-95 lira. Çok yakın bir arkadaşımın başıma geldiği için bu olayı sizlerle paylaşıyorum. Yanlış anlamayın lütfen. Amacım kimseyi karalamak ya da herhangi bir kişiyi töhmet altında bırakmak değildir. Hazır bayram varken, baklavaları da yerken sizlerle paylaşmak istedim. Kendi mutfağı olan bir kurumda çalışan arkadaşımın tespitlerine göre yediği baklavaların hepsi cevizli, güzel görünüşlü ve lezzetli. İşin bu kısmında hiçbir sıkıntı yok. Sıkıntı nerede biliyor musunuz? Mutfak sorumlusu personelin baklavacıyı kafalayıp 'Faturada Fıstıklı, tabakta cevizli' tarife uygulamasında. Şöyle kaba bir hesap yaparsak 100 kg. Fıstıklı baklava 11.000 Türk lirası yapar, cevizlisi ise 9.000 Türk lirası yapar. Ee geriye kalan 2000 lirada artık 'Bayram Harçlığı' olsa gerek... Düşünün birde bu kişinin 10-20 ya da 50-100 mutfak yöneten bir bölge sorumlusu olduğunu. Eyvah eyvah... Ben bu konuya hiç girmeden büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öper ve fıstıklı baklavamı, pardon fıstık görünümlü cevizli baklavamı yemeye giderim. Siz de takmayın kafanıza, burası Türkiye, olur böyle şeyler... 

Yazarın Diğer Yazıları