Cüneyt Özdemir

Ensar

Cüneyt Özdemir

Bu yaşadıklarımız belki şu an ilan edilmiş veya devam eden bir savaşın sonucu değil.

Bu hiç bilmediğimiz sayısız savaş, çatışma, katliamın buraya, bize yansımasıdır.

Türkiye 'Avrupa'ya gidene engel olmayacağım' dedi, biz de zannettik ki yerinden yurdundan edilmiş Suriyeliler Avrupa'ya gidecek.

Ama pratikte öyle olmadı.

Edirne'ye doğru akın akın gelen düzensiz göçmenler içinde Suriyelilerin çok azınlıkta kaldığını daha Cuma sabahı görmüştüm.

Sabah saatlerinde muhabir arkadaşlarla bir düzensiz göçmen grubunun peşine takıldık.

Afganistanlıydılar, gayet güzel Türkçe konuşuyorlardı.

Sanırım Türkçe konuşmalarının nedenlerinden birisi, uzun süredir Türkiye'de ikamet ediyor olmaları, diğer neden ise zaten Türkmen oluşlarıydı.

Hatta bu grubu takipte o kadar çok kendimizden geçmişiz ki, birden bire bir grup asker etrafımızı sardı.

Bir baktık meğer sınırın 'sıfır' noktasındayız.

Ufak bir gözaltı işlemi oldu ama neyse ki iş sonunda tatlıya bağlandı.

Baktık, insanlar çoluk çocuk geliyor.

Ki aralarında gençler, kadınlar ve çocuklar çoğunluktaydı.

Cumartesi, Pazar, Pazartesi ve sanırım bugün, yarın düzensiz göçmenlerin Avrupa'ya akını sürecek.

Bu aslında bir insanlık dramı.

İnsanlar, özellikle küçük çocuklar gece soğukta üşüyor, hasta oluyor.

Gıda ihtiyaçları yardım kuruluşları ve yardımsever vatandaşlar tarafından karşılanıyor ama yeterli değil.

Fırsatçılar da yok değil.

Zorda kalmış göçmenlere ilk gün (Cuma) bir simidi 5 liraya satanı gördüm.

Nerede devlet, nerede belediye, nerede zabıta?

Battaniye dağıtımı yok denecek kadar az, çadır dağıtımı ise hiç görmedim.

Tankerlerle temiz su dağıtımını da hiç görmedim.

İnsanlar markette veya orada fırsatçılar tarafından satılan pet şişe suyuna mahkum edilmiş.

Edirne Belediyesi ve Köy Hizmetleri oralara birkaç seyyar tuvalet koyamaz mıydı?

Özellikle kadınlar için tuvalet ihtiyacı bir işkence boyutundaydı.

Tuvalet ihtiyacı olan bazı kadın meslektaşlarımızın ihtiyacını gidermek için gümrük idaresine ricacı olduk, oradan biliyorum.

Evet, çok ani gelişen bir olay, sabahın köründe Edirne'ye akın akın gelen binlerce düzensiz göçmenle karşılaştık.

İyi ama yine de daha iyi organize olamaz mıydık?

'Sınıfta kaldık' diyeceğim ağır kaçacak.

'Sınıfı geçtik' diyorsanız, bu ite kaka oldu bilesiniz.

Son zamanlarda 'empati' diye moda bir kelime var.

'Empati yapın' derler yani 'Kendini benim yerime, onun yerine koy' demektir.

Bu düzensiz göçmen dalgası evet Edirne için büyük sorun.

Ne yerli ne yabancı turist geliyor.

Edirne nüfusunda düzensiz göçmenlerin oranı önemli bir rakam oluşturuyordu.

Bu dalgadan sonra Avrupa'ya geçemeyenlerin bir kısmı belki geri dönecek, bir kısmı ise burada kalacak.

Oysa Bulgar ve Yunan turistler ile öğrenciler olmasa Edirne'nin ekonomisi bitik, işsizi çok.

'Defedelim, kovalım' demiyorum çünkü ben insan hatta tüm canlılara, doğaya odaklı bir yaşam görüşü sahibiyim.

Yerlerinden yurtlarından edilmiş olan bu insanlar bu olayların sorumlusu değil.

İnsanların canı tehlikedeyse bir süre o tehlikeyle savaşırlar ama başa çıkamazlarsa kaçarlar.

Deniz yoluyla Yunanistan'a geçmeyi başaranları orada 'Defolun' diye karşılayanlar da var 'Hoş Geldiniz' diyen de.

Yunanistan'da faşisti de var insan olanı da.

Ne olur onlar Yunanistan'a geçmeye çalışırken 'Gidişin olsun dönüşün olmasın' gibi laflar söylemeyin.

Ne olur onların arkasından buraya yazmaktan imtina ettiğim o iğrenç küfürleri savurmayın.

Empati yapın'¦

Hem hani biz ensar olmayı severdik?

Merak etmeyin 'ensar' o kadar kötü bir şey değil.

Yazarın Diğer Yazıları