Cüneyt Özdemir

Ekim'de Erken Seçim

Cüneyt Özdemir

Bunu hiç kimse inkar edemez çünkü mevcut düzendeki milletvekilleri de bunu defalarca dile getirmiş bulunmaktadır. Bunu iktidar partisinin başarısı ya da muhalefetin başarısızlığı olarak adlandırabilirsiniz fakat bu asıl konumuz değil. Arka planda anlatmak istediğim konu siyasette gündemin sadece siyasi partiler tarafından belirleniyor olmamasıdır yani az önce dile getirdiğim konu global siyasete göre biraz demode olmuş bir olay. Ülkemizdeki siyasetten küresel siyasete geçiş yaparak konuyu biraz daha aydınlatmak isterim müsaadenizle; İtalya'daki mevcut ve yeni oluşan siyasi hareketler (gruplar, platformlar, dernekler) siyasi gündeme rol verebiliyorlar. Mesela son günlerde oluşan '6. Hareket' akımı var. Ülkemizde pek göremediğimiz doğacı, hayvan sever, biyolojik tarım yanlısı ve cinsiyetçi ayrılık karşıtı kişilerin güçlü olarak seslerinin çıktığı hareketler de mevcut. Ülkemizde muhalif kesim Atatürk'ün ilke ve inkılapları çerçevesinde siyaset yapıyor gibi görünüyor olsa da aslında işin özüne baktığımız zaman pek öyle değil. 2019 yerel seçimlerinde alınan sonuçlara göre pek çok büyükşehir belediyesi el değiştirdi fakat gözle görünür anlamda, halka yansıyan devrim gibi devrim diyebileceğimiz yenilikler göremedik ve göremeyiz de. Çünkü Atatürk gibi düşünmek yerine sadece Atatürk kelimesi kullanılıyor. Yıllardır Köy Enstitüleri'nin kapatıldığına dert yanan sosyalistler, devrimciler, Atatürkçüler ya da modern siyasetçiler diyelim neden kazandıkları belediyelerde Köy Enstitüleri tarzı akademiler ya da örnek projeler yapmıyorlar sizce? Projeler yapıldı da iktidar partisi mi engelledi? Var mı böyle bir şeyden haberiniz? Ben hiç duymadım sadece Atatürk, Atatürk, Atatürk...

Neyse gelelim Ekim ayındaki erken seçime; bahsettiğim hareketler, eylemler ya da platformlar mevcut hükümetin düşmesi için büyük baskı yapıyorlar. Sosyal medya ağırlıklı çalışmalarının yanı sıra geçtiğimiz günlerde Milano gibi büyük şehirlerde eylemler de gördük. Aradaki farkı görmeniz açısından yazıyorum. Ülkemizde görebilir misiniz bu tarz eylemleri? Burada iktidarı ya da muhalefeti eleştirmiyorum. Genel anlamda soru soruyorum çünkü demokrasinin temelinde bu vardır. Birileri sorar diğerleri cevaplar fakat pasif toplumlarda böyle bir şey olmaz. Çünkü sadece eleştirip dert yanmak vardır. Hristiyanların iki büyük mezhebi Katoliklik ve Ortodoksluk arasındaki fark gibidir aslında biraz siyaset yapmak. Mesela birinde İsa'nın acı çekip çarmıha gerildiğine ve öldürüldüğüne inanılır. Felsefe; acı çekmek, sabır etmek üzerine kuruludur. Diğerinde ise Tanrı'nın onu çok sevip yanına aldığı ve onu kurtardığı, yerine başka bir nesne bıraktığı üzerine kurulu mutluluk felsefesi anlatılır. Bizdeki siyaset ya da siyasi başarısızlık biraz çarmıha gerilmiş olmaya benziyor sanki. Hep ajitasyon felsefesi değil mi? Şeker fabrikaları satılmasın deyip, sonra fabrika açılışında kurban ve kurdele kesmekten anlayın artık. Gülmeyin rica ederim, maalesef böyle. Ekonomik ve sosyal anlamda gelişmiş halklar kazanı kaynatıyor Avrupa'da. İleri siyasi akımlar diyelim daha doğrusu; çünkü ekonomik açıdan daha rahat insanlar burada haliyle de siyasetle fazlasıyla haşır neşir oluyorlar. Ekim ayında erken seçim için bastırıyorlar çünkü biliyorlar ki kış gelmeden hükümetin değişmesi icap ediyor. 2021 yılı 2020'den çok daha ağır olacak. Bunu biraz güneş yanığına benzetelim; ilk gün güneşin altında kaldığında yüzünün ya da sırtının ne kadar yandığını anlamazsın ama eve gittiğin vakit yatağa uzandığında o güzelim sırtın bir yanmaya başlar ki ağlarsın. İşte Covid-19'da tam böyle şu anda; sırtımızı yakan güneş misali acısı kış aylarında yavaş yavaş çıkmaya başlayacak. Bu sebeple belki de en iyi seçenek Ekim 2020'de seçim olması. Faturayı ya bu mevcut hükümet ödeyecek ya da yeni gelen; işte buna halk karar verecek. Ne demişler Kasım'da Aşk Başkadır. Bakalım bu sene Kasım ayı nasıl olacak?

Yazarın Diğer Yazıları