Aşağıda yazacaklarım kesinlikle Trakya Üniversitesi'nin bu güzel hareketi ve Orkun kardeşimizin çabasına gölge düşürme amacı taşımaz.
Tam tersi; hem üniversiteyi hem de Orkun'u kutluyorum.
Benim itirazım; böyle güzel bir girişimi insan gizli saklı mı yapar?
Anlatayım; Orkun, Edirne Kırmızısı'nın peşine düştü, Trakya Üniversitesi de Amerika'da bu konuda basılmış bir kitabı alarak kütüphanesine kazandırdı.
Ama öyle bir gizlilik içinde ki, devlet sırrı zannedersiniz.
Oysa böyle güzel bir hareketi bütün basın kuruluşlarına duyurmanız, bundan mümkün olduğunca geniş kitlelerin haberdar olmasını istemeniz kadar doğal bir şey olmaz.
Peki öyle mi?
Basın kuruluşlarına neden haber verilmez?
Hadi haber vermediniz, neden basına servis edilmez?
***
Basın ve halkla ilişkiler olayı Türkiye'ye çok sonra geldi.
Tıpkı matbaa ve gazete gibi.
Hatta basın yayın yüksek okullarında tek başına bir '˜halkla ilişkiler' bölümü kurulsa belki öğrenci bulamaz diye bu bölümü gazetecilik bölümüne yamayıp 'Gazetecilik ve Halkla İlişkiler' bölümü kurulmuştu.
Bendeniz de böyle bir bölümden mezunum.
Gazeteci olmak istemiştim ama bu yüzden aynı zamanda bir de '˜halkla ilişkiler' uzmanı da olmuş oldum.
Bizim öğrencilik yıllarımızda Türkiye'de ancak kalbur üstü Türk şirketleri ile Amerika ve Avrupa kökenli firmaların Türkiye'deki teşekküllerinde '˜halkla ilişkiler' departmanı vardı.
Bu yüzden ders hocamız Av. Mehmet Turaç'tı.
Avukat olmasına rağmen Shell'in halkla ilişkiler departmanı sorumlusuydu.
Onun bu özelliği okulumuza halkla ilişkiler hocamız olmasını sağlamıştı.
Okul bitti, Edirne'ye döndük.
Edirne'de hiçbir kurumda halkla ilişkiler departmanı yok.
Bu departmanları kurmada Edirne Belediyesi ve Edirne Valiliği öncü olmuştur.
Trakya Üniversitesi'nde bu departman çok sonra kurulmuştur.
Ve de her yeni rektör ya bir önceki kadronun tamamını yeni bir kadroyla değiştirmiş ya da bu departmanı işlevsiz hale getirmiştir.
Örneğin Prof. Yener Yörük döneminde bu departman birkaç örnek dışında hiçbir varlık göstermemiştir.
Prof. Erhan Tabakoğlu'ndan bu konuda umutluyduk.
Ama dağ fare doğurdu.
Basın ve Halkla İlişkiler Departmanı, Prof. Yörük döneminden farksız oldu.
Şimdi üniversite yaptığı etkinlikleri duyur(a)mama durumunda.
Peki, bir rektör yaptığı güzel şeyleri neden basına ve Edirne ve Türkiye kamuoyuna duyurmaz.
Neden kendine güzel bir basın '“ halkla ilişkiler ekibi oluşturmaz, kendisinin ve üniversitenin bütün faaliyetlerini basınla paylaşmaz.
İnşallah bu rahatlık ya da rehavet rektörlük seçimlerinin kaldırılmış olmasından kaynaklanmıyordur?
***
ETUS'un periyodik olarak çıkardığı ve ücretsiz olarak dağıttığı gazeteyi gördüm.
Yine beni konu almışlar.
Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan'ın bir demecini alıp aynen koymuşlar.
Gürkan demeci vermiş, benim adımı kullanmış, geçmiş gitmiş.
ETUS'un gazetesini yapan editör kimse benle sorunu var ya da ETUS ve Gürkan'la sürekli kavga halinde olunmasını istiyor.
Bu konuda önümüzde yazacaklarım, söyleyeceklerim önümüzdeki haftalara kalsın.
Yerim dar çünkü.
***
Yazımı bitirmek üzereyken, muhabir arkadaşım Uğur'un (Akagündüz) takip ettiği CHP İl Başkanı Fevzi Pekcanlı'nın basın toplantısı haberini okudum.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Edirne'deki törenlerine az kişi katıldı.
Olabilir, Allahın palapat kırındaki açılışa belediyeyle işi olan muhtarlar, müteahhitler ve belediyede taşeron kadrosunda çalışanlar (mecburen) gitti diyelim.
Ama CHP il binasının açılışına vatandaşı boş verin, öğüne öğüne yere göğe sığdıramadığın 4 bin üyeden bin kişi gelmez mi arkadaş?