EDİRNE KAYBETMESİN!
Cüneyt Özdemir
Turizm
işinde çok para var.
Yeter ki,
turisti çekmesini bil veya geleni küstürme.
Turizmin
üzerinde ısrarla duruyorum, çünkü önemli bir konu.
Edirne'de,
başka birçok şehirde olmayan turizm potansiyeli var.
Hatta
büyük şirketlerin gözü şu anda Edirne'nin üzerinde.
'Ne oluyor
bu Edirne'ye, neden bu kadar turist akınına uğruyor' diye kendi kendilerine
soruyor yatırım yapma meraklıları.
'Edirne'ye
nasıl yatırım yapsam da Bulgar ve Yunan turist pastasından ben de pay alsam?'
diyeni de çok.
Edirne'nin
doğası güzel, her tarafı tarih.
Döviz
kurları nedeniyle komşu ülkelerin vatandaşları için alışveriş cenneti bir
şehir.
Otelcisine,
lokantacısına, balıkçısına, otoparkçısına, kafeteryacısına, pastanecisine,
eczacısına, oto tamircisine, kaynakçısına, manavına, konfeksiyoncusuna,
taksicisine, oto yıkamacısına, lafı uzatmayayım herkese gelir var.
Ama ne
olur esnafımız da gereğini yapsın.
Örneğin
lokantacılar mutlaka fiyatların da yazılı olduğu menülerini Bulgarca ve
Yunanca, olmuyorsa İngilizce yaptırsınlar.
Artık
baskı teknolojileri gelişti; her yiyeceğin bir fotoğrafı konup kaç gram geldiği
de yazılmalıdır.
Adam ne
yiyeceğini ve miktarını bilmeli ama en önemlisi ne kadar ödeyeceğini bilmeli.
Esnaflarımız
turistlere farklı ve daha yüksek fiyat çekmesinler.
Turistlerin
aynı zamanda ülkemizde misafir olduklarını hiç unutmadan, evine gelmiş misafire
nasıl davranıyorsa öyle davransınlar.
Yukarıda
otoparkçı dedim de aklıma geldi.
Geçen gün
Bulgaristan'dan bir misafirim geldi.
Buluştuk
bizim gazetenin oraya arabasını park edeceğiz.
'İki saati
10 lira' dediler.
Bir
saatliği yok mu, yok!
İki
saatliğine 10 lira isteyebilirsin ama mutlaka fiyat tarifesi olacak.
Turist
arabasını park ettiğinde kaç saate kaç lira ödeyeceğini bilecek.
Belediye
bütün esnafı fiyat tarifesi konusunda denetlemeli ama en çok otoparkları
denetlemeli.
Görünür
bir yerde fiyat tarifesi olan otoparklara teşekkür edeceksin.
Olmayanı
uyarıp süre vereceksin.
Fiyat
tarifesi koymadan işe ediyorsa cezayı basacaksın.
Çünkü 'Ver
on lira, ver beş Avro' zihniyeti Edirne'ye kaybettirir.
Yine
turisti sınır kapılarında saatlerce bekleterek işkence çektirmeyelim.
Bu sizin
yaptığınız 'Madem Edirne'ye gelmek istiyorsun, al sana Edirne' demek gibi bir
şey.
Pazarkule
için söylemiyorum çünkü oranın imkanları çok kısıtlı.
Ama
Kapıkule'de, Hamzabeyli'de giriş '“ çıkış kuyruğu olduğunda kapalı peronun
muayenecisi, polisi orada bir odada lak lak etmesin, gelsin bir peron daha
açsın, yetmedi bir peron daha açsın.
Ve en
önemli konu; biz turiste güvenli bir ortam sağlamalıyız.
Şehir
içinde turisti ürkütecek olaylar yaşanmadı şimdilik.
Ama
kendisine polis ya da devlet görevlisi süsü verip turiste 'aşırı hız cezası'
kesmeye kalkan sahtekarları ne yapacağız?
Buna ne
jandarma ne polis buna izin veremez.
Geçtiğimiz
Cuma günü benzeri olan Pazarkule gümrük kapısı ile Süleyman Demirel Fen Lisesi
arasında yaşandı, GÜNDEM'de haberi vardı.
Kendilerine
polis süsü veren sahtekarlar bir turiste 15 Avro 'aşırı hız cezası' kesmişler.
Akıl
alacak gibi değil ama oluyor'¦
Edirne'nin
ve ülkenin zarar görmesine seyirci mi kalacağız.
***
CHP'nin
Uzunköprü kanadında dikkat çekici şeyler oluyor.
Kısa bir
süre önce CHP Uzunköprü İlçe Başkanlığı'na seçilen Özlem Becan, görevinden
ayrılarak belediye başkan aday adayı oldu.
Aday adayı
olurken de yaptığı açıklamada bir anlamda kendi partisinin belediye başkanını
eleştirdi, özetle 'Uzunköprü'yü sosyal demokrat belediyecilikle tanıştıracağım'
dedi.
Yeniden
aday adayı olan Uzunköprü Belediye Başkanı Av. Enis İşbilen'in buna tepki
göstermemesi düşünülebilir mi?
Uzunköprü'de
bu kavga büyürse belediye başkan adaylığı ikisine de yar olmayabilir.
Mesela
aradan bir üçüncü kişi sıyrılabilir.
Aynı
kavganın Edirne merkez veya başka ilçelerde olmayacağının ise hiç garantisi
yok'¦