Edirne'deki Apataniler
Cüneyt Özdemir
Hindistan'dan konu açılmış iken ineklerden de bahsetmeden olmaz. İnekler Hindistan'da kutsal sayılıp, kesilip yenmesi yani öldürülmesi büyük bir günahtır ve kanunen suçtur. Bazı eyaletlerde ömür boyu hapis bile veriliyor. Evde inek eti ile yakalanırsanız yandınız; 7 ila 10 yıl hapis ya da 1500 - 7500 dolar para cezası.
Gelelim
bizim Edirne'mize, ülkemizin Avrupa'ya açılan güzeller güzeli şehrine. Az önce
anlattıklarımla benzerliklere; Apatanili kadınlar çok güzel oldukları ve bu
yüzden kaçırıldıkları için çözümü kendilerini çirkinleştirmede bulmuşlar.
Edirne'de çok güzel; geleni gideni bol şükürler olsun. Fakat şöyle bir çıkıp
tur atın. Karaağaç'taki Kent Ormanı'na gidin, oradan Eğribük'e, Şelale'ye (Değirmenyeniköy)
gidin sonra Hıdır Baba Tabyaları'na çıkıp şehri izleyin. Gözünüze ne çarpıyor?
Çöpler değil mi? Bakın gördünüz mü sanki biz de biraz Apataniyiz değil mi?
Güzelim yerleri gelen turistleri kaçıralım diye öylesine kirletiyoruz ki, bir misafirimizi
şehri gezdirmeye çıkarınca utanıyoruz resmen. Tunca Nehri'nin etrafı da aynı,
Meriç Nehri'nin etrafı da, Hıdır Baba da aynı Kent Ormanı da. Lütfen biraz daha
duyarlı olalım bu şehir hepimizin. Yoksa Apatanili kadınlar çirkinlikten evde,
biz Edirneliler de temizlikte sınıfta kalırız.
Hindistan'daki
ineklerden bahsettik biraz önce; Edirne'de de atlar aynı statüde. Atlarımızın
dokunulmazlıkları var şehrimizde. Saraçlar Caddesi'ne rahatça girip çıkabiliyorlar
ya da Talat Paşa Caddesi'nde akıp giden trafiğe rağmen özgürce
dolaşabiliyorlar. Selimiye Camii'nin bahçesinde otlarken görüp tanıştığımız
atlar da oldu zamanında. Edirne'de sıradan bir gün işte...
Benim
bir önerim var; gelen Yunan ve Bulgar turisti ürkütmemek için tur şirketlerine
ve rehberlerine 'Edirne'nin Atları' ile ilgili bir kitapçık bastırılıp
verilsin. Atlarımızın tarihi, yaşam tarzları, şehrimizin daha çok hangi
bölgelerinde ikamet ettikleri ve ne işlerle meşgul oldukları üzerine bilgiler
verilsin. 'Atlar bizim için kutsaldır, sakın dokunmayın!' denilsin. Bir dipnot
da yazılabilir; 'Dokunmak yasak ama gülmek serbesttir (sadece ağızla)' diye.
Bir de Apatani atasözü iliştirdik mi bir köşeye bu iş tamam; 'Abdal ata binince
bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.'
At
seven ve ata binen tüm Apatanilere selam olsun...