Doğanın yalanlara tahammülü yoktur
Cüneyt Özdemir
Dünya şeffaftır ve insanlar sürekli en büyük güç olan doğaya zarar vermekte. Verilen zararlardan sonra kaybedilenleri geri getirmeye çalışır fakat bunun imkânsız olduğunu anlar. Neden mi? Çünkü doğa bir yapboz gibidir ve bir parçasını bile kaybettiğimizde tüm resmi ortaya koyamayız hep bir tarafı eksik kalır. Bazen gündelik hayatımızda yaptığımız hareketler bile çok büyük önem taşır. Mesela sokaklarda ki çöpler, her gün onları görmekten büyük 'keyif' alırız, parka gittiğimizde çekirdek kabukları, sigara izmaritleri ve benzeri çöpleri görmek bize 'mutluluk verir.' Bazen düşünüyorum da onları çöpe atmak daha insancıl bir hareket değil midir? Çöp kutusu varken neden çöpü yere veya çöp kutusunun yanına atmayı tercih ederiz? Toprak ana hep vericidir. Toprak bizi besler. Ama biz arkamıza bakmadan ona çöp atmayı hak görürüz.
Yıllardır sürekli doğayı nasıl temiz tutmalıyız, gönüllü
temizlik etkinlikleri gerçekleştirir. Bunların kalıcı bir etkisi olduğunu
düşünmüyorum. Çünkü nehirlere, denizlere, toprağa ve hava sürekli kirletilmeye
devam ediyor ve nesli tükenen hiçbir canlı geri dönmüyor. Tüm bunlara baktığımızda
şunu anlıyoruz ki doğanın yalanlara tahammülü yok. Belki yıllar sonra insan
bunun farkına varır. Aslında bence şimdi tam zamanı her bireyin doğaya karşı
sorumluluk alması, onu korumasını görev edinmesi, sadece bu şekilde insan ve
doğa arasındaki ilişki dengelenebilir. Bunları biri bize söyledi diye değil
içimizden geldiği için yapmalıyız. Sadece o zaman gerçek huzuru bulabiliriz. Ve
bu huzura dokunduğumuzda onu bozmak istemeyeceğiz bir daha. Doğa ile uyumu
yakaladığımızda bu uyumu kimse bozamaz, bunu neden mi yapmalıyız çünkü insan
yalana gelebilir fakat doğa gelemez.