Cüneyt Özdemir

Dizayn

Cüneyt Özdemir

Sorunu şöyle izah edeyim; Vakıflar Edirne Bölge Müdürlüğü, kiracılarına 'gelin sözleşme yapın' diye yazı gönderdi.

Her yıl yaptığı şey, bunda bir sıkıntı yok.

Vakıflar eskiden kira zammını resmi enflasyon oranında yapar, 'senin rakamın bu, kabul ediyorsan gel sözleşme yapalım, kabul etmiyorsan dükkânı boşalt, anahtarı teslim et' derdi.

Bu yıl yine öyle bir yazı var ancak rakam biraz tuzlu.

Artık enflasyon oranı kadar değil; yüzde 80, yüzde 100, yüzde 150'ler söz konusu.

Kiralara yüksek oranda zammın Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kararı olduğu belirtiliyor.

Olabilir; elbette vakıf malında hiç kimse bedava oturmasın.

Tamam da böylesi uygulama da vicdansızlık değil mi?

Düşünün, kirada oturuyorsunuz ve kiranız bin lira.

Ev sahibiniz geldi, 'Buralarda kiralar çok yükseldi artık kiran 3 bin lira' dedi.

Bu Allah'tan reva mı?

Altından kalkamayacaksanız mecburen evi boşaltıp başka bir ev bakacaksınız.

İktidar partisinin Edirne milletvekili Fatma Aksal, herkesin kabul edeceği bir formül üzerinde çalıştıklarına dair açıklamalar yapıyor.

Muhalefet milletvekilleri esnafın isteğini hükümet kanadına ve vakıflar bölge müdürlüğüne iletmeye çalışıyorlar.

Esnaf, yüksek kira zammından sorumlu tuttuğu Bölge Müdürü Osman Güneren'i protesto ediyor.

AK Parti'nin çiçeği burnunda il başkanı Belgin İba ise bu topa hiç girmedi.

Oysa belki o inisiyatif alsa belki de sorun çözülecek.

Biz İba'yı sosyal medyada kendisine yapılan 'hayırlı olsun' ziyaretlerinden takip ediyoruz.

Hanımefendiler! Beyefendiler!

Bu kanayan bir yaradır ve bu kanın durması için son tarih 31 Aralık'tır.

AK Parti önceki dönem milletvekili Şemsettin Emir'in uyarılarını dikkate alın.

Emir mealen şöyle diyor; 'İlla bir yazar kasa mı atsın esnaf? Siz atılacak bir yazar kasanın ne anlama geleceğini, işi nereye vardıracağını biliyor musunuz?'

***

Esnaf mı haklı, Edirne Vakıflar Bölge Müdürü Osman Güneren mi?

Herkes kendi açısından bakıyor, herkes kendi açısından haklı.

Ancak bir de yerel basın açısından şöyle bir durum var ki cinlerim tepeme çıktı.

Bölge Müdürü Güneren, konuyla ilgili olarak ajanslara demeç vermiş.

Yerel basın yok sayılmış.

Sordurdum; Vakıflar Genel Müdürlüğünden izin alınmış da Güreren ajanslarla öyle konuşulmuş, falan filan.

Her dakika konuşan bir müdür böyle önemli bir konuda topu neden Ankara'ya atar.

Bir de herkesin tek tek izin alması ne demek?

İzin alırsın, genel bir basın toplantısı yaparsın gelen gelir, açıklamayı alır, sorusunu sorar olur biter.

Ben bu 'sadece ajanslarla haber paylaşma' işine oldum olası karşıyım ve tepkim her zaman sert olmuştur.

Daha önce da ajansların yöneticileriyle işbirliği yapan bir STK başkanı, yapılacak etkinlikle ilgili muhabirlerimizin ısrarlı sorularına kaçamak cevaplar vererek haber sakladı.

O gün sert tepki gösterdim.

Yerel basını yok sayanı ben de yok sayıyorum.

Anlaşılan Edirne'de yerel basını yok sayma eğilimi var.

'Ajansları çağıralım yeter' gibi bir düşünce içinde bazıları.

Akılları sıra Edirne basınını '˜dizayn' etmeye çalışıyorlar.

Unuttukları şöyle bir şey var.

Burası Edirne, tam sen Edirne'yi '˜dizayn' etmeye çalışırken Edirne seni bir '˜dizayn' eder, nasıl gittiğini anlayamazsın.

Bir bakmışsın, valizin elinde buralardan gidiyorsun, demedi deme!

***

Edirne'nin nasıl bir kaderi var?

Kadınların yüzüne belirsiz sıvıyı atan sapığı daha bulamadık.

Artık komplo teorilerine inanasım geldi; Edirne'nin kaderiyle mi oynuyoruz?

'˜Edirneli kadınlar evlerinde otursun, dışarıda ne işleri var?' mesajı mı verilmek isteniyor?

Anlamadım'¦

Yazarın Diğer Yazıları