Dışlanan Oyunlar: 1) Reis Bey
Cüneyt Özdemir
Reis Bey hakkında yazmaya başlarken Hamlet'ten bir sahne gözümün önüne geldi.
Shakespeare'in
Hamlet piyesinde şöyle bir sahne vardır: Claudus, Danimarka kralı olan
ağabeyisini, sarayın bahçesinde öğle uykusunu uyurken kulağına zehir akıtarak
öldürür. Hemen ardından kralın eceliyle öldüğü söylentisini yayar ve onun
yerine geçerek Danimarka'ya kral olur. Daha da ileri giderek kralın
öldürülmesinden henüz iki ay bile geçmeden onun karısıyla, yani yengesiyle
evlenir!..
Öldürülmüş
kralın oğlu delikanlı Hamlet, bütün bunlara bir anlam veremez. Amcası
Claudus'un, babasını öldürmesini, hele daha iki ay bile geçmeden annesiyle
evlenmesini ve Danimarka tahtına geçmesini içine bir türlü sindiremez. Bu
işlerde annesinin de payının olabileceği ihtimali, onu büsbütün çıldırtır.
Babasının intikamını almayı planlar. Ancak cinayetten emin olmalıdır. Kanıt
aramaktadır'¦ O günlerde bir gece arkadaşlarıyla sarayın setinde konuşurken,
babasının ruhu bir hayalet şeklinde yanlarına gelir. Hayalet ona her şeyi
açıklar, annesinin de bu suça ortak olduğunu bildirir ve intikamını almasını
ister:
'İzin
verme Danimarka tahtının
Lanetli
bir haram döşeği olmasına!
Ama
yapacağını ne türlü yaparsan yap,
Anana
el kaldırıp kirletme elini!
Bırak,
Tanrı görsün hesabını,
Kendi
içindeki dikenler kanatsın vicdanını!'
Necip Fazıl Kısakürek'in Reis Bey piyesinin
konusu kadar, ülkemizin son yıllardaki yargı durumuna denk gelen başka bir
piyes yoktur. Eserde anlatılan olay, ilk bakışta öncelikle yargı mensupları
arasında geçiyor ve onlara sesleniyor gibi görünüyor. Aslında ise, bütün
insanlara, bütün insanlarda artık görünür ve uygulanır duruma gelmesini
istediğimiz 'merhamet' duygusuna sesleniyor.
Reis
Bey piyesinin konusu, meslek hayatı boyunca kanun maddelerinin sadece dış
yüzlerine bakarak karar vermiş bir Ağır Ceza Reisi'nin verdiği son idam
kararının yanlışlığı, uygulandıktan kısa bir süre sonra, ortaya çıkınca duyduğu
pişmanlığın kişiliğini nasıl dönüştürdüğünü ortaya koymaktır. Pişmanlık
dikenleri, Hamlet'teki kraliçenin vicdanını kanattı mı, bilinmez ama Reis Bey piyesindeki
Ağır Ceza Reisi'nin yanlış kararından duyduğu pişmanlık ve vicdan azabı, onun
yüreğini kanatmakla kalmamış, kişiliğini değiştirmiş, onu kaplanken koyuna
dönüştürmüştür.
Bu konu
piyeste üç perdelik bir olay örgüsü şeklinde anlatılmıştır.
1. Perde: Olay İstanbul'da Mecidiye Oteli'nin
holünde başlar. Otel Kâtibi, Mübaşir, Birinci Bar Kızı, son günlerin güncel
konularından biri olan Nişantaşı'nda mücevherlerini ele geçirmek için annesini
öldüren Murat'ın işlediği cinayet üzerine konuşurlar. Daha sonra Köylü Müşteri,
Taşralı Müşteri ve Yeldirmeli Kadın gelir. Köylü Müşteri, traktörden düşüp felç
geçiren kızını tedavi ettirmek için İstanbul'a getirmiş ve o gece otelde kalmak
istediğini bildirmiştir. Otel doludur. Yalnız 'aksi', 'titiz' bir adam olan
Reis Bey'in bitişiğindeki oda boştur. En küçük bir gürültü istemediğinden oda
genellikle boş tutulur. Neden sonra felçli kızın hatırı için Köylü Müşteri o
odaya yerleştirilir.
Taşralı
Müşteri, Samsun'dan İstanbul'a kaçan kızını aramak için gelmiştir. Yeldirmeli
Kadın atılan iftira yüzünden mahkemelik olan oğlunun karar duruşmasından önce
perişan halini Reis Bey'e anlatmak için orada bulunmaktadır. Meslek hayatı
boyunca akıl, mantık ve kuru hukuk kurallarına bağlı yaşamış hakim Reis Bey,
bunlardan hiç birinin derdiyle ilgilenmez. O, merhameti kalbinde öldürmüştür.
Ona göre merhamet 'ağızların iğrenç sakızı'dır.
Reis
Bey, Nişantaşı cinayetinde bazı soru işaretleri bulunmasına rağmen, annesini
öldürmekle suçlanan katil zanlısı Murat'ı, bitirim yerleri olan meyhane,
kumarhane gibi yerlere gittiği, şahitlerin aleyhinde ifadeler verdiği ve
davranışını dış hukuk kurallarına uygun gördüğü için suçlu bulur ve idamına
karar verir. Karar, Reis Bey'in de hazır bulunduğu bir sahnede, genç delikanlı
hemen asılarak uygulanır.