Cüneyt Özdemir

Dilimde tüy bitti

Cüneyt Özdemir

Bu sınır kapıları Edirne'nin çok işine yarıyor.

Turist geliyor, bu kapılar sayesinde Edirne esnafı iş yapıyor, para kazanıyor.

Ülke genelinde esnaf krizdeyken Edirne esnafı bu krizi çok hissetmedi.

Nedeni, artık her şeyini Edirne'den alan Bulgar ve Yunan turistler.

Peki biz o turistlerin (aslında misafirlerimizin) emniyetli bir şekilde alışverişlerini, gezip tozmalarını, bir şeyler yiyip eğlenmelerini sağlayabiliyor muyuz?

Bugünkü konum bu değil ama yine de belirtmeden geçemediğim konuların başında otopark konusu var.

Bir kez otopark konusunda sınıfta kaldık.

Birçok otoparkta fiyat tarifesini takan yok.

Otoparka bir turist gelirse, 'Ver 10 leva, ver 5 Avro' tarifesi geçerli.

Hala otoparklarda bir denetim yok.

Daha doğrusu Edirne'de bir belediye var mı yok mu, en azından turistler anlamış değil.

Hiç mi iyi yönde gelişme yok derseniz elbette var.

Bir misafirimle onun arabasını otoparka çekmeye kalktık.

İnerken 'Abi sen Türkçe biliyon mu?' dedi 'vale.'

'Türk olduğuma göre biliyorum' dedim, 'Abi saati 6 lira' dedi, 'Eyvallah kardeşim' dedim büyük bir sevinçle.

Adam 'bir saat 6 lira' diyor, ne büyük lütuf?

Yine yurtdışından gelen misafirlerimizle bazı otoparklara gitmişliğimiz ve 'Abi ilk bir saat 10 lira' cevabı almışlığımız var, hem de yaklaşık bir yıl önce.

Belediye yok, polis yok, devlet yok, otoparkçının insafına kalmışsın.

Sahte ya da taklit ürün satan esnaf başka bir facia.

Zaman zaman göstermelik denetimlerin ardı nedense gelmiyor.

Ayağımıza sıkmakta, gelen turisti kaçırmakta, 'sen bize gelme' demekte üstümüze yok.

Bunlar hep devam eden turizm sorunları.

Ancak geçmişte üzerinde çok durduğum sınır kapılarında turistlerin kendisine 'polis, devlet görevlisi' vesaire süsü vermiş kişilerce soyulması konusu var.

Bu daha önce Pazarkule'de oldu.

Kapıkule'de oldu.

Pazarkule'deki olayda dolandırılan kişi ile aramızda ortak dostlar vardı.

Haberi tüm ayrıntısıyla verdik ve bu ayıba son verilmesini istedik.

Kapıkule'deki olaylar da can yakıcıydı.

Dedim ki, 'Gelen turisti koruyamıyorsan o zaman turist senin ülkene neden gelsin?'

Bu yazdıklarımız üzerine Kapıkule'de çeşitli önlemler alındı.

Jandarma nöbet kulübesi koydu, devriye çıkardı.

En son yerleştirilen kameralar daha uzun mesafeyi görüyor ve o dolandırıcılar Kapıkule'de yer bulamamaya başladılar.

Pazarkule'de de sanırım daha dikkatli davranılıyor ve son zamanlarda şikayet almıyoruz.

Peki o sahtekarlar, dolandırıcılar nereye gitti?

Tabii ki, Hamzabeyli sınır kapısına.

Pazar günü bir dostum telefon etti.

Sık sık Bulgaristan'dan Edirne'ye gelen S. Z., adlı Bulgar vatandaşı dostunun başına gelenleri anlattı.

Bulgar turist Hamzabeyli sınır kapısında Türkiye'ye giriş işlemlerini tamamlıyor ve gümrük sahasının dışına çıkıyor.

Yani artık Türkiye'de.

Ama ne yazık ki daha 20 metre gitmiş gitmemiş, elinde Türk bayrağı, güya resmi görevli kılığında birileri tarafından durduruluyor.

'˜Görevli' açık kapı camından arabanın içine uzanıyor, 'problem' diyor, 'ceza' diyor, 'cezayı öde' diyor.

Bulgar turist 100 TL çıkarıp veriyor.

Vay efendim, 'yetmez' deniyor ve 400 lira daha alınıyor turistten.

İnsanlar ister istemez korkuyor, kendinizi bu turistin yerine koyun, yabancı bir ülkede devlet görevlisine benzeyen kişi size ceza yazarsa ödemez misiniz?

Neyse; Edirne Valisi Ekrem Canalp'e sesleniyorum.

Biz, ülkemize gelen turisti koruyamıyorsak, biz bu vatanı da koruyamayız.

Lütfen duruma el koyunuz, jandarmanın sürüyle sivil istihbarat elemanı var.

Bu devlet Türkiye'nin prestijini ayaklar altına alan üç zorba, serseri ve dolandırıcıyla başa çıkamayacak mı?

Ben 'başa çıkar' diyorum?

 

Yazarın Diğer Yazıları