Cüneyt Özdemir

Dilek

Cüneyt Özdemir

Vakıftan bir grup arkadaşla Bulgaristan'ın Burgas kentine gitmiş, iki ülke çevrecileri arasında çevrenin daha iyi korunması konusunda neler yapılabileceğini araştırıyorduk.
Bir ara gruptaki arkadaşlardan birisi eczaneden alacağı bir ilaç için benden tercüme konusunda benden yardım istedi.
Gittik, aradığı bir kanser ilacıydı.
Türkiye'de bulunmayan bir ilaçtı.
O eczanede aradığımız ilaç yoktu, 'muadilini verelim' dediler.
Fiyatını sordum, mübalağa etmiyorum; çay fiyatınaydı kutusu.
'Peki, bizim sorduğumuz ve sizde bulunmayan o ilaç kaç para' dedim.
Bilgisayardan baktılar, hadi o da bir kahve parası olsun.
Öyle fiyatı düşüktü oradaki eczanelerde.
Oysa bizde hem yoktu, hem de fiyatı yüksekti.
Yüz binlerce kanser hastası var ve onları ya da yakınlarını nelerle uğraştırıyoruz?
Bu illetin zaten kesinleşmiş bir tedavisi yok.
Kansere yakalandığında yıkılan hasta ve yakınları bir de ilacını bulamayınca temelli yıkılıyor.
***
O dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar Edirne'ye gelmişti.
Sonradan bütün Türkiye'nin adının Dilek Özçelik olduğunu öğreneceği genç bir kız Bakan Bayraktar'ın Selimiye Camii'ni ziyareti sırasında yanına yaklaşmış ve kanser hastası olduğunu, ilaç bulamadığını söylemişti.
Bakan belki anlamadı veya yanlış anladı.
Çıkarıp cebinden bir tomar para tutuşturdu eline.
Oysa onun derdi, piyasada bulunmayan kanser ilacıydı.
Belli ki çok koymuştu dilenci yerine konmak.
Ağlayarak Bakana parayı iade edince günlerce gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında yer aldı.
Sağlık Bakanlığı devreye girdi, 'İlaçları temin edilecek' açıklaması yaptı.
Oysa o zamana kadar neden temin edilemiyordu, o ilaç neden bulunamıyordu?
Komşu ülkelerde ilacın kendisi ya da muadilleri çay parasına bulunuyor da Türkiye'de kanser hastaları neden sürünüyordu?
Belli ki bir yerde yanlış var.
Hatta Dilek Özçelik daha sonra Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne yatırılmıştı.
O dönem milletvekili olan Recep Gürkan adamlarını Yunanistan'a yollayıp o ilacı buldurtup getirtmişti.
Belki Gürkan'ın haberi yok ama 'Bakın ilaç 10 kilometre ileride bulunabiliyor' fikrini kanıtlamak için yapılan bu iş adamları tarafından bayağı bir şova dönüştürülmüştü.
İş güzel ama şov kısmı abartılmıştı.
Yine Dilek'in bulunmayan ilaçlarına dönersek; Trakya Üniversitesi öğrencisi olan genç kız daha sonra buralardan kayboldu gitti.
Geçtiğimiz günlerde öldüğünü duyduk.
Beni artık her ölüm üzüyor.
Ama daha ömrünün baharında bu genç kızımızı kaybetmiş olmamıza fazlasıyla üzüldüm.
Türkiye yine de onu Bakan Bayraktar'a parayı iade ederken gözyaşları içinde 'Ben dilenci değilim, kanser hastasıyım, ilaç bulamıyorum' demesiyle hatırlayacak.
Bu hareketi birçok hastanın ömrünü uzattı veya belki hayatını kurtardı.
Çünkü o hareketinden sonra Sağlık Bakanlığı kanser ilaçları konusunda bir takım düzenlemeler yaptı.
Dilek bu amansız hastalıktan kurtulamadı ama geride kalan kanser hastaları için yaptığı çok şey var bir anlamda.
Mekanın cennet olsun Dilek!
***
Hadi bu yazıda da biraz siyasete değinelim.
Önceleri İYİ partinin MHP ve AK Parti'den oy çalacağını düşünülüyordu.
Ne yalan söyleyeyim; ben de öyle düşünmüştüm.
Ancak görüyorum ki, bu '˜oy çalma'dan CHP'de nasibini alacak.
Bu tespite 'hadi canım sen de' diyenler çıkacaktır.
Ama ilk seçimde bu söylediklerim daha iyi anlaşılacaktır.
Ben söylemiş olayım'¦

Yazarın Diğer Yazıları