Cüneyt Özdemir

Devlet Kontrollü Tarım Şart

Cüneyt Özdemir

Haftalık bir yemek listesi yaparız değil mi? Hangi gün ne yemek yiyeceğimizi belirler ve ona göre ihtiyaçların karşılandığı bir alışveriş yaparız. Farz edelim bu ailenin 3 dönüm tarlası var. Tarlayı yazlık ve kışlık mahsuller yetiştirecek biçimde rotasyona sokarız değil mi? Bir kısmına da biraz tahıl ekeriz. Buğday, mercimek, fasulye, bakla vs. Bunlara da yıllık ürün diyelim, sonuçta buğdayı un olarak kullanırız ve evde kendi ekmeğimizi yapabiliriz. Tahıllarda uzun ömürlü saklamaya uygun oldukları için sıkıntımız yok. Soğanı, marulu, domatesi, biberi, lahanası, pırasası, bamyası, biberi vs. vs. Tarlamızda yaşadığımız coğrafya itibarıyla her şey yetişiyor olsun. Hatta muz, portakal ve limon bile. (mesela Akdeniz Bölgesi gibi) Sebze ve meyvelerimiz tam tıkırında zamanı geldiğinde yetişiyor ve topluyoruz. Fazlasından turşular kuruyor, reçeller yapıyoruz diyelim. Böylelikle de sezon dışında da yeme şansımızı elde ediyoruz. Bu ailede sigara içen anne ve şarap içen baba, meyve suyu içen çocuklar olsun. Tütün ektiğimizi ve üzüm yetiştirdiğimizi de hayal edelim. Çocuklara da toplanan meyvelerden hoşaf yaptığımızı düşünelim. Süt eksiğimiz kaldı ve birde yumurta sanki? 4 kişilik aileye 10 tavuk alıp kümese koyarsak yeter de artar bile bence. Bir de süt için sağılacak bir hayvan. Ham madde ihtiyaçlarımızı karşılayacak ürünleri kalem kalem not aldıktan sonra dönüp yaptığımız haftalık menüye bakalım. Bir yılda 52 hafta vardır. Bunun yarısını yazlık, yarısını kışlık olarak ele alalım. 26 haftalık bir kış var önümüzde galiba? Buna göre ekilecek ürünlerimizi üç beş fazlasıyla tarlamıza ekeriz ve kendimizi gelecekteki günlere hazırlarız. İngilizcesi 'self-sufficient' İtalyancası 'autosufficiente' ve Türkçe meali de 'Kendi kendine yeten' kelimesi ile açıklayacağımız bir yaşam tarzı anlattım az önce sizleri. Avrupa'da birçok insan bu tarz yaşamı benimseyip kendisine küçük bir arazi satın alıyor ve markete, oraya buraya gitmektense kendi yetiştirdiği ürünlerle hayatına devam ediyor. Buna bir yaşam felsefesi de denir. Tam anlamıyla yüzde 100 'kendi kendine yeten' var mıdır bilemiyorum fakat biz Türkiye olarak kendi kendine yetebilecek bir ülkeyiz. Yukarıdaki aile için balık tutacakları bir göl yazmadım çünkü onu da almak zorunda olduklarını farz etmek istedim. Yani ithal edilen ürünlerimize bir örnek olarak ele alalım.

Türkiye'mizde ithalat ve ihracat kayıtları tutulur. Afrika'daki bir kabile ülkesi olmadığımıza göre kendi yetiştirdiğimiz ve dışardan almak zorunda olduğumuz ürünleri biliyoruz. Bu ikisi arasındaki açığı da rakamlar bize otomatik olarak veriyor. Ülkede kaç ton patates tüketilmiş, kaç ton üretilmiş ve kaç ton ithal edilmiş? 100 ton patates tüketilmiş, 70 ton üretim ve 30 tonda dışardan satın alınmış. Peki Türkiye'de hangi çiftçinin kaç ton patates ekeceğini belirlemez isek bu açığı nasıl kapatacağız ya da herkesin birden patates ürettiğini düşünelim 200 ton patatesi ne yapacağız? Hiç mi mercimek yemeyelim, hiç mi nohut yemeyelim? Olmaz değil mi? Her gün aynı şey yenir mi? Mesela sıvı yağ fiyatlarında patlama oldu. Bizim Edirne'mizde de yağ fabrikalarımız var. Çiftçi ayçiçeği yetiştirmezse nasıl yağ yapıp piyasaya sunacak? Bir yıl bir tarafa yüklenip, öbür yıl diğer tarafa yüklenirsek bu iş yürümez. Tarım işi serbest bırakılacak kadar basit bir iş değildir bana göre. Az önce bahsettiğim aile biziz aslında, kocamaaan Türkiye ama hesap işi işte o kadar da basit. Yaz kardeşim bu ülkenin bütün mutfak ihtiyaçlarını; listele ve ona göre bir üretim kotası koy. Ege'deki çiftçiye ver bölgesinde yetişen on ürünü o yetiştirsin. Trakya'dakine ver başka on ürün, Akdeniz'dekine ver yine diğer başka on ürünü. Kimseyi sebze - meyvesiz bırakma. Hatta verdiğin kotanın biraz üstünde üretim iste, ne olur ne olmaz. İhracat için de biraz fazlasını iste. Ama ihracata da bir kota koy. Koy ki evdeki kızanların aç kalmasın. 'Anne ben patates kızartması istiyorum' diyen minik tatlı kızını 'yağ yok' diye üzme, ağlatma. Biz kendi kendimize yeteriz ama kontrol lazım. Devlet kontrollü tarım güzel ülkemizin bu kriz ortamından çıkışıdır. 5 yıllık sıkı bir üretim planı yapılsın, kooperatifler, ziraat odaları ve bu alanla ilgili tüm meslek kuruluşlarının içinde bulunduğu bir 'kurul' oluşturulsun. Biz bu işin içinden çıkarız. Deneyin göreceksiniz. En azından sen dene sayın okurum. Yap bir yıllık liste, bul bir parça toprak ve uygula. Alamıyorsan, kirala araziyi ya da kooperatif tarzı üç- beş kişi girişin bu işe.  Bak o zaman yağ fiyatları ya da sebze fiyatları umurunda oluyor mu? Ben; inanın birçok sebzenin fiyatını bilmiyorum. Neden mi? Çünkü kendi kendime yetebiliyorum. Biraz hesap, biraz disiplin. Hepsi bu işte. Biz; kendi kendimize yeteriz!

Yazarın Diğer Yazıları