Depreme hazır mıyız?
Cüneyt Özdemir
Cumhur liseden arkadaşımdır.
Salgın
dönemindeyiz, ziyaretin makbulü kısa olanıdır diyerek çıkacak oldum.
Bu sırada
içeriye Güzel Parti Genel Başkan Yardımcısı Hilmi Keskin girdi.
Yanında
birisi var ama tanımıyorum.
Ben
Cumhur'a biraz da şaka yollu 'Tanıştırayım, Güzel Parti Genel Başkan Yardımcısı
Hilmi Keskin' dedim.
Meğer
yanındaki de partinin genel başkanı Hüseyin Akbulut'muş.
Onlar gelince
sohbete daldık, ben biraz daha kaldım.
Bir ara
oturduğum koltuk sallanıyor.
Dönüp
koltuğun bir ayağı kısa da ondan mı sallanıyorum diye baktım.
Hayır,
koltuğun dört ayağı da yere basıyor, o zaman deprem olduğunu anladım.
Odadaki
saksılarda bulunan çiçekler de sallanıyor.
Cumhur da
'deprem oluyor galiba' dedi.
Panik
yapacak halimiz yok, 'Binanın müteahhidi Y. K., binayı sağlam yaptıysa sıkıntı
olmaz' diye şaka yaptım.
Sık sık
Çanakkale ve Saros Körfezi'nde meydana gelen ve bizim de Edirne il merkezinde
belli belirsiz hissettiğimiz depremlerden biridir diye düşündüm.
Meğer öyle
değilmiş, İzmir sallanmış, çok sayıda bina yıkılmış.
Cep
telefonundan izlediğim ilk görüntüler kötüydü.
Büroya
geçince haberlere daha ayrıntılı baktım, manzara kötüydü.
Depremde
70'in üzerinde can kaybı var, yüzlerce de yaralı.
Enkaz
altından mucize eseri canlar çıkarılıyor.
'Bu son
olsun' demekten başka elimizden bir şey gelmiyor.
Biliyorum,
olmayacak.
Yine bir
deprem olursa yine canlarımızı kaybedeceğiz.
Çünkü
deprem yaşandıktan sonra önlem alınıyormuş gibi yapılıyor.
Ancak
yaşadığımız acıyı, yıkımı çabuk unutuyoruz.
Ders
almıyoruz, önlem almıyoruz.
***
Görüntülerde
bir şey dikkatimi çekti.
Bir
binanın zemin ve birinci katı çökmüş, üst katlarda bir şey yok.
Bazı
katlarda camlar bile sapasağlam.
Hele bitişiğindeki
binada cam, çerçeve sağlam, bir parça sıva bile dökülmemiş.
Nasıl olur
diye düşünüyorum.
Meğer o
binanın giriş katında market var.
Market
işletmecileri daha fazla yer kazanmak için binanın taşıyıcı kolonlarını
kesmişler.
Bina o
yüzden yan yatmış veya alt katları çökmüş.
O
binaların müteahhitleri, mühendisleri mimarları ve bunları denetleyen belediye
görevlileri, yapı denetim şirketleri hesap vermeli.
Yetmez, o
markette taşıyıcı kolonları kesen, kesilmesi emrini veren ve kolonlar kesildiği
halde oraya market ruhsatı veren belediye görevlileri de hesap vermelidir.
Hesap
vermeliler ki bundan sonrasına örnek oluştursunlar.
Müteahhit
ucuza mal etmeye çalışmasın, mühendis, mimar fazla kâr etmek isteyen
müteahhidin sesini değil, vicdanının ve bilimin sesini dinlesin.
Denetleyenler
'ya bir deprem olur da bu binada insanlar ölürse ben ne yaparım' diye düşünsün.
Hesap
sorulsun, sorumlular mutlaka hesap versin.
Yoksa yine
can kayıplarına devam ederiz.
***
Madem
İzmir depremi hatırlattı biz de hatırlayalım.
Edirne'de
biz ne durumdayız?
Yeni
yerleşim bölgesinde son zamanda yapılan yapılar deprem yönetmeliğine göre
yapılıyor.
Bir de
gerektiği gibi denetleniyorsa sorun yok demektir.
Peki ya
Kaleiçi'ndeki 70'li, 80'li yıllarda yapılan evler?
Ya Fatih,
Koca Sinan ve Birinci Murat mahallelerinde 80'li ve 90'lı yıllarda yapılmış
binalar ne âlemde?
Deprem
toplanma alanlarımız tamam mı?
Deprem
toplanma yerlerindeki stoklarımız ne durumda?
Bunlara da
kafa yorsak fena mı olur?