Demedi deme!
Cüneyt Özdemir
Daha önceden üniversite kulislerinde 'alınacak' diye konuşulan isimlerin hepsi alınmış.
Bir kere bu kadrolar ilan edilirken başvuru şartları
alınması düşünülen kişilere göre kondu.
Sosyal bilimler alanında bir kadroya 'kamu yönetimi' şartı
konmuş.
Ne olur, olmaz diye bir de 'şu alanda yüksek lisans yapmış
olma' şartı eklenmiş.
Bazı kadrolarda bu kadar 'kişiye özel' şart konunca tek kişi
başvurmuş.
Onların işleri garanti.
Örneğin 'basın halkla ilişkiler' departmanında
çalıştırılacak birisi için açılan kadroda şart olarak 'Türk dili ve edebiyatı
lisans mezunu olmak' denmiş.
Yetmemiş 'Türk edebiyatı konusunda tezli yüksek lisans
yapmak' şartı da koymuşlar.
O da yetmemiş, yüksek öğretim kurumlarında basın halkla
ilişkiler alanında en az 2 yıl çalışma tecrübesi bulunmak' da eklenmiş.
Oysa birçok üniversitede iletişim fakültesi var.
Bu fakültelerin gazetecilik, tanıtım ve reklamcılık gibi
bölümlerinin yanı sıra HALKLA İLİŞKİLER bölümü de var. (Haber ve yazıda bazı
sözcükleri büyük harfle yazmaktan nefret ederim ama burada göze batsın diye
yaptım. Kendimden özür dilerim.)
Ama illa sen diyorsun ki, Türk dili ve edebiyatı lisans
mezunu olsun.
Hadi onu geçtik, ikinci şart olarak 'basın ve halkla
ilişkiler konusunda tezli yüksek lisans yapmış olmak' deseydiniz, bir
iletişimci olarak o da kabulümdü.
Ama belli ki biri tarif ediliyor.
Yani aranan şartlar o kişinin şartlarına uyduruluyor.
Üçüncü şart da cabası.
Peki neden iletişim fakültesi halkla ilişkiler bölümü
mezunlarına bu kadro için başvurma hakkı verilmiyor?
Bana birisi bunu açıklasın lütfen.
Açıklayamaz, çünkü açıklaması yok.
Eğer mantıklı bir açıklaması varsa çıksın, ben de mesleği
bırakayım.
Ama ben bunun yanlış olduğunu hem de Rektör Prof. Dr. Erhan
Tabakoğlu'nun alanından bir örnekle açıklayayım.
Belki daha iyi anlaşılır.
Erhan Hocam bak, bir kişi senin üniversitende Türk dili ve
edebiyatı eğitimi aldı, 4 yılın sonunda lisans mezunu oldu.
Sonra yine sizin üniversiteye bağlı edebiyat fakültesinde
'Türk edebiyatı' alanında tezli yüksek lisans yaptı.
Sonra gitti bir hastanede iki çalıştı.
Geldi size başvurdu, siz bu arkadaşınızı hastanenize doktor
olarak alır mısınız?
Siz rektörlük yaşamınızda bir kez basın toplantısı
düzenlediniz ve sanırım pişman oldunuz.
Basının karşısına çıkmamaya gayret ediyorsunuz.
Bir basın toplantısı düzenlemenize gerek yok, sosyal medya
hesaplarınızdan verebilir veya üniversitenin basın halkla ilişkiler bürosu
aracılığıyla yazılı açıklama yapabilirsiniz.
Ama ne olur bu yazılı açıklamanız üniversitenin diğer
faaliyetlerine benzemesin.
Nasıl basın halkla ilişkiler departmanınız varsa veya nasıl
bir işleyişiniz varsa yapılan faaliyetlerin yazılı ve görsel malzemesi bazen
bir ay sonra basına ulaştırılıyor.
Diğer kadrolarda da belirlenen şartlar nedeniyle bazı
alanlardan mezun olanlara başvuru imkânı ortadan kaldırılmış.
Buna rağmen bazı bölümlere bir kişilik kadro açılmışken
fazla başvuran olmuş.
Bu kez de hatırı sayılır kişilerin oğulları, kızları ya da
bazı üniversite yöneticilerinin kadro sözü verdiği kişiler sınavda nedense hep
yüksek not almışlar.
Alınanın ALES notu düşük, diploma notu düşük, yabancı dil
şartı varsa dil puanı düşük ama nedense sınavda yüksek not almışlar.
ALES notu, diploma notu yüksek olanlar her ne hikmetse
üniversitenin yaptığı sınavda dökülmüş.
Böyle bir tesadüf olabilir mi?
Bu memlekette 32 yıldır gazetecilik yapıyorum.
Trakya Üniversitesi'nin öğretim ve araştırma görevlisi almak
için açtığı hiçbir sınav bu kadar tartışılmadı.
Erhan Hocaya tavsiyem; eğer emekliliğinde Edirne'de yaşamayı
düşünüyorsa bu işi düzeltmelidir.
Sınavlar hiç kimsenin itiraz edemeyeceği bir şekilde
yapılsın, hak eden kazansın.
Yoksa yarın öbür gün sokakta gezerken bir bakmışsın
bugünlerde yaşananları vatandaş hiç acımadan yüzüne vurmuş.
Sen Edirne Lisesi'nden kardeşimizsin, demedi deme!