Deli dumrul vergisi gibi
Cüneyt Özdemir
Ancak vatandaş hem virüsten daha rahat korunurum, hem de tasarruf ederim diye kentte yaşadığı evi bırakıp köyüne gidince işler karma karışık oldu.
Belediye,
TREDAŞ ve Doğalgaz görevlileri salgın nedeniyle gidip okumadılar.
Okusalar
tüketim olmadığını görecekler, fatura çıkmayacak ya da çok cüzi bir rakam
çıkacak.
Daha önce
de yazmıştım, GAZDAŞ yapılan hataları giderme yoluna gitti veya hatalı faturayı
iptal etti de TREPAŞ tınmadı bile.
Edirne
Belediyesi de bu konuda masum değil, ödenmiş faturaları yeniden düzenledi,
tahsile gönderdi.
Yersen.
Ama illa
da TREPAŞ!
Geçen
avukat arkadaşımla bir çay bahçesinde çay içiyoruz.
Avukat bir
yandan da elindeki elektrik ödeme makbuzlarını inceliyor.
Birden
sinirlendi, bağırıp çağırmaya başladı.
Karma
karışık bir ödeme tablosu çıkarmışlar.
Sonra onu
taksitlendirmişler.
Taksitler
Ekim ayına uzanıyor.
Bir baktık
ki Ekim taksitini de tahsil etmişler.
Düşünün
avukat bile bu vatandaşa kıyakmış gibi gösterilen oysa şirketlere daha sonra
satacağı enerjinin parasını peşinen ödetmeden başka bir şey olmayan
düzenlemeden kendisini kurtaramıyor.
Vatandaş
önümüzdeki kış yakacağı elektriği daha yaz aylarından ödemiş oldu.
Bu Deli
Dumrul vergisine benzeyen ödemeler yapılırken vatandaşın yanında kim vardı?
Muhalefet
partileri desen yok.
Güya
tüketici haklarını korumak için kurulduğunu ileri süren sivil toplum
kuruluşları desen onlar da yok.
Kent
Konseyi filan da ortada görünmedi.
Kısacası
vatandaş yalnız bırakıldı, enerji şirketlerinin insafına terk edildi.
Vatandaş
şu an elektrik borcu var mı yok mu, onu bile bilmiyor.
Vatandaşa
'Şu kadar daha ödemen lazım' deseler itiraz edemez.
Çünkü
şiraze kaymış, hesap şaşmış.
Vatandaş
Allah'a emanet.
***
Havsa'nın
Osmanlı köyünü daha lise öğrencilik yıllarımdan bilirim de o köydeki Osmanlı
Köftecisini arkadaşlarım sayesinde keşfettim.
Köftesi ve
satır eti muazzam.
Ne zaman
gitseniz dükkan dolu.
Bir
zamanlar köy okulu olan binanın bahçesine kurulmuş olan köfteci dükkanı yaz
aylarında okul bahçesini kullanıyor, bir kır restoranı gibi hizmet veriyor.
Geçen gün
yine arkadaşlarla yolumuz o köfteciye düştü.
Yemek
yedikten sonra tuvalete gitmek istedim.
Garsonlar
'Abi kapalı' dediler.
Sebep?
Anlatılanlara
göre; köyün muhtarıyla köfteci dükkanı sahibinin arasında bir anlaşmazlık
olmuş, muhtar da tuvaletleri hizmete kapatmış.
Bu arada
tuvaletler şimdilerde kullanılmayan okulun tuvaletleri.
Şaştım
kaldım.
Doğruysa,
demek insanlar birisiyle bozuştuğunda kamu gücünü kullanıyor.
Daha önce
dükkan kirasında fahiş bir artış da yapılmış.
Biz yemek
yerken garsonlardan birisi bir el ilanı dağıtıyordu.
Baktım,
dükkanı Havsa'ya daha yakın bir yere taşıyorlar.
Yani
Osmanlı köyünden uzaklaşıyor dükkan.
Osmanlı
köyü köftecisine Trakya'dan, İstanbul'dan özel olarak yemek yemeye gelenler
var.
Osmanlı
köyü et ve et ürünleriyle meşhur bir yer.
Köye yolu
düşen mutlaka köydeki kasaplardan et ve et ürünü satın alıyor.
O dükkanı
oradan kaçırtırsan şimdi kim kaybetmiş olacak.
***
Bugünkü
yazıyı bir soruyla bitirelim:
Altyapı
çalışmaları güya tamamlandıktan sonra asfaltlanan Abdi İpekçi Caddesi'nin (Yeni
Hastane yolu) hali ne öyle?
Yol yol
değil, 'off road' güzergahı sanki.