Cüneyt Özdemir

Daha ne bekliyorsunuz?

Cüneyt Özdemir

Ama bir baktık ki her şey hikaye, biten bir şey yok.

Nedeni, disiplin ve kurallarda en ufak bir gevşemenin halkımızdaki etkisi on katı oluyor.

Yani siz 'vur' diyorsunuz, halkımız 'öldür' anlıyor ve öldürüyor.

1 Haziran'dan itibaren 'normalleşiyoruz' dendi, millet hiç böyle bir salgın yaşanmamış gibi maskeleri fora etti, sosyal mesafe kurallarını 'iptal' etti.

Zannetmeyin ki, bir emir veya genelgeyle oldu bu 'iptal.'

Duyarlı, kurallara, bir başkasının yaşam hakkına saygılı kişileri tenzih ederek söylüyorum; aramızda o kadar çok 'koronalog' var ki, o koca koca profesörlere ne gerek var?

Bilim insanları, uzmanlar, profesörler ne söylerse söylesin; adam, maske takma ihtiyacı duymuyor.

Siz bu tip insanlara ne yapabilirsiniz ki?

Adam maskeyi hiç takmamış.

Öylesine takan da var.

Kimi alnının üstüne doğru sıyırmış.

Kimi çene altına.

Bir kulağına öylesine asan da var.

Katlayıp cebine koyan mı dersin?

Olur ya polis veya zabıta sorarsa göstermek üzere çantasında özene bezene saklayan mı dersin?

Şaka değil; parmağının ucunda tespih gibi sallayanı da gördüm.

Peki bu adamlar maskeyi neden takmıyor?

Televizyondaki uzmanlar 'Takacağınız maske sizden çok karşınızdakini korur' diyor ya adamın umurunda değil karşısındaki.

Kendisini korusa bir derece.

Öncesinde maske tanımı yapılırken bence çok yanlış yapıldı.

Taktığımız maskenin bizden karşı tarafa tehdit oluşturacak bir zerreciğin, damlacığın veya salyanın karşımızda bulunan kişiye gitmesini önleme amacıyla takıldığı belirtiliyordu.

Adam da kendi doğası gereği (!) başkasını korumaya yönelik maske takma eğilimi içinde olmuyor.

Salgının ilk zamanlarında maske sıkıntısı vardı.

Hatta bir ara karaborsaya düşmüştü.

Şimdi öyle bir durum yok.

Hem resmi kurumlar ve sivil toplum kuruluşları hatta işyerleri en azından tıbbi maske dağıtıyor hem de başta eczaneler olmak üzere birçok yerden bu maskeleri bulmak mümkün.

Ama yukarıda da belirttiğimiz gibi vurdumduymaz bir kesim ısrarla maske takmak istemiyor.

Minibüse biniyorsunuz, takan takmış ama takmadan binen vatandaşa 'birader maskesiz binemezsin, buradaki insanları tehlikeye atamazsın' diyen yok.

Kentin tamamına maske ve dezenfektan dağıtmakla övünen Edirne Belediyesi, toplu taşıma araçlarını denetleyemiyor mu?

Yetersiz kalıyor ve denetleyemiyorsa bu memleketin valiliği ve polisi yok mu?

Maskesiz toplu taşıma araçları kullananı kontrol edemiyor mu?

Memleketin polisi, zabıtası bir işyerine maskesiz giren hatta müşterilerine maskesiz hizmet veren kişileri denetleyip kurallara uymayanları, insanların sağlığını tehlikeye atanları cezaya tabi tutamaz mı?

Ama en önemlisi; bu memleketin yani Edirne'nin İl Sağlık Koruma Kurulu insanların maske takmadan, kullanmadan sokağa çıkmasını yasaklayamaz mı?

Adam 'nasıl olsa yasak değil' diye maskesiz geziyor, maske takmıyor.

Adamın bir takım toplum ve sağlık kurallarını hiçe sayma 'özgürlüğü' var diyelim.

Peki benim sağlıklı yaşama hakkımın teminatı kim?

Devlet ne için var?

Ve bu kentte yani Edirne'de maskesiz sokağa çıkılmasının yasaklanması için ne bekleniyor?

Yakın dönemde üç haftalık bir periyodun 'pozitif' vaka görülmeyen bir dönem olduğu söyleniyor.

Ama bu sorumsuzluk, bu vurdumduymazlık devam ederse pozitif vakaların görülmeyeceğini, bırakın görülmeyi sayılarının artmayacağını hatta ölümlerin olmayacağını kim garanti edebilir?

Hiçbir Allah'ın kulu, hiçbir yönetici bunun garantisini veremez biliyorum.

O zaman hiç olmazsa maskesiz sokağa çıkmayı yasaklamak için neyi bekliyorsunuz.

Ne maliyeti var?

Hiç!

Ama bu tedbiri almadınız diye bir insanımız ölse, bunun maliyetini biliyorsunuz umarım.

***

Bugün bir okuyucumuz hem twitter'dan yayınlamış hem de bize ulaştırdı.

Edirne Toplu Ulaşım Sistemi (ETUS) minibüsleri yine 'balık istifi' ama pardon, ona yeni bir isim vermişler; 'korana istifi.'

ETUS minibüslerinde korona tedbiri hiç yok gibi.

Denetlemeyenler utansın diyeyim.

Ve de yazımı bugün meslektaşlarımızın bana ulaştırdığı, Edirne basını ve kamuoyunun yakından tanıdığı, emekli trafik baş komiseri H. Ö.'in başına gelen bir olayı aktararak bitireyim.

Hep ETUS'u eleştirdiğim bilinir ama bu kez bu olayı sosyal medya üzerinden kamuoyuna duyuran meslektaşım Gökhan Tuzladan'ın facebook sayfasından duyurduğu haliyle paylaşacağım.

Sonuç olarak; ETUS'u eleştiren bir tek ben değilmişim.

Neyse işte Tuzladan'ın kaleminden emekli baş komiser H. Ö.'in başından geçen o olay:

ETUS'a konulan el dezenfektanları ile ilgili yaşanan bir olayı paylaşan duyarlı bir vatandaşımız konuyu dile getirmemizi istedi. 16 Haziran 2020 (dün) 2-A hattında çalışan 22 M 0034 plakalı ETUS aracına saat 10.30'da binen bir vatandaşımız araç içerisinde bulunan el dezanfektanını kullanmak isteyince şoförün sert tepkisi ile karşılaşıyor ve eline vurarak (Çek o elini oradan. Onları biz kendi paramızla alıyoruz! Belediye bize vermiyor) şeklinde bir cevap alıyor. Tartışma araç içinde uzayınca vatandaş dezanfektan ücreti 5 TL parayı şoföre veriyor. Ve süreç böyle devam ediyor. Kişi şikayet ettiğini ve kamera kayıtlarında bunların mevcut olduğunu iddia ediyor. Şimdi ETUS Başkanı sayın Hakan Giyik'in konuya hassasiyet göstereceğini düşünerek sorunu dile getirelim dedim. Şunu unutmayın! Pandemi süreci devam ederken normalleşme adımlarının atıldığı şu günlerde riskin hala geçmediğini hatırlatarak bu tür konulara daha hassas olunması önemli. Bu nedenle bu hassas konuya daha hassas yaklaşmanızı bekliyoruz. ETUS zor bir süreçten geçiyor olabilir ama az biraz kendine çeki düzen vermeli. Çok ama çok tepki var.

 

Yazarın Diğer Yazıları