Cüneyt Özdemir

ÇEVRE BÖYLE Mİ KORUNUR?

Cüneyt Özdemir

Aslında şimdi bile bazı vatandaşlarda ve yerel yöneticilerde aradığımız o çevre bilincini göremiyoruz.
'Çevre' ve 'çevre sorunları' ifadeleri 80'li ve daha sonra da 90'lı yıllarda günlük yaşamda konuşulmaya başlandı.
Buna bağlı olarak gelişen çevre bilinci nedeniyle çevreyi koruma ve çevrenin yok edilmesine karşı mücadele örnekleri görülmeye başlandı.
Ardında birçok Avrupa ülkesinde bulunan Çevre Bakanlığı Türkiye'de de kuruldu.
70'lerin o çalkantılı yıllarında siyasi mücadelede pek yer almayan çevre ve çevre sorunları daha sonra biraz da '˜resmi' yollarla hayatımıza girdi.
1984 yılında Marmara Üniversitesi'nde gazetecilik eğitimi alırken 'Çevre Sorunları' diye bir ders gördüğümüzü hatırlıyorum.
Çok şükür bugün kreşte, anaokulunda bile çocuklara çevre bilinci aşılanmaya çalışılıyor.
İnsanlar çevreye duyarlı.
Rize'nin Fırtına Deresinde yaşlı bir kadın ağaç kesmeye gelen ekiplere bastonuyla diklenebiliyor.
Ama istediğimiz yerde miyiz, hayır'¦
***
Çevre mücadelesi sadece, yeşilin tahribatını, kesilmesini, suyun HES'lere hapsedilmesini, havanın çeşitli fabrika ya da santrallerden çıkan gazlarla kirletilmesini önlemeye çalışmakla verilmiyor.
Daha önce doğadan koparılarak alınmış, işlenmiş bir şeyi dönüşüm yoluyla geri kazanarak yeniden kullanabiliyorsak bu doğanın tahrip olmaması için de bir adım.
Doğaya bir destek, bir omuz.
Bunların en başında kağıt atıklar geliyor.
Bakıyorum, işyerine gittiğim arkadaşlarımın çoğu Edirne Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü eliyle dağıtılmış ağıt kağıt kumbaralarına topluyor çöpe atacağı kağıdı.
Ben zaten çalıştığım bütün işyerlerinde bunu mutlaka uyguluyorum.
Belediyenin size verdiği o kumbaralara biriktirdiğiniz atık kağıtları belediyenin temizlik görevlileri haftada bir gelip alıyor.
Sonra bunlar bir yerde biriktiriliyor, yeterli miktarda olunca balya makinesi yardımıyla balya haline getirilip hammadde olarak kullanılmak üzere kağıt fabrikalarına gidiyordu.
Buradan hatırı sayılır bir gelir elde ediliyordu edilmesine de asıl insanlığa ve çevreye faydası; yüzlerce, binlerce ağacın kesilmesini önlüyordu.
***
Peki 'Şimdi sorun nerede?' diyecek olursanız, onu da söyleyeyim.
Edirne Belediyesi'nin temizlik işçileri daha önce Şafak Temizlik adlı bir taşeron şirkette çalışıyordu.
Şirketin bu atık kağıt toplama işini iyi organize ettiği her halinden belliydi çünkü her hafta mutlaka göreviler gelip kağıt atık kumbaralarını boşaltılardı.
Sonra taşeron işçilerine kadro verildi, şirketin işi bitti.
Artık temizlik işçileri o taşeron şirketin değil Edirne Belediyesi'nin işçileri.
Sanırım bu işi yapan işçiler ve onların başlarındaki sorumlular bu atık kağıt toplama konusunda kulaklarının üzerine yattılar.
Ve Edirne Belediyesi böyle bir hizmeti artık vermiyor.
Neden?
Nedenini hiç kimse bilmiyor.
Oysa elemanlar aynı elemanlar, çalışma şeması aynı.
Zaten nerede, kimde kağıt atık kumbarası olduğunu bilen elemanları göndereceksin atıkları toplayacaklar.
Sonra o kağıtları sen sat, bu işte çalıştırdığın işçilerin maaşı ve diğer masrafları çıkar.
Ama en önemlisi yüzlerce, binlerce ağacı kesilmekten kurtarırsın.
Her fırsatta çevreye duyarlı olduğunu söyleyen Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan bu sistemi yeniden kurmalıdır.
Kurmaması için hiçbir neden yoktur.
***
Muhabir arkadaşımız Uğur Akagündüz dün bu konuyu araştırdı.
Siz de Uğur'un haberinde okuyacaksınız; Muhittin Günel İş Merkezi esnafı yıllar önce bir duyarlılık gösterip bu kağıt kumbaralardan almışlar dükkanlarına.
Sistem yıllarca tıkır tıkır işlemiş ama şimdi taşeron işçilerin belediyeye geçmesiyle tıkanmış.
Esnaf şimdi bin pişman ve topladığı atık kağıtları yine çöpe atıyor.
İş mi yani bu şimdi?
 

Yazarın Diğer Yazıları