Cüneyt Özdemir

Bulgaristan'da Türkçe Dili

Cüneyt Özdemir

Okulda tabii Bulgarca eğitim verilir. Anaokuluna başladığınızda bilmediğiniz bir dilde konuşur öğretmenler (Bulgarca). Köy okulunda okuduğum için Türkçe dersleri de gördüm. Yani köyde okuduğum iki yıl içerisinde Türkçe yazma ve okumayı öğrendim. Aynı zamanda da Bulgarca okuma, yazma ve konuşma. Türkçe öğretmenimiz çok sert biriydi. Kardeşime '˜Ş' harfini tanımadığı için tokat atmıştı. İkinci sınıfta öğretmenimiz bir kompozisyon yazmamızı istemişti. Ailemizle geçirdiğimiz güzel bir anı anlatacaktık. İşte o zaman çok zorlanmıştım. Çünkü o anı Türkçe hayal ediyor ve düşünüyorsunuz fakat Bulgarca kelimelerle yazmanız gerekiyor. Bir türlü aynı düşüncem Bulgarca kelimelerle tam olarak ifade edilemiyordu. Bizler Türk çocukları konuşurken iki dili karışık kullanırdık. Aslında bu her iki dilin gelişmesini engelleyen bir şey. Her iki dile de tam hâkim olamamak anlamına gelmektedir. Şehre taşındığımızda okulda zorluk çekmemiz adına, Bulgar arkadaşlarımız gibi dili güzel kullanabilme adına eve uzun zaman annem babam televizyon almadı. Sebebi ise Türkçe kanalları izlememiz. Annem her gün dilimiz gelişsin diye Bulgarca kitap okuturdu bize. Aileler arasında bir diğer klişe söz ise '˜Hadi artık Bulgarca konuşalım.' Okulda ilk zamanlarda bazı Bulgarca kelimeleri yanlış telaffuz ettiğimden dolayı sınıfça dalga geçilmelerine maruz kaldım. Yaratmış olduğu travma bayağı uzun sürmüştü. Bunun sonucunda çok çalışarak Bulgarcamı geliştirdim. Bulgaristan'da gördüğüm eğitim sürecinde Bulgar arkadaşlar ismimi söyleyene kadar Türk olduğumu anlamıyorlardı. Fakat bu sefer de Türkçe konuşma ve yazmam geride kalmıştı. Hep Türkçe yazmak ve kendimi doğru ifade etmeyi arzuluyordum. 6 yıl önce Edirne'ye geldim. Konuşurken çok sıkılıyordum. Hemen tepki geliyordu '˜Bulgaristan'dan mısın?' gibi. Bulgaristan'da ismimi söylediğim zaman Türk olduğumu anlıyorlardı. Edirne'de ise yeni tanıştığım birçok insan ismimi söylememe rağmen Bulgaristan'dan geldiğim için '˜Bulgar mısın' diye sordu bana. Dili daha güzel kullanabilmek adına diksiyon kursuna gittim ve telaffuzumu geliştirdim, bol kitap okuma ve yüksek lisans tezi yazmamla birlikte hem kelime hazinem gelişti hem daha iyi yazı yazabilir hale geldim. Yani iki dil birlikte gelişebilir, biri diğerine engel değil, onu anladım. Bulgaristan'a gittiğimde beni çok üzen bir şey fark ettim. Genç Türk aileleri çocuklarına anadili olan Türkçeyi öğretmiyor. Sırf okulda zorluk yaşamasınlar, kendilerini kötü hissetmesinler diye. Anadilimizin önemini umarım tekrar hatırlarlar.

Yazarın Diğer Yazıları