Bu memlekete turist gelir mi?
Cüneyt Özdemir
CHP'de milletvekili yani genel seçim kartları yeniden karılacak demektir.
Gegeoğlu
daha önceki bir kadın kolları genel başkanlığı seçimlerinde CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı hazırlanmış bir listede yer almış ve Kadın Kolları
Genel Başkanlığı MYK'sına seçilememişti.
Politika
değişmiş demek.
Bu kez
sorunsuz bir şekilde girmiş Gegeoğlu.
Herkes
biliyor ki, Gegeoğlu, milletvekili seçilip Edirne'yi TBMM'de temsil etmek
istiyor.
CHP Edirne
İl Başkanı Fevzi Pekcanlı'nın da böyle bir düşüncesi var.
Aslında
son kurultayda CHP Parti Meclisine girmek istiyordu.
Ama
sanırım CHP Parti Sözcüsü Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak engeliyle
karşılaştı.
Partililer
bilir, Pekcanlı Faik Öztrak'tan bahsederken sanki asker arkadaşıymış gibi
'Faik' diyor.
'Faik'
dediği adam babası yaşında.
Parti
Meclisindeki bu engel hiç şüphesiz milletvekili seçiminde de karşısına çıkacak.
Ama şimdi
Gegeoğlu'nun böyle bir göreve seçilmesi de Edirne'deki milletvekili kotasını
daraltıyor.
Gegeoğlu,
parti genel merkezinde güzel bir hava yakalamış ve böyle bir göreve gelmiş
görünüyor.
Pekcanlı'nın
aslında hiçbir zaman olmayan o şansı artık sıfıra inecektir.
Bu işin
Uzunköprü'sü, Keşan'ı var.
Yani
milletvekili adaylığını torbada keklik görenlerin o hayalleri zora giriyor.
Yukarıda
da söylemiştim, CHP'de Edirne için kartlar yeniden karılıyor.
Muharrem
İnce'nin parti kurduğunu düşünün, CHP'nin şansını iyice azaltır.
Edirne
milletvekili sayısı 4 olacak şeklinde düşünürsek CHP iki milletvekilliği alır
mı, yoksa eldeki bir milletvekilini kaçırır mı, bilinmez.
***
Korona
salgını tam 'geçti' derken yeniden hortlamaya başladı.
Ama hala
maske yasağı yok.
Vatandaşa
'maskesiz dışarı çıkmayacaksın, kapalı ortama maskesiz girmeyeceksin aksi halde
şu kadar ceza var' diyeceksin.
Ama bunu
deyince de uygulayacaksın.
Edirne'de
şöyle bir durum var; insanlar yanlarına maske almış ama ağzına '“ burnuna
takmamış, aksesuar diye gezdiriyor.
'Yasak'
de, yasağı dinlemeyene ver cezayı.
Maskeyi
takmayanın keyfi benim canımdan daha mı önemli?
***
Trakya
Üniversitesi'nin üst düzey bir yöneticisi geçtiğimiz günlerde koronaya
yakalandı.
Geçmiş
olsun dileklerimizi iletelim.
Yönetici
üst düzey olunca ilişkileri de üst düzey tabii ki.
Rektör
Prof. Erhan Tabakoğlu ve çevresi tehdit altında oldu birden.
Erhan Hoca
illa test yaptırmıştır.
Üst düzey
diğer elemanlar da yaptırmıştır testi, görmüştür içini rahatlatan sonucu.
İyi de o
üst düzey görevliyle muhatap olan memurlar, çalışanlar ne yapsın?
***
Yabancılara
ve gurbetçilere yaptığımız Covid-19 testi konusunda eksik kalıyoruz.
Gurbetçi
Avrupa'ya varmış; iş başı yapacak hala buradan test sonucu çıkmamış.
Bulgar
turist gelmiş, burun ve boğazdan sürüntü (örnek) vermiş ama test 24 saat
dendiği halde bazen 3-4 günde çıkıyor.
Edirne
esnafını kurtaran 'günübirlikçi turist' ama günü birlik gelmesi mümkün değil.
Gelecek
bir gün önce bankaya, örnek alınan yere sıraya girecek (giremezse zaten o gün
kayıp) sonra ertesi gün için test sonucu bekleyecek.
Konaklama
var, yeme içme var.
Test için
verdiği 110 lira (Kapıkule'de bu rakam 220 lira) cabası.
Yani sizin
anlayacağınız dünya dert, işlem ve masraf.
O zaman o
Bulgar turist niye gelsin?
Bu kentin
yöneticilerine, meslek kuruluşu ve STK yöneticilerine soruyorum; siz olsanız
böyle bir yere yine de gidip alışveriş yapar mıydınız?
'Giderdim,
alışveriş yapardım' diyeniniz var mı?
***
Edirne
küçük ama güzel bir şehir.
Bazen başınıza
bir şey gelir, bir hastaneye gidersiniz, doktor vardır ama cihaz veya malzeme
yoktur.
Alır
başınızı diğer hastaneye gidersiniz; orada da malzeme veya cihaz vardır ama
doktor yoktur.
Bunların
ikisini bir araya getirebilirsiniz.
Alın
bakın, E. C., adlı okurumuz ve arkadaşımız başından geçen olayı bana
ulaştırmış.
Bakın,
yaşadığı basit ama düşündürücü olay nasıl cereyan etmiş.
Edirne
Sultan 1. Murat Hastanesi ile Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi
başhekimlerine örnek ve ders olsun diye buraya aktarıyorum:
Murat Bey
iyi akşamlar!
Akşam
yaşadığım olayı bir gazeteci olarak size aktarmak istedim, siz uygun bir dille
medyaya aktarırsınız. CİMER'e ve Sağlık Bakanlığına konuyu aktaracağım. Ölümle
sonuçlanacak bir durum yaşanmadan gerekli önlemler alınır İnşallah. Dün akşam
(6 Ağustos) elimde bir kesik nedeniyle Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesine
gittim. Acil travmadaki doktorlar ve personel gayet ilgili ve çalışkandı. Ama
gel gör ki, hastanede kesikleri dikmek için ip yok. Ameliyathane dâhil her
yerde aradılar ama bulamadılar. Nöbetçi idari amire söylediler, 'ben nereden
bulayım' demiş. Sonra biz de sardık elimizi döndük Sultan 1. Murat Devlet
Hastanesine. Orada da elimizi dikecek plastik cerrah doktor yokmuş.
O zaman
dedim 'ver kardeşim ipleri, gideyim tıp fakültesine.' Neyse sardık, sarmaladık
yine elimizi, aldık ipleri doğru Tıp Fakültesi acile. Neyse ki doktor ve
personel canla başla çalışıyor. Sağ olsun bizzat nöbetçi doktor kendisi dikti
elimizi. Ben hastanenin bu durumuna çok üzüldüm. Hadi bendeki kesik hayati
değildi. En çok parmaksız kalırım. Balkanların en büyük hastanesi dedikleri
hastanede dikiş ipi yok. Bir de '˜sağlık turizmi' diyorlar. Bence sadece
kendileri turist gibi geziyor yöneticiler. Kendi lüksleri için yapılan
harcamalar yerine hastaneye malzeme alsınlar.
***
Buraya bir
şeyler yazıyoruz, muhatap kişi veya kurum kulağının üzerine yatıyor.
Bir süre
sonra o konuya hiç değinilmemiş gibi bir durum oluşuyor.
Oysa basın
(özellikle yerel basın) yereldeki sorunları dile getirdiği gibi sonrasında ne
olduğunu da takip edecek.
Biz buna
meslek dilinde 'fikri takip' diyoruz.
Yazılarımda
mümkün olduğunca 'fikri takip' adına daha önceden değindiğim sorunlarla,
konularla ilgili sorular sormak istiyorum.
Hadi ilk
sorumuz olsun; Hani şu öğrencisinin boğazını sıktığı iddia edilen Edirne
Süleyman Demirel Fen Lisesi öğretmeni ve sendika yöneticisi öğretmen meselesi
ne oldu?
Edirne
Milli Eğitim Müdürü veya Edirne Valiliği bu konuda bir açıklama yapmayacak mı?
O yazımda
'Öğrencisini döven öğretmen olur mu?' diye sormuştum.
Sessiz
kalmak 'ikrar' yani 'olur' demektir.
'O
hocamıza iftira atılmış' diyorsanız onu da açıklayın.
O da
kabul'¦