Bu kendi ayağına sıkmak değil mi?
Cüneyt Özdemir
Kendisini tanıttı, Edirne Emniyet Müdürlüğü'nden aranıyordum.
Usulen 'İl
Emniyet Müdürümüz Ali Kemal Kurt görüşecek, müsait misiniz' dediler.
Müdür
Beyle Edirne konusunda konuşulacaksa tabi ki müsaittim.
Aktardılar,
Müdür Beyle konuşmaya başladık.
Köşe
yazılarımda dile getirdiğim bazı konularda bir sohbete başladık.
İlk konu;
ETUS araçlarının sigorta ve trafik muayenesi açısından denetlenip
denetlenmediğiydi.
Müdür Bey,
ETUS araçlarını denetlediklerini hatta sadece ETUS araçları değil servis ve
diğer araçların da denetlendiğini söyledi.
Ancak
benim değindiğin konu ETUS araçları olduğu için o konuya odaklı konuştuk.
Ali Kemal
müdür, özetle şunları söyledi:
ETUS
araçları peyderpey denetleniyor.
İçlerinde
eksikleri olan araçlar da var.
Onlara
eksiklerini tamamlamak üzere süre veriliyor.
Oradan
başka bir konuya geçiyoruz.
Hadi şu
iki genç kadının yüzüne 'sinkov' atan meczup mudur, sapık mıdır, o kişi neden
yakalanamıyor?
Bu iki
kadından bir tanesi ETUS minibüsünde saldırıya uğramıştı.
ETUS
minibüslerinde kameralar ve görüntü yok muydu?
Ali Kemal
müdür o konuda da şunları söyledi:
ETUS
minibüsünde kayıt yok, kameralarda kayıt zorunluluğu 1 Ocak'tan itibaren
başlayacak.
Müdür
burada 'süre uzatılmazsa' diye bir kayıt koyuyor.
Belli ki
birkaç kez bu uygulamanın tarihi ertelenmiş.
Cezayirli
olduğu ileri sürülen bu kişinin dengesiz hareketleri olduğunu söylüyor.
İki yerde
parmak izine rastlanmış ve kayıt altına alınmış.
Ancak bu
kişi saldırı olayını gerçekleştirdikten sonra Edirne'den ayrılmış.
Müdür
Beyin söylediklerine göre; Edirne'de olsa şimdiye kadar çoktan yakalanmıştı.
Tahminler;
kişinin Yunanistan'a geçtiği ya da İstanbul'a gittiği yönünde.
Ancak
polis takipte, bir başka nedenle parmak izi alındığında mutlaka bu saldırı da
gündeme gelecek ve gerekli adli işlem yapılacak.
Edirne
Emniyet Müdürü Ali Kemal Kurt'un yazılanları ciddiye alarak, sorumluluk sahibi
bir kamu görevlisi olarak gerekli açıklamaları yapması gerçekten
sevindiricidir.
Keşke
bütün kamu görevlileri bu kadar ciddiyet ve sorumluluk sahibi olsalar.
Teşekkürler
Müdür Bey'¦
Bunları
biraz gecikmeyle yazmış oldum.
Çünkü
Müdür Bey aradığında Cuma yazısı bitmek üzereydi, mecburen bugüne kaldı.
***
Bugünkü
yazımı yazarken Bulgar bir dostum telefonla aradı.
Sesi
ağlamaklıydı.
'Arabamı
otoparka çekmişler' dedi.
Neyse,
olayı öğrendim.
Her zaman
alışveriş yaptığı Kaleiçi'ndeki bir işyerinin yakınına bırakıyordu otomobilini.
Polis
gelmiş oradaki bütün araçları çekiciyle otoparka çekmiş.
Çevredeki
esnaf kendisine tanıdık bir taksi çağırmış.
Sarıbayır'daki
bir yediemin otoparkına çekilmiş.
Bulgar
turistin üzerinde Türk parası yok, kredi kartı var.
Telefonla
irtibat kurduk, otoparkta pos cihazı yok, onun yerine yakınlarda bir yerden
kart çekiyorlar.
Ne
yapacağız?
Bir
arkadaşımızla Türk parası gönderdik, otopark parası ödendi.
Peki ne
kadar dersiniz otopark parası?
Tamı
tamına 150 lira.
Evet,
yanlış parka ceza olsun.
Ama
otomobilin çekildiği yere yakın hiçbir yerde otopark yok.
Ne yapsın
turist?
Otomobilinin
nereye bıraksın?
Önce bu
sorgulanmalı.
Hem
otopark yapma hem de adamların otomobilini her fırsatta yediemin otoparkına
çek.
Böyle
yaparak kendi ayağımıza sıkmıyor muyuz?