Böyle dost olur mu?
Cüneyt Özdemir
Yapılan her araştırmaya, yayınlanan her habere koşulsuz inananlar var, ben onlardan değilim.
Neden mi?
Öğrencinin
temel bir takım ihtiyaçları vardır.
Bunlardan
en önemlilerinden ikisini ulaşım ve barınma olarak sayabiliriz.
Beslenme
konusunda Edirne turistik bir şehir olması bakımından pahalıdır.
Ancak bu
turizmle ilgilidir, tüm turistik şehirler, beldeler pahalıdır.
Turistin
yoğun olarak geldiği ucuz bir yer yok gibidir.
Barınma ve
ulaşım konularına dönelim.
Edirne'de
kiralar uçmuş gitmiş.
Üstelik
aileye ayrı, öğrenciye ayrı kira fiyatları uygulanıyor.
Yani
aileye 1000 liraysa öğrenciye bin 500 lira.
Öğrenciler
kendi aralarında anlaşıp ev kiralamaya kalksa kirayı ucuza getirmek için evde 4
kişiden fazla kalmaları gerekir ki, kirayı bölüştüklerinde adam başına düşen
rakam düşük olsun.
Öğrenci ev
değil de özel yurtta kalmayı düşünse özel yurtlar da ateş pahası.
Ulaşım
durumuna bakalım;
Öğrencilerin
Edirne'de en çok şikâyet ettikleri konuların başında kent içi ve şehirler arası
ulaşımdır.
Öğrencilerin
çoğunluğu Edirne Toplu Ulaşım Sistemi'nin (ETUS) hem hizmet kalitesinden hem de
ücretinin yüksek oluşundan şikâyet etmektedir.
O derece
memnuniyetsizlik vardır ki, öğrenciler defalarca yürüyüşler, imza kampanyaları
düzenlemişlerdir.
Edirne'deki
üniversite öğrencilerinin çok büyük bir kısmı İstanbul'dan geliyor.
Dolayısıyla
Edirne '“ İstanbul arasında taşımacılık yapan firmaların müşteri potansiyelini
öğrenciler oluşturuyor.
Yukarıdaki
cümlede 'firmalar' dedim ve dolayısıyla bu ifadeden Edirne Otogarında birçok
firmanın bulduğu, bunların arasında fiyat ve konfor rekabeti olduğu anlamı
çıkabilir.
Ama öyle
değil.
Firma
adları çeşitli olabilir ama kuralları, fiyatları otogarın işletmeci firması
belirler.
Hiçbir
firma öğrenciyi daha ucuz fiyata taşıyamaz.
Hiçbir
firma bir kek, bir sallama çay (veya bilmem kaçı bir arada kahve) dışında bir
ikram veremez.
İstese de
yapamaz.
Anında
kontratı iptal edilir ve otogardan otobüs kaldıramaz.
Öğrencinin
'şu firma daha ucuz, şu firma daha konforlu' diye tercihi olamaz.
Firmaların
servis araçları da yoktur.
Öğrencinin
parası yoksa ETUS'un insafına kalmıştır.
Şansı
varsa minibüs erken gelir, şanssız günündeyse bir saat (belki de daha fazla)
bekler.
Otogar
öyle ıssız ve terk edilmiş bir yerdir ki özellikle geceleri insanlar korkuya
kapılır.
Bindiği
minibüsün şoföründen azar işitebilir, balık istifi yolculuk yapmak zorunda
kalabilir.
Bu
yukarıda yazdıklarıma 'yalan' diyebilecek birisi çıksın, ben özür dilemeye
hazırım.
Çıkmaz,
çıkamaz çünkü yazdıklarımın eksiği var fazlası yok.
Peki şimdi
'öğrenci dostu şehir' bunun neresinde?
Bu
araştırmayı kim yapmışsa 'boş' bir araştırma yapmış.
Ayrıca
sonra ortaya çıkmış ki Başkan Gürkan 2019'un değil 2018'in araştırma
sonuçlarını paylaşmış.
Gürkan'ın
yazdıklarına göre; sonuçlar birbirine yakınmış.
Dolayısıyla
vahim bir hata da sayılmamış bu 'küçük' yanlışlık.
Gürkan'ın
paylaşımının altına millet öyle olumsuz yorumlar yazmış ki sanırım Gürkan bile
paylaştığına pişman olmuştur.
***
Korona
salgını nedeniyle Edirne'deki bütün pazarların faaliyetlerine ara verilmişti.
Sonra
pazarlara izin verildi.
Biri
hariç; Kırsalın Doğal Pazarı.
Köylü
kadınların oluşturduğu bu pazar açılırken samimi söylüyorum, ben bu kadar
başarı beklemiyordum.
Ancak
insanımızın doğal ürüne, kırsala o kadar çok yönelişi oldu ki, pazar çok
tutuldu.
İnsanlar
sabah erkenden kalkıp gidiyor, köyde yetişmiş, meyve, sebze, süt ürünleri,
yumurta, reçel, turşu artık aklınıza köyde yapılan, üretilen ne varsa onu orada
alıyor.
Pazarda tezgâh
açan üretici kadınların yaptığı lokmalar, börekler, gözlemeler kentte yaşayıp
köye özlem duyanların vazgeçemediği lezzetler.
Zaman
zaman ben de eşimle gidip alışveriş yaptım.
Eşiyle
gelip orada kahvaltı yapanlar var.
Bu kısmı
tüketiciyi ilgilendiriyor, herkes memnun.
Üretici
açısından bakalım bir de.
Köylü
kadınlar ürettiklerini o pazarda kazanca dönüştürüyor.
Aile bütçesine
katkıda bulunuyor.
Çocuk
okutuyor, evin bir eksiğini, gediğini tamamlıyor.
Hatta
özetle söyleyecek olursak; ekonomik özgürlüğünü kazanıyor bir anlamda.
Peki siz
şimdi bu pazarın açılmasına neden izin vermiyorsunuz?
Duyuyoruz
ki, bu pazarla ilgili 'yönetmelik' hazırlanıyormuş.
Kardeşim
bugüne kadar neredeydiniz?
Bu pazar
kaç yıldır faaliyette.
Şimdiye
kadar aklınız neredeydi?
İlla ki
'yönetmelik' hazırlayacaksanız yine hazırlayın.
Hani
derler ya 'istim arkadan gelsin.'
Yönetmelik
hazır olunca herkese dersiniz ki 'Bakın burada bir yönetmelik var, herkes buna
uyacak.'
Bu kriz
ortamında insanların en sıkışık olduğu zamanda pazarı kapatıp bu insanları
yoksulluğun, açlığın önüne itmek iş değil.
Yok
birilerinin başka hesapları veya kastı varsa o başka iş.
Onun da
kokusu çıkar, merak etmeyin!