Cüneyt Özdemir

Bizi neden okusunlar?

Cüneyt Özdemir

Edirne'nin önemli bir kurumu maddi olarak zor durumda.

O kurumun ise başkanına makam arabası olarak tahsis ettiği epey pahalı bir arabası var.

Kurum uçan kuşa borçlu olduğu için alacaklılar sıraya girmiş.

İcrada basit kuraldır, alacağınıza karşılık bir mala haciz koyarsınız.

Ama sizden önce başkaları haciz koymuşsa o malın satışından elde edilen para sizden önceki sıradakilerindir.

Bu makam arabasına konmuş çok sayıda haciz var.

Bu hacizler kağıt üstünde yani fiilen değil.

Fiilen olsa arabanın bir yediemin garajına çekilmesi lazım.

Fiilen haciz yapmayı deneyenler de olmuş.

Ancak arabayı bir türlü bulamayınca bunu yapamamışlar.

Alacaklılar arabayı gördükleri yerde polisin ihbar hattını arayıp ekip istemişler ama başarılı olunamamış.

Polis gelene kadar araba uçmuş gitmiş.

Tabi her seferinde alacaklı arkasından bakakalmış.

Bu arabayla ilgili çok hikaye dinledim.

Çok da şaşırdım, arabanın polis tarafından yakalanması ve otoparka çekilmesi lazım.

Araba kentte fink atıyor ama polis bu konuyla ilgili iş yapmıyor.

Hadi kendiliğinden bir şey yapmıyor, ihbar verildiğinde araba birden bire ortadan kayboluyor.

Sonra bu kurumdan alacaklıların işlerini takip eden bir avukat arabanın peşine düşüyor.

Avukat da birkaç kez trafikte arabaya rastlamış, polise ihbarda bulunmuş ama araba hemen gözden kaybolmuş.

Alacaklıların avukatı bir sabah erken saatte arabayı park halinde bulmuş.

Belli ki arabayı kullanan kişi rahat, nasıl olsa hiçbir şey olmuyor.

Avukat polisi aramış.

Polisler biraz gecikmeli de olsa gelmişler.

Plakayı kontrol edip arabanın 'yakalamalı' olduğunu teyit ediyor.

Avukat arabayı bir anlamda polise teslim edip ayrılır.

Ancak her ne hikmetse birisi gelir arabaya gizlice biner, gaza basar ve ortadan kaybolur.

Ancak avukat işin peşini bırakma niyetinde değildir.

Polise gider ve arabanın bulunmasını aksi halde Cumhuriyet Savcılığına şikayetçi olacağını bildirir.

Bir süre sonra araba kurum yetkilileri tarafından polise teslim edilir.

Peki bu nasıl iştir?

Polisin kontrolündeki bir arabayı kim, nasıl ve hangi cüretle kaçırır?

Ya da bir başka deyişle polis, kendisine teslim edilmiş arabayı nasıl kaçırır?

Aslında sorular sadece arabanın kaçırıldığı, çalındığı günün öncesinden başlatılmalıdır.

Edirne küçük yerdir.

Polis, kentte dolaşan bu arabayı nasıl görüp bağlayamamıştır?

Her seferinde alacaklılar veya avukatları ihbarda bulunmasına rağmen acilen verilen adrese intikal edip araba nasıl bağlanamadı?

Sorular çok.

Bu kurumun arabanın bunca zaman bulunamaması ve polisin elinden kaçırılmasında bir etkisi var mıdır?

Gelelim başka bir ayrıntıya.

Haberci arkadaşlarımızın çoğu bu olayı benden çok daha önce aldılar.

Hatta yanılmıyorsam konu hakkında telefonla emniyetin üst düzey görevlileriyle görüştükleri söyleniyor.

Sonra ne mi oluyor?

Tek satır yok.

Sevgili meslektaşlarımız, basının görevi toplumsal yaşamda, devlet hiyerarşisinde aksamalar varsa bunları yazarak dile getirmektir.

Yoksa biz susarsak bu kent yaşanılmaz hale gelir.

Zaten bu kentte işler yolunda gitmiyor.

Susarsan, müdahil olmazsan Edirnelinin yaşamı ne halde olur.

Bu kentin sorunlarına, Edirnelinin içinde bulunduğu şartlara kulaklarımızı kapatırsak, olan biteni görmezsek bu insanlar bizi neden okusun?

Yazarın Diğer Yazıları