Bir zamanlar'¦
Cüneyt Özdemir
Bir zamanlar, çocukken, köyde yaşarken (Türk nüfusunun çoğunluğu köylerde yaşardık) babam yurt dışında (Rusya, erkeklerin çoğunlukla para kazandıkları ülkeydi) çalışırdı. Aslında köyde birçok erkek bu şekilde para kazandığı için biz çocuklar annelerimiz, babaanne, anneanne, dede ile birlikte yaşardık. Babalarımız yılda bir veya iki kez gelir, bazen kargo ile farklı ihtiyaçlarımızı gönderirlerdi, çoğu zaman gönderilen eşyalar yolda bir şekilde kaybolur ve bize ulaşmazdı. Babalarımızın yurt dışında çalışmasının bir sebebi vardı aslında. Daha fazla kazanıp, biriktirip şehirden ev almak. Herkesin ortak gayesi buydu. Köyde tarla işi var, bahçe işi var, var da var. Okul, ortaokula kadar var. Doktor haftanın belirli günleri gelir. Yani köyü biliyorduk, çünkü köyde yaşıyorduk. Şehir ise hayallerimizdeki güzel yer, bir üst seviye. Neyse 2 sınıfı bitirdikten sonra şehirden alınan daire artık hazırdı. Taşınma zamanı gelmişti. Birden bahçeli evden bir kutuya kapanmıştık resmen. Çok zor gelmişti köyden, aile büyüklerimizden ayrılmak. Bunun dışında okulda, bazı komşular tarafından köyden gelenler pek hoş karşılanmazdı. Okulda öğretmen '˜köy güzel mi' diye sormuştu bir kez. '˜Evet' diye cevap verdikten sonra, '˜neden geldiniz o zaman' diye bir tepki ile karşı karşıya kalmıştım. Bir komşuyu duymuştum, bir diğerine şöyle derken '˜geldiler yine köylerden, Türkçe konuşuyorlar, zaten doğru düzgün Bulgarca da bilmiyorlar.' Farklı insanlar, farklı düşünce ve yorumlar. Bunlar normal aslında. Beni bir yandan daha iyi Bulgarca konuşma yönünden motive etti. Okulda da başarılı ve notları iyi olan bir öğrenci oldum. Sonuç olarak uyum sağladık. Köyde yaşayan herkes zaman içinde şehri tanıdı öyle veya böyle. Gel gelelim şimdiki zamana; Bulgaristan'a pandemi sürecinden sonra gidince köylerimizi ziyaret ettik. Yolculuk ederken birçok köyden geldik, geçtik. Türk erkeklerin çoğunluğu yine yurt dışında çalışıyor (bu sefer Belçika, Almanya, İngiltere, Danimarka.) Bu sefer biriken paralarla köylerde evler yapılıyor. Öyle küçük evler değil. Kocaman evler. Artık okul veya şehrin cazibeli gelen hiçbir şeyi şehirde yaşama isteğini uyandırmıyor insanlarda. Mesafeler kısaldı. Herkeste araba var. Sonuç olarak aslında burada en önemli ve değişmemiş olan şey Türk erkeklerin (babaların) çoğunluğu hala yurt dışında çalışmaya devam ediyor. Yani ailelerini yılda belirli bir süre görüyor. Çocuklar babalarına hasret bir şekilde yaşıyor'¦