Bir tutam tuz
Cüneyt Özdemir
Elbette cebinden değil.
O dönem Edirne 'sınır ticareti' kapsamına alınmış, bir fon kurulmuş ve Bulgaristan'dan alınan ne varsa buna küçük bir gümrük vergisi giydirilmiş, para o fona gidiyor.
Kısa bir süre içinde fonda epey bir para birikmişti.
Rahmetli Fahri Yücel, bu paranın orada durmasının kimseye bir yararı olmadığını görebilmişti.
O fonda biriken paralarla Kaleiçi'ndeki bazı tarihi konaklar alındı, restore ettirildi ve şimdi bu konaklar yaşıyor.
Başkanı olduğum Güneydoğu Avrupa Gazeteciler Derneği ile Edirne Gazeteciler Derneği'nin ortak sahip olduğu Orhaniye Caddesi'ndeki tarihi konak da Fahri Bey sayesinde alınmış ve restore edilmiştir.
Yönetim kurulundaki arkadaşlarla Kaleiçi'nin dört bir yanına dağılıp tarihi konak aramıştık.
Sonunda Hasan Kiremitçi'ye ait o konağı bulduk.
Dün gibi hatırlıyorum, Vali Bey gelip konağı gördüğünde gözleri parladı ve 'Biz bunu neden şimdiye kadar görmemişiz' diye sordu.
'Hemen alıyoruz, gidin konuşun sahibiyle' dedi.
Şimdi bina ayakta.
Ne iyi etmiş Fahri Bey, nur içinde yatsın'¦
***
Fahri Yücel'i erken kaybettik, Kaleiçi'nde ya da diğer semtlerde bulunan birçok konak onun sağlığında alınıp restore edilenler kadar şanslı olamadı.
Sonra birer birer ya yıkıldı ya da zar zor ayakta duruyor ve boş.
Sanıyorum ki, daha önceki yazılarımda bir önerine bulunmuştum.
Kaleiçi tarihi bir yer.
Türklerden önce Yahudiler, Rumlar, Bulgarlar yaşamış.
Ama daha çok Yahudi yerleşim yeri olarak bilinir.
Büyük Edirne Sinagogu da orada.
Eski konakların, evlerin birçoğunun sahipleri o dönem burada oturmuş olan Yahudilerdir.
Çocukları ve torunları var, turizm ve de ibadet için sık sık Edirne'ye geliyorlar.
Sadece Yahudiler mi?
Çok sayıda yabancı turist alıyor Edirne'¦
Bizim neden Kaleiçi Evlerimiz olmasın?
Edirne'ye gelecek turistin gezecek çok yeri, tarihi eseri var, kabul.
Ama neden Kaleiçi'nde hiç olmazsa bir caddeyi boydan boya eski Kaleiçi'yle donatmayalım.
Oradaki tarihi evleri restore edelim, yıkılanın yerine eski konaklara benzerini yapalım.
Gelen turiste de göğsümüzü gere gere 'Bakın burada geçmişte Yahudiler, Ermeniler, Rumlar, Bulgarlar yaşamıştı. Biz onlardan kalan mirasa sahip çıktık, koruyoruz' diyelim.
Kötü mü olur.
***
Edirne Valisi Günay Özdemir de Fahri Yücel'in vefatı nedeniyle yarım bıraktığı işi tamamlamak için Kırkpınar ağalarına bir çağrıda bulundu.
Aslında en güzeli bunu belediye ve valiliğin yapması ama bu da bir yöntemdir.
Ağa dediğin adamın parası var.
Alsın bir konak, kendi adını versin, restore ettirsin, konak da yaşasın, tarih de'¦
Bugünkü GÜNDEM'de okuyacaksınız, muhabir arkadaşımız Uğur Akagündüz ulaşabildiği Kırkpınar ağalarına, ağa adaylarına ulaşıp Vali Özdemir'in projesini sordu.
İlginçtir; Kırkpınar eski ağalarından Alper Yazoğlu 'Ben bir konak aldım, restore ettirirken şikayet edildim. Aslında zarar ettim ama yine de o konağı yapacağım' diyor.
Uzun yıllar ağalık yaptıktan sonra geçen yıl bırakan Seyfettin Selim ise böyle bir projeden haberdar değil.
Vali Beyin fikrine bir nebze olsun destek olabilirsek ne mutlu bize.
Uğur kardeşimiz diğer ağaları aramaya ve onların görüşünü almayı sürdürüyor.
Umarız ki, konakları tarihi evleri kurtarmada sahiplendirmede bizim te bir tutam tuzumuz olur.