BİR KEZ DAHA ORTAYA KARIŞIK
Cüneyt Özdemir
Daldan
atlayıp birkaç konuyu bir yazıya sığdırınca ben bunlara 'ortaya karışık'
diyorum.
Seçim
havasına girildikçe daha öncesinden görmediğimiz bir takım durumlar görüyoruz.
CHP Edirne
İl Başkanı Fevzi Pekcanlı'nın gazetemize uyguladığı ambargoyu bilmeyen kalmadı.
Ama şimdi
gündemde seçim var ya Pekcanlı'nın şimdi bu ambargo işini yalanladığını
duyuyoruz.
Daha önce
de yazdım; yemezler kardeşim, delikanlı gibi ortaya çıkıp kamuoyu önünde özür
dileyeceksin.
Yoksa
önümüzdeki günlerde köşemi 'Kılıçdaroğlu'na açık mektup' haline getirip bu
konuyu CHP Genel Başkanı ve Genel Merkezinin de duyacağı şekilde yazacağım.
Ayrıca da
basın meslek kuruluşlarını göreve davet ediyorum.
Aslında böyle
davranan sadece Pekcanlı olsa neyse, şimdi de İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet
Geçmiş de çıktı ortaya.
Daha önce
mealen 'CHP Genel Merkezinin yerinde olsam, Trakya toprakları ve doğası
yağmalanırken, Saros katledilirken ortada görünmeyen Mehmet Geçmiş ve diğer il
genel meclisi üyelerini aday göstermem' dedim ya baktık Mehmet Geçmiş de basın
toplantılarına gazetemizi çağırmıyor.
Neden diye
düşündüm de olsa olsa yukarıda naklettiğim şeyler yüzünden olmalı.
Geçmiş,
dün bir basın toplantısı düzenledi.
Konu;
Saros'a yapılmak istenen FSRU terminali.
Hazret,
bunun Saros için zararlı olduğunu 'yeni' anlamış, buna karşı olduğunu anlatmak
için basın toplantısı yapıyor, bu konuları en çok yazan GÜNDEM'i çağırmak yok
tabii'¦
Basın
toplantısı yap tabi de adama 'günaydın' demezler mi?
Şimdiye
kadar yattın, yattın şimdi mi aklına geldi.
Tekrar il
genel meclisi üyeliğine adaylık gündemde ya çevreye sahip çık şimdi.
Yemezler,
şimdiye kadar neredeydin?
***
Bu arada
CHP'den il genel meclis üyeliğine Nurten Çalışkan aday adayı olarak başvurdu.
Meclise
kadın eli değse fena mı olur?
Ancak
parti kulislerinde CHP'nin bir başka kadın yöneticisinin il genel meclisine
aday olmayı düşündüğü ve bu nedenle Çalışkan'a 'Parti bu alanda iki kadını
taşımaz, sen adaylıktan vazgeç' dediği konuşuluyor.
Ben Nurten
Çalışkan'ın yerinde olsam vazgeçmezdim.
***
Tavşan
adaylar çıkmazsa CHP'de Edirne Belediye Başkanlığı için üç aday adayı
yarışacak.
Mevcut
belediye başkanı Recep Gürkan, eczacı Şükrü Ciravoğlu ve akademisyen Hasan
İslatince.
Gürkan
zaten doğal aday adayıydı, Ciravoğlu başvurdu, İslatince de bana gelen
bilgilere göre önümüzdeki günlerde başvuracak.
Ankara'da
zemin yoklaması yapan İslatince önümüzdeki günlerde esnaf ve STK ziyaretlerine
başlayacak.
***
Bugünlerde
CHP'li Belediye Başkanı Recep Gürkan'la AK Parti İl Başkanı İlyas Akmeşe
arasında bir tartışma, bir söz düellosudur gidiyor.
Yine seçim
havasına girildiğinden olacak, her iki taraf da birbirine saydırıyor.
Biri
suçlarken diğeri cevap veriyor ve suçlamaktan geri kalmıyor.
Oysa bir
zamanlar yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmiyor.
Hepsi bir
tarafa Kıyık'taki bir et lokantasında baş başa yediğiniz yemek sosyal medyada
epey bir reyting almıştı.
Öyle
olunca bu biraz kayıkçı kavgasına benziyor.
***
AK Parti
İl Başkanı Akmeşe'nin ETUS'la ilgili suçlamalarına Belediye Başkanı Gürkan
cevap verdi.
Cevap
vermesi doğal, çünkü 'Ben ETUS'un da başkanıyım' diyor.
Ancak
Gürkan ETUS'la ilgili bir şey daha yapıyor.
ETUS'un
uygulamalarıyla ilgili bir anket hazırlanmış.
Akşam
18.00-22.00 saatleri arasında anketörler gezecek, kapınızı çalacak ve ETUS'un
aksayan yönlerini ve sizin önerilerinizi soracak.
Tamam da
hani ETUS tıkır tıkır işleyen çok başarılı bir sistemdi?
Eğer tıkır
tıkır işleyen bir sistemse ankete ne gerek var?
Eğer tıkır
tıkır işlemiyorsa bu anket başarısızlığın ilanı değil midir?
***
Edirne'nin
eski belediye başkanı Hamdi Sedefçi, bugünlerde vatandaş ziyaretleri yapıyor,
kahvehanelerde konuşuyor.
Demokrasi
varsa konuşacak tabii.
Ancak bunu
böyle değerlendirmeyenler var ki, kendisine bir mahalle kahvesinde yumurtalı
saldırı düzenlemişler.
Bir başka
olay; belediye hakkında sosyal medyada eleştiride bulunan bir kişinin çalıştığı
işyeri basılıp bu kişi dövülüyor.
Ne
gariptir ki, gelenler arasında bir de belediye çalışanı var.
Yine
maaşlarını alamadıkları için eylem yapan işçilerden bazıları dövülmüştü.
Kardeşlerim,
abilerim, ablalarım; bu olaylar iyiye işaret değil maalesef.
Demedi
demeyin'¦
***
Önceki gün
gazetemizde Trakya Üniversitesi'yle ilgili bir haber vardı GÜNDEM'de.
Bazı
internet siteleri Sayıştay raporlarına dayanarak bir haber hazırlamışlar, Haber
Merkezi'miz de raporlardan ve internet sitelerinden yararlanarak o haberi yaptı.
Özetle; 6
milyon liralık ilaç ana depoda yok.
Sayıştay
denetçileri bunu saptamış, rapora yazmışlar.
Bir gün
sonra Trakya Üniversitesi'nden açıklama geldi.
Yine
özetle; İlaçlar kayıp değil, ana depodan cep depolara nakledildi.
Ana
depoyla cep depolar arasında entegrasyon yok, o yüzden eksik gibi görünüyor,
oysa eksik değil.
Eyvallah
dedim ama şaşırdım da.
Trakya
Üniversitesi'nin basına karşı şeffaf davranması konusundaki umutlarımı
yitirmiştim.
Çünkü
günlerce Çevrimkaya arkeolojik alan konusunda bilirkişi görevi yapan sanat
tarihçisinin üniversite tarafından görevlendirilip görevlendirilmediğini
sordum, kimse dikkate almadı.
Neyse yine
umutlandım bu açıklamadan sonra ve soruyorum;
O öğretim
üyesi Çevrimkaya konusunda görevlendirildi mi, görevlendirilmedi mi?