Cüneyt Özdemir

Bence şapkalarınızı önünüze alıp düşünün'¦

Cüneyt Özdemir

Gazeteler geçmişte, miting, kongre, büyük bir toplantı organizasyonlarında izlenim yazdırırlardı yazarlarına, muhabirlerine.

Artık o da kalmadı.

Oysa okuyucu televizyon veya gazete haberinde göremediği kenar köşedeki detayları merak eder.

Dünkü sayımızda muhabir arkadaşımız Uğur'un (Akagündüz) bir haberini yayınladık.

Oldukça detaylı bilgiler, yarışan listeler, konuşmalar, sonuçlar filan var.

Ancak izlenim başka bir şey.

Habere benzemiyor.

Pazar günü evden çıkmakta gecikince kongreyi yerel televizyondan izlemeye başladım.

İlk fırsatta bir taksiye atlayıp kongrenin yapıldığı yere gitme planları da yapıyorum.

Ama gidene kadarki detayları kaçırmak istemiyorum.

Fakat canlı yayın da olsa sizin salonda bulunmanız gibisi yok.

Konuşmaların birkaçı önemliydi.

Örneğin Havsa il genel meclis üyesi Serdar Çığla, CHP Edirne eski il başkanlarından Şükrü Ciravoğlu, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Uzunköprü Belediye Başkanı Özlem Becan, CHP Eski Milletvekili Kemal Değirmendereli.

Tabi yeniden il başkan adaylığına aday olan Fevzi Pekcanlı'nın, Keşan ve Havsa'nın kaybedilmesi konusundaki eleştirilere laf yetiştirirken takındığı tavır da önemli.

Çığla, Ciravoğlu ve Değirmendereli mealen partinin oyu her yerde artarken Edirne'de neden düştüğünü, Keşan ve Havsa gibi ilçelerin neden kaybedildiğini sordu ve bu olaya dikkat çekti.

Gürkan, Becan ve Pekcanlı ise yine mealen 'Ama buna karşılık Enez ve Meriç'i kazandık. İpsala'yı da ortağımız aldı' savunmasında.

Hatta bunun için kendilerine neden teşekkür edilmediğine şaşırdıklarını söylediler.

Ve sonra oklarını Şükrü Ciravoğlu'na yönelttiler.

Yerel seçimler öncesi Ciravoğlu da Edirne Belediye Başkan Aday Adayı oldu CHP'den.

Ancak yukarıdaki pazarlıklar, kulisler, tartışmalar sonucu aday gösterilmedi, bilindiği gibi Gürkan yeniden aday gösterildi.

Mazereti nedir bilinmez ama Ciravoğlu seçimlerde çalışmalara katılmadı.

Olabilir, aday gösterilmiş ancak kendisinin inanmadığı birinin peşinden gitmek istemeyebilir.

Bu siyasette çok sık rastlanılan bir olaydır.

Çünkü Ciravoğlu'na bu partide çok engelleme yapıldığını ben biliyorum.

Açıklama yapmak üzere başvurduğunda kendisine bir ses düzeni ve mikrofon bile çok görülmüştür.

Kim olsa gönül koyar.

Geçmişte yaşanan nedeniyle insanlar 'İki dönemdir bizim partimizin oyu neden düşüyor? Neden bir başka partiyle ittifak yapmadan belediyeyi kaybedecek duruma düştük? Keşan ve Havsa'yı kaybetmenin, ilçe merkezinde iki seçimdir düşen oyların sorumlusu kimdir?' diye soramayacak mı?

Bence Edirne CHP'de bugünkü önde gelen sorumluları bu soruların cevabını vermelidir.

Parti tabanı bunu istiyor.

Benzer konuyu Havsa İl Genel Meclisi Üyesi Serdar Çığla gündeme getirdi ama bir '“ iki üstü kapalı lafın dışında kimse onun gündeme getirdiği konularda konuşamadı.

Bu arada Uzunköprü Belediye Başkanı Becan'ın konuşmasındaki yine mealen 'Ben üşürken, yağmurda ıslanırken, sıcakta pişerken sen neredeydin?' sorusuna değinmek istiyorum.

Becan, Uzunköprü belediye başkanı.

Dolayısıyla kendisinden önceki belediye başkanı Av. Enis İşbilen'e mi sataşıyor diye düşündüm.

Hakikatten Uzunköprü'yü bırakıp burada, Edirne merkezindeki bir parti kavgasına karışacağı aklımın ucundan geçmezdi.

Hayır öyle değilmiş, sonradan anladım.

Özlem Hanım da Şükrü Ciravoğlu'na saydırıyormuş.

Saydırma nedenini listeler açıklandıktan sonra anladık; kendisi ve CHP Uzunköprü ilçe başkanı Muammer Çetiner CHP Edirne kurultay delegeliği tavizi almışlar.

Kongre delege aritmetiğinde Uzunköprü anahtar konumundaydı ve uzun süre tavrını belli etmedi.

Pekcanlı'yı destekleme kararında iki kurultay delegeliğinin etkisi olmamış olabilir mi?

Kongreyi Pekcanlı kazandı ama bana göre bu kongrenin asıl kazananı Serkan Liznak.

Neden mi?

Saydım, Pekcanlı'nın arkasında Recep Gürkan dahil 5 belediye başkanı var.

Diğer partilerde öyle mi bilmiyorum ama CHP'de şöyle bir hastalık var; belediye çalışanı parti üyesi olacak (siyasi görüşü değişik olsa bile) ve sonra partinin seçeceği mahalle delegeleri yine o belediye çalışanlarından olacak.

O yüzden Değirmendereli Edirne merkez için '200 üyeden 100'ü belediye çalışanı' deyince kimsenin gıkı çıkmadı.

Merak etmeyin diğer 100 delege de partiyi elinde bulunduranların aile bireyleri, akrabaları ve yakınlarından oluşuyor.

O yüzden Liznak beklenenden çok oy almıştır ve kongrenin kazananıdır.

Çünkü bu kadar 'press' veya 'markaj' karşısında '100 oy alırsa ne ala' yorumları yapıldı.

Kongre geçti, gitti.

Kongrenin sonucuyla ilgili başka ne söyleyebiliriz?

CHP Edirne'de her seçim biraz daha eriyor.

Bugünkü şartlarla seçime gidilse CHP Edirne'de seçimi kaybediyor.

Çünkü CHP Edirne'de çok parçalı.

Özellikle Fevzi Pekcanlı partinin başına geldikten sonra partinin bazı kesimleri küstürüldü.

Partililer partiye gelmiyor, toplantılara, törenlere katılmıyor.

Pekcanlı dönemi için 'kendin çal '“ kendin oyna' dönemi deniyor.

Farkında olan var mı bilmiyorum ama bu il kongresi nedeniyle meydana gelen yarılma, partiye gelip giden, dirsek temasında bulunan insanların oluşturduğu o küçük grubu daha da küçülttü.

Artık CHP'nin 'içeridekiler'i, 'dışarıdakiler'den çok daha az.

Bu da hayra alamet değil.

İnsanlarda şöyle bir algı var artık; CHP iyice küçüldü, sen '“ ben - bizim oğlana dönüştü.

İsterseniz şapkalarınızı önünüze koyun ve düşünün.

Düşünmek bize yakışmaz diyorsanız ilk seçimlere kadar yolunuz var.

 

Yazarın Diğer Yazıları