Belediyeye dava açtım
Cüneyt Özdemir
Bisiklet ile işe ya da okula gidip gelmek hem zevkli hem de daha sağlıklı diye düşünüyorum. Gözlemlerime göre toplu ulaşımda birçok sıkıntılar yaşanıyor, özellikle araçların geç kalması konusunda vatandaşın tepkisi olduğunu biliyorum. Edirne'ye yakın zamanda hafif raylı tramvay sistemi gelmeyeceğini bildiğimize göre bisiklet aslında en makul çözüm olabilir. Avrupa'nın birçok şehrinde bisiklet ile ulaşım yaygın. Bisiklet kültürü olarak tanımlayabileceğimiz bu alışkanlık için doğan bir takım gereksinimlerde var mesela; bisikletlerin bırakılması için bisiklet park yerleri birçok dükkan, alışveriş merkezi ya da berber, tren istasyonu gibi yerlerde mevcut. Bizde henüz böyle bir park yeri görmedim. Var ise benim gözümden kaçmıştır, yapanlardan özür dilerim. Yapmışlar ise tebrik ederim. Edirne Gündem Gazetesi 31 Ağustos 2020 tarihli 'Bisiklet yolu değil otopark' haberini okuduktan sonra bu haftaki yazımı bisiklet yolu hakkındaki görüşlerime ayırmaya karar verdim. Sıklıkla bisiklet ile yolculuk yapan birisi olarak söylüyorum, yapılan hatalı park büyük bir ayıp. Bisiklet ile yola çıktığınız zaman kendinizi güvende hissedeceğiniz tek yer üzerinde seyir ettiğiniz size ayrılmış o şerittir çünkü bu yolun dışında risk çok yüksektir. İtalya'nın birçok yerindeki bisiklet yolları araçların girmemesi için şeritlerin hemen bitiminde taşlarla örülüdür. Bu şekilde araçların sizin alanınıza girmesi bir nebze de olsa önlenmiş oluyor. Şimdi bana sorabilirsiniz; 'Orada yok mu bu şekilde park edenler?' Olmaz olur mu, var tabi ki. Bu; eğitim ve birazda görgülü olmakla alakalı olsa gerek. Benim birebir karşılaştığım olaylarda telefonumu çıkarıp aracın fotoğrafını çekiyorum ve gerekli yerlere ulaştırıyorum. Cezası evine ulaştığı zaman büyük bir ihtimalle bana sövüyordur ama umurumda değil çünkü o yol bana ait ve sen aracını kafana göre park edemezsin. Güvenlik ekiplerinin her yeri kontrol etmesi bazen mümkün olmayabilir. Bu yüzden sizin de başınıza gelirse benim yaptığım gibi fotoğrafını çekip trafik şubeye iletin derim.
Gelelim
belediyeye dava açma olayına; geçen hafta eşime hediye almak için evden
bisikletimle çıktım. Tam tamına 52 yaşında bir bisiklet; eşimin annesi genç kız
iken işine gidip geliyormuş. Benim normalde 2 tane bisikletim var; birisi
sportif daha hızlı, diğeri şehir içi - günlük kullanım için, o bildiğimiz
önünde sepet olan tarzdan. Bu 52'lik bisikleti garajda görünce hemen el koyup
boya - bakım işlerini hallettim ve ara sıra kullanmaya başladım. Katlanabilir o
eski bisikletleri hatırlarsınız. Küçükken 'Pinokyo' derdik. Aklımda öyle
kalmış. İşte onlardan. Alacağım hediye yaşadığım şehirde olmadığı için aynı
mağazanın (teknolojik mağaza zincirlerinden birisi) başka bir şehirdeki
şubesine gitmek üzere yola çıktım. Tren istasyonuna 10 dakika mesafe kalmıştı
ki bisikletin tekerleği patladı. Bisiklet yolu üzerindeki çukuru son anda
gördüm ve kaçamadım. Çukur derin olunca jant iç lastiği kesmiş olsa gerek.
Tekerlek bir anda söndü. Birkaç fotoğraf çekip işimi taksi ile hallettim ve eve
döndüm. Eve döndükten sonra avukat bir arkadaş ile görüşüp durumu anlattım. 'Hemen
Forli Belediye'sine dava açalım' dedi. Burada patlayan lastiğin mevzusunu
yapmıyorum. Tabii ki düşüp yaralanabilirdim. Konu güvenlik ve insan sağlığı
olduğu için, başkalarının da başına gelmesin diye iletişime geçtim avukat
arkadaşımla. Yoksa 5 lira, 10 lira verip lastiği yaptırmak nedir ki? Amaç
farklı; belediyenin sorumluluğunda olan yolun yapılması ve bisikletlilerin
güven içinde seyir etmesi. 'Tamam, açalım' dedim. Bakalım sonuç ne olacak?
İleride sonucu sizlerle de paylaşırım. Bu sıralar Covid-19 dolayısıyla işler
eskisi gibi yürümüyor ama sıkıntı yok. Geç olsun, güç olmasın. Zaten dava
dosyası ulaşır ulaşmaz o yolu da yaparlar, adım gibi eminim. Çünkü benim evin
önündeki yolun kenarında 5 yıldır koca koca çukurlar vardı, geçenlerde
sürücünün birisi çukurdan kaynaklı bir kaza yaptı. Baktım bir gün geçmedi gelip
mıcırla çukurları kapattılar ve yol düzeldi. Bazen bir şey olmadan hizmet
gelmiyor maalesef. Dünyanın birçok yerinde hep aynı hikaye. Bizler de inatla bu
hikayeyi değiştirmeye çalışan oyuncularız belki de...