Cüneyt Özdemir

Başlıksız yazı

Cüneyt Özdemir

Malum pandemi süreci, sınırlar kapalıydı, sonra karantina uygulaması başladı, daha sonra test ile giriş serbest derken, en son eylül ayı için tedbirler ortadan kaldırıldı. Ben test ile gidenlerden oldum gerçi. Duygularım karışıktı, arkadaşlarım ve akrabalarım sürekli 'gel, burada rahatlayacaksın, stresini atacaksın, sanki burada virüs yok' söylemlerinde bulunuyorlardı. Doğru da çıktı söyledikleri. Evet, gerçekten üç gün sonra rahatlamaya başladım. Rahatlama derken yine sosyal mesafe, hijyen kuralları, kapalı alanlarda maske kullanmaya devam ettim, ki bu zaten zorunlu. Rahatlamam zihinsel oldu. İnsanlar hakikaten virüs yokmuşçasına, hayatlarını sürdürüyorlar. Birçoğu, benim konuştuğum insanlar arasında virüsün varlığına dahi inanmıyorlar.

Şimdi başka bir konuya geçiş yapıyorum. Köyümü her geldiğimde ziyaret ederim. Oğlum olduğu için artık bu ziyaretlerde farklı düşünce ve duygular yaşamaktayım. Çünkü sürekli bir kıyaslama içerisinde buluyorum kendimi. 30 yıl önce gittiğim okulu ve kreşi oğluma tanıtırken, bizim çocukluğumuz ve şimdiki çocukların hayat şekli arasındaki farklılıklar. Değişim, değişim o kadar hızlı gerçekleşmiş ki. Nedenini çok çabuk buldum; teknoloji. Teknoloji hayatımıza girmiş ve biz değişimi bile fark etmemişiz. Çocukluktan bir anım; Çocukken, eylül ayında tam okullar başlamadan önce cevizlerin dış kabuğu çatlardı. Çocuklarla toplanır ceviz toplar, kırar ve yerdik. Cevizin yeşil kabuğu parmaklarımızı kına yakılmış gibi renklendirir, kınalı ellerle okula giderdik. Okul başlar ve farklı yarışmalar yapılırdı. Mesela kuşburnu toplama. En çok toplayana hediye olurdu. Doğada büyüklerimizle genellikle bunu yapardık. Bir yandan fiziksel aktivite, bir yandan değerli büyüklerimizden güzel hikayeler dinler, bilgiler edinirdik. Şimdi bunlar hayal. Çünkü artık tablet var, telefon var. Farklı aktiviteler var.

Edirne'de bir reklam afişi görmüştüm; 'Gerçek lüks daireler.' Lüksün sahtesi ve gerçeği var demek, öyle düşünmüştüm. Nasıl oluyorsa artık. Aynı şekilde Bulgaristan'da ekmek gördüm. Ekmek poşetinin üzerinde 'gerçek ekmek' yazıyordu. Her şey o kadar sahte ki, artık ürünlerin üzerinde 'gerçek' yazısı kullanılıyor. O da gerçek olduğu garanti değil aslında. Yakın zamanda üzerine 'gerçek insan' tabelası yazan insanlar görürsek şaşmamalıyız.

Yazarın Diğer Yazıları