Bağıra bağıra ölmek mi?
Cüneyt Özdemir
Herkes 'Vakalar çok artmış' diyor ama kimsenin kılının kıpırdadığı yok.
Para cezasından korkmasalar neredeyse kimse maske
takmayacak.
Takanlar da maskeyi doğru yere takmıyor.
Ağızını, burnunu kapatması gereken maske bir bakıyorsunuz
bileğinde, kolunda, çene altında, kulağında, gömlek düğmesinde filan asılı.
Cebinde, çantasında taşıyanları saymıyorum.
Maskeyi umursamayan, hiç takmayan var.
Koronalı sayısında artışı en çok bunlar konuşuyor.
Yurdum insanına dönüp 'Artış senin gibiler sayesinde
yaşanıyor' demek var da neyse'¦
Salgının ilk görüldüğü aylarda insanlar çok daha fazla
umursamıştı bu koronayı.
İnsanlar haftalarca, aylarca dışarı çıkmadılar.
Ekmeklerini evlerinde yaptılar.
İnternetten alışveriş yaptılar.
Gelen su damacanalarını bile önce banyoya götürüp
kendisinden daha özenli bir şekilde keseleyerek yıkayanlar oldu.
Sonra kontrollü hayat dönemi ve gevşeme.
Hoparlörden günde 5 vakit 'kontrollü hayat dönemizdeyiz,
rehavete kapılmayalım, misafirliğe gitmeyelim, misafir kabul etmeyelim, hijyene
dikkat edelim' duyurularına rağmen rehavet içerisindeyiz.
Oysa Ağustos, Eylül ayında tıp doktorları 'Nisan ayından
daha kötü durumdayız' diyordu, kimse inanmadı.
Yetkililer hasta sayılarını açıklamıyor ama anlıyoruz ki
gerçekten artış var.
Geçtiğimiz günlerde Edirne İl Genel Meclisi'ne bilgi veren
Edirne İl Sağlık Müdürü İshak Yıldırım, Edirne'deki yoğun bakım yataklarının
yüzde 70'inin dolu olduğunu açıkladı.
Basit bir söyleyişle 100 yoğun bakım yatağı varsa 70 yatakta
yoğun bakım hastası var.
İl Genel Meclisindeki sunumda Yıldırım, sonradan 'pişman'
olunan bir bilgi daha verdi.
Edirne İl Sağlık Müdürlüğü meğer Edirne Sultan Birinci Murat
Sultan Hastanesi'nin sığınağını da 10 yataklı bir yoğun bakım ünitesine
dönüştürmüştü.
Hatta sığınaktan bozma o ünitenin fotoğraflarını da basına
dağıttılar.
Aynı çalışmanın Keşan'da da yapıldığı belirtildi.
Aslında başarılı da bir çalışma.
Ancak nedense sonra bu çalışmadan 'pişman' oldular.
Bu 'pişmanlık' konusunu anlayabilirim.
Örneğin böyle bir haber yayınlanırsa vatandaş 'Eyvah, bütün
yoğun bakım yatakları dolu, artık sığınaklara bile yoğun bakım üniteleri
açılıyor, durum çok vahim' diye paniğe kapılır diye düşünülebilir.
İyi ama öyle bir haber yayınlandı da kim paniğe kapıldı ki?
Bence keşke insanlar biraz da panikleseler ama nerede?
İşte 'arıza' da burada zaten.
İnsanlar hem aşırı vaka artışını konuşuyor hem de
umursamıyor.
Oysa uzmanların uyarıları artık 'ürkütücü' bir hal aldı.
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde uzun yıllar görev
yapan ve bugünlerde korona ile ilgili gerçekleri çeşitli kanallarda hiç eğip
bükmeden anlatan halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Ahmet Saltık ne diyor?
Prof. Saltık, işyerlerine 14 gün tam kapatma öneriyor ve
ekliyor 'Yapılmazsa çok kişi bağıra bağıra ölecek.' diyor.
Bundan daha ürkütücü uyarı olur mu?
Buyurun, sıradan birisi söylemiyor, Edirnelilerin yakından
tanıdığı önemli bir uzman söylüyor bunu.
Seçim sizin, bizim, herkesin; ya bu önerilere uyulacak
(bunun yanında zaten maske takacaksınız, mesafeye dikkat edeceksiniz, hijyene
uyacaksınız) ya da (Allah korusun) bağıra bağıra öleceksiniz.
Sizce hangisi?
***
Bu yoğun korona salgını yüzünden biz GÜNDEM Gazetesi
çalışanları kendi açımızdan değişik önlemler almanın arifesindeyiz.
Örneğin; muhabirlerimizin, çalışma arkadaşlarımızın bu lanet
virüse yakalanmaması için 'evden çalışma' yöntemine başvuracağız.
Salgına karşı tedbirler kapsamında önümüzdeki haftaların
GÜNDEM'i evden hazırlanacak.
Umarız birçok işyerine, birçok kurum ve kuruluşa örnek
oluruz.
Aman dikkat, salgının şakası yok'¦