Babacan ve Davutoğlu Edirne'de ne yapar?
Cüneyt Özdemir
Edirne'de bugünlerde konuşulan en önemli konulardan bir tanesi de 'yeni kurulacak partilere kimler gidecek?' sorusu oldu.
Artık AK
Parti'de konuşulanlar; partinin başına çöreklenmiş olanlar bazılarının partiye
zarar verdiği, partinin 2001 ayarlarına dönmesi gerektiği yönünde.
Bundan
epey bir zaman önce bir AK Partiliden duymuştum, 'AK Parti 2001 ayarlarına
dönmelidir' diyordu.
Bu
arkadaşımızı dün yeniden aradım ve sohbette satır arasında geçen bu ifadesini
hatırlattım ve partide 2001 ayarlarına dönüş olup olmadığını sordum.
Cevabı
olumlu değildi.
Birkaç AK
Partili dostumla aynı konudaki sohbeti gün boyu sürdürdüm.
Kimse açık
açık 'Ben Davutoğlu'nun (veya Babacan'ın) partisine geçerim' demiyor.
Şimdilik
konuşulan isimler var ama yine de net değil.
Örneğin
bazı AK Partili gençlerin gidip Davutoğlu'yla fotoğraf çektirdiği belirtiliyor.
Ama AK
Parti kulislerinde bunun çok kıymet-i harbiyesi yok.
Yine
geçmişte AK Partide yöneticilik yapmış bazı avukatların adı da yeni kurulacak
partilerle birlikte anılıyor.
Ancak isim
vermek için henüz erken.
Yine bir
başka AK Partili ile konuşmuştum.
Bana göre
yeni oluşumda yer alacak bir AK Partili diye düşünüyordum.
'Şimdilik
bir şey yok' dedi.
Şaşkınlığımı
görünce 'Ben siyasette ekibe bakarım, siyaset ekip işidir' dedi.
Özetlersek;
Davutoğlu ve Babacan'ın partilerine kimin katılacağı, katılabileceği konusunda
isim konuşmak için erken.
***
Atalarımız
ne güzel söylemiş; sel gider, kum kalır.
Gerçi
bizim Meriç ve Tunca nehirlerinde yaşadıklarımıza bazıları bilinçsizce sel
diyor.
Aslında
burada yaşadığımız taşkın.
Fakat
yukarıda zikrettiğim atasözüne örnek vermeye engel değil.
Sel ya da
taşkın.
Her
ikisinde de bir süre sonra su gider ama getirdiği kum orada kalır.
Bu
atasözünü neden kullandım?
Bazı kamu
kurumlarında kendisine verilmiş bir görevi kim bilir ne zannedenler var.
Adam
kendisini müdür zannediyor, başkan zannediyor falan filan.
Siyasette
de öyle.
Adam
kendisini il başkanı zannediyor, parti üst düzey yöneticisi sanıyor.
Oysa o
görev bittiğinde veya o görevden alındığında sudan çıkmış balığa dönüyorlar.
Bu konuda
herkese şu örneği veriyorum.
Bir
zamanlar Edirne Belediyesi'nde Ayhan Dağlı diye bir çalışan vardı.
Dönemin
belediye başkanı Hamdi Sedefçi'ye çok yakın bir adamdı.
Belediyeyi
o yönetiyordu adeta.
Aramızdaki
samimiyete de güvenerek bir gün dedim ki 'Bu saltanat bir gün biterse insanlar
sana selam versin diye gözlerinin içine bakarsın ama selam vermezler.'
Gerçekten
de öyle oldu.
Onun için
bir yerde görevlendirilen, görev alan hiç kimse bu örneği unutmasın.
Gerçekten
de selden sonra kum orada kalıyor.
***
Dünkü
gazetede okudunuz '70 yıl geciken yemin' diye bir haber vardı.
Askere
alındıktan sonra Kore savaşına gönderilen ve bu arada 'askerlik yemini' etmeyen
Kore gazisinin son isteği yerine getirilmiş ve 70 yıl sonra yemin etmiş.
Bu ilginç
manşeti, kadromuza yeni katılan Ercan Bitti arkadaşımız çıkardı.
Devletin
kurumu bunu internet sitesine koymuş ama ayrıntıya bakmamış kimse.
Ercan,
izin alıp gazileri ziyaret eden görevlilerle birlikte dolaştı.
Kore
gazisi Recep Pelvan'la görüştü ve ortaya o güzel manşeti çıkardı.
Eline
sağlık Ercan! Hoş geldin'¦