Cüneyt Özdemir

Asım'ın Neslinin Kişilik Özellikleri - 4

Cüneyt Özdemir

6) Eleştirel düşünceye açık olmak

Bu samimi sohbette Asım ve arkadaşlarının altıncı kişilik özelliği, ortaya çıkar. O özellik, eleştirel düşünceye açık olmalarıdır. Akif ile Asım sohbete başlayınca ele aldıkları ilk konu edebiyattır; edebiyatımızın o dönemdeki durumu konusunda anlaşamazlarsa da bu konuyu fazla uzatmazlar. Sözü bir ara Akif alarak,

'- Şimdi Âsım, edebiyyâtı bırak, bir tarafa;

Daha ciddî işimiz var, geçelim başka lâfa' 

diyerek konuyu kendi toplumumuzdaki kötülükleri kaba kuvvetle ortadan kaldırmaktan daha geniş bir alana, Osmanlı Devleti'nin durumuna, hatta bütün İslam dünyasına yayarak genişletir. Yirminci yüzyılın başlarında İslam ülkelerinden sadece iki tanesi bağımsızdır. Bunlardan biri, Osmanlı Devleti, diğeri de İran'dır. Diğer İslam ülkeleri, ya Batı'nın sömürgesi, ya da koruması altındadır. Bu durum ne İslam'ın özüne, ne şanlı geçmişine, ne de tarihte ortaya koyduğu kültür ve medeniyetine uygundur. Buna rağmen İslam ülkelerinin geçmişleriyle bu çelişkili durumunu eserlerinde gündeme getiren, tartışan, sorgulayan ve kendilerince doğru gördükleri yolu gösteren iki düşünür vardır: Cemalettin Afgani ve Muhammet Abduh.  Mehmet Akif, onların bir tartışmasını vesile ederek düşüncelerini aktarır. 

Afgani'nin düşüncelerini metinden yola çıkarak şöyle özetleyebiliriz:

'İnkılâp istiyorum, başka değil, hem çabucak'

Öne bizler düşüp'¦ İslâm'ı da kaldırmazsak,'

Cemalettin Afgani, İslam ülkelerinin Batı karşısındaki ezik ve sömürge durumundan kurtulmalarının yolunun 'inkılap' yapmaları olduğunu söyler. Buna göre her İslam ülkesindeki idealist gençler, inançlı kadrolar, ülkelerindeki silahlı güçlerle birleşmenin yolunu bulup ülkelerinin yönetimini devrim yoluyla ellerine geçirmeli ve bağımsızlıklarını ilan etmelidir. Bu bağımsız ülkeler zamanla dayanışma içine girerek ülkelerinin yerüstü ve yeraltı zenginliklerini Batılıların yerine kendileri işletmelidir. Daha da ileri giderek aralarındaki dayanışmayı zamanla siyasal birliğe kadar götürmelidirler. Ona göre İslam ülkeleri ancak bu yolla Batı'nın sömürüsünden kurtulup bağımsızlıklarına kavuşabilir, daha da önemlisi geçmişteki kültür ve medeniyetlerini modern zamanlara taşıyabilirler.

Mehmet Akif, bu düşünceleri, Asım'ın düşüncelerine benzetir ve bunlara katılmadığını ifade eder.

Peki yirminci yüz yılın başlarındaki İslam ülkelerinin perişan durumlarına razı mı olunmalı, hiçbir tavır gösterilmemeli mi? Mehmet Akif, bu sorunun cevabını Muhammet Abduh'un düşüncelerinde bulur:

Abduh'un düşüncelerini, metinden yola çıkarak şöyle özetleyebiliriz:

'Gidelim bir yere, hattâ şu bizim Sûdan'a;

Yeni bir medrese te'sîs edelim urbâna.

Daha üç beş de faziletli mücahid bulalım.

Nesli tehzîb ile, i'lâ ile meşgul olalım.

Çıkarıp gönderelim, hâsılı, şeyhim, yer yer,

Oradan âlem-i İslam'a Cemâleddin'ler'¦'  

Muhammet Abduh, İslam ülkelerinin Bat karşısındaki ezik ve sömürge durumundan kurtulmalarının yolunun 'evrim' olduğunu söyler. Buna göre İslam ülkelerindeki idealist gençler, inançlı kadrolar, ülkelerindeki maddi varlık sahibi kimselerle birleşip yeni 'medreseler/üniversiteler' kurmalıdırlar. Bu üniversitelere alanında 'en yeni bilgi'lere sahip olmalarının yanında 'fazilet'le de donanmış bilim adamlarını hoca olarak getirmelidirler. Bu üniversitelerde birey, aile, toplum ve çalışma hayatında üretimi kolaylaştıracak makineleri yapan nesiller yetiştirmelidirler. Bilimin yanında sanat ve estetik alanında da en ileri gitmenin yollarını aramalıdırlar.

Mehmet Akif, bu düşünceleri benimsediğini söyler ve Asım'a da açıklama ve örneklendirme yöntemiyle bunların doğruluğunu ispatlar. Daha da ileri giderek şunları ekler:

'Gezmeyin ortada, oğlum, sokulun bir sapaya,

Varsa imkânı, yarın avdet edin Avrupa'ya'.

Bu durumda Asım, kendi düşüncesinin doğruluğunda körü körüne direnmez. Birinci Dünya Savaşı'na katılmak için ara verdikleri öğrenimlerini tamamlamak üzere,  kayıtlı oldukları üniversitelere dönmelerinin uygun olacağı eleştirel düşüncesini kabul eder. Arkadaşlarıyla birlikte en kısa zamanda, başta Almanya olmak üzere, Avrupa'daki üniversitelerine dönüp, daha ziyade, fen alanındaki öğrenimlerini tamamlayacaklarına dair söz verir.                     

                

Yazarın Diğer Yazıları