Asıl tepki ne zaman?
Cüneyt Özdemir
Alfred Bernard Nobel, dinamiti bulan bir kimyacıdır. Bu icadın asıl amacı, katı maddeleri ayrıştırmak ve patlatarak parçalamaktır. Başlangıçtaki bu bilimsel amacına rağmen, çok geçmeden dinamit, başta insanları öldürmek olmak üzere başka amaçlarla da kullanılmaya başlanmıştır. Öyle ki birkaç yıl içinde yirmi ülkede, doksan şirket kurulmuş, bunun ticaretini yapanlar büyük servetler kazanmış, daha da önemlisi, çeşitli anlaşmazlıklarda ve savaşlarda hemen bu yola başvurularak binlerce kişi kısa zamanda kolayca öldürülmüştür. Bunları gören mucit, bir vicdan azabı duymaya başlamıştır.
Aynı soyadı taşıyan kardeşi ölünce bazı Fransız gazeteleri,
dinamitin mucidi öldü sanarak 'ölüm taciri öldü' başlığını atmışlardır. Bütün
bunları gören Alfred Nobel, daha fazla dayanamamış ve vicdanını rahatlatmak
için, dinamit vasıtasıyla kazandığı muazzam servetini, bu sefer insanlığın
hayrına kullanmak istediğini ortaya koyan vasiyetnamesini yazmıştır:
Alfred Nobel'in vasiyeti;
'Ardımdan bıraktığım gayrimenkulümün ve servetimin tamamı,
aşağıdaki şekilde dağıtılacaktır. Kapital, emniyetli bir şekilde Fon'da
toplanmalıdır. Bu Fon'un geliri her yıl insanlığa en büyük hizmeti yapan
kişilere dağıtılmalıdır. Bu gelir beş ana bölüme ayrılmalı ve aşağıdaki şekilde
dağıtılmalıdır. Bir kısım fizik sahasında en büyük keşfi yapan kişiye
verilmelidir. Bir kısım kimya sahasında en büyük keşfi yapan kişiye
verilmelidir. Bir kısmı fizyoloji ya da tıp alanında en büyük keşfi yapan
kişiye verilmelidir. Bir kısım edebiyat sahasında en büyük eseri yazan kişiye
verilmelidir. Bir kısım Milletlerarası barış ve kardeşlik için en büyük
çalışmayı yapan kişiye verilmelidir. Fizik ve kimya konusundaki keşifler, İsveç
ilim konseyince değerlendirilmelidir. Tıp konusundaki çalışmalar Stokholm'deki
Caroline Enstitüsü tarafından değerlendirilmelidir. Edebiyat ve barış
konusundaki mükâfatlar İsveç Parlamentosu tarafından seçilen beş kişilik bir
heyet tarafından değerlendirilmelidir. En büyük ve kesin arzum mükâfatlar
adaylara dağıtılırken kesinlikle milliyet tefrika yapılmamasıdır. En mühimi, mükâfatı
alacak şahıs bir İskandinavyalı da olabilir, olmayabilir de'¦'
2019 yılı Nobel Edebiyat Ödülü'nün Avusturyalı yazar Peter
Handke'ye verileceğinin 10 Ekim 2019 tarihinde açıklanmasından itibaren, başta
ülkemizde olmak üzere bazı İslam ülkelerinde, ölçüsü gittikçe artan tepkiler
gösterilmeye başlandı. Bu tepkiler, ödülün verildiği İsveç Kraliyet
Akademisi'nde 10 Aralık 2019 tarihinde düzenlenen törende doruk noktaya çıktı.
Bu tepkilerde benim dikkatimi çeken nokta başta Türkiye olmak üzere Bosna-Hersek
ve Arnavutluk Devlet Başkanlarının bu törene katılmayacaklarını
açıklamalarıydı.
Bunların yanında Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın,
Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu, Savunma Bakanı Hulusi Akar da ödülün Peter
Handke'ye verilmesini kınadılar. Gazetelerimiz, 'Nobel tarihinde kara leke',
'Boşnak soykırımcısı artık Nobelli', 'Katliamın tanıkları öfkeli', 'Hiçbir
vicdan kabul etmez', 'Ahlak yoksa sanat da olmaz', 'Nobel'in üzerinde eli kanlı
bir gölge', 'Bu Nobel insan kasaplarına''¦ yolunda başlıklarıyla olayı ayrıntılı
bir şekilde kınadılar, protesto ettiler'¦
Sadece siyasetçilerimiz mi? Onların yanında ünlü
edebiyatçılarımızdan Ayşe Kulin, Ahmet Ümit, Pınar Kür, Selim İleri, Beşir
Ayvazoğlu, Metin Celal ve Haydar Ergülen de benzer cümlelerle Nobel Edebiyat
Ödülü'nün bir Müslüman Boşnak soykırım suçlusu olan Milosoviç'i destekleyen
Avusturyalı yazar Peter Handke, verilmesini eleştirdiler, kınadılar ve protesto
ettiler.
Bütün bu kınamaları, protestoları yerden göğe kadar haklı
buluyorum'¦1992 '“ 1995 yılları arasında Sırpların saldırılarıyla başlayan Bosna
savaşında, Sırp kasapları Miloseviç, Miladiç ve Karadziç'in öncülüğündeki Sırp
ordusu yüz bini aşkın Boşnak Müslümanı şehit etti. Hele 11Temmuz 1995'te Bosna
Hersek'in doğusundaki Sreprenitsa'da sekiz bin silahsız Boşnak sivil, aynı anda
Sırp ordusunun saldırıları altında can verdi.
Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı, 2007 yılında Sreprenitsa'da
yaşananları soykırım olarak kabul etti. Peter Handke, bütün bunları görmezlikten
geldi, üstelik bunların uygulayıcılarını destekledi, bu davranışlarıyla ırkçı,
faşist, kültür ve medeniyet düşmanı bir kimse olduğunu gösterdi.
Nobel edebiyat ödülünün Peter Handke'ye verilmesinin
tepkilerini, başından beri takip ediyorum. Tepkilerin ortak özelliği, bir karşı
duruşu, Necip Fazıl'ın deyişiyle, bir 'anti tezi' ortaya koymaktır. Bir Batılı
bilim ve sanat kurumunun, bir Batılı sanatçıya verdiği ödülün yanlışlığını
kınamaya, anlatmaya çalışıyoruz'¦ Tepkilerde bir yenilik arıyorum'¦ Asıl tepkiyi
bulmaya çalışıyorum'¦ Alfred Nobel, İsveç, Nobel Akademisi'¦ Bilim ödülü,
edebiyat ödülü'¦ Batı bilimi, kültürü sanatı ve medeniyeti'¦ Bütün bu kurumlar ve kavramlar kendi içinde,
Batı dünyasında bir uyum ve bütünlük arz
ediyor'¦. Bütün bunlar bizim için farklı
bir dünyanın kavramları'¦
Biz de kalkmışız şimdi bu kurum ve kavramların bizim
arzumuza göre karar vermeleri gerektiğini düşünebiliyor, hatta
isteyebiliyoruz'¦.
İnsan sormazlar mı? Senin dünyanın, İslam dünyasının Nobel'i
nerede? Yine, Necip Fazıl'ın deyişiyle, senin 'tez'in nerede? Bilimin, sanatın
nerede? Servetin mi yok? Bilim adamın, sanatkârın mı yok? Yok ise niçin hala
yetiştirmiyorsun?...
Nobel edebiyat ödülünün Peter Handke'ye verilmesini
kınayanlara çağırımdır: Yarından tezi yok. Geliniz. 'Tez'imizi ortaya koymaya
başlayalım'¦ İslam ülkelerinin siyasetçilerini, üniversite rektörlerini, büyük
şirketlerin siyolarını ve büyük bankaların müdürlerini bizim dünyamızın
'Nobel'ini kurmaya çağıralım'¦ Edebiyat ödülünün ne olduğunu ve nasıl
verileceğini dünyaya uygulamalı olarak gösterelim'¦ Asıl tepkiyi göstermenin
zamanı gelmedi mi?..