Algıyı yönetenler
Cüneyt Özdemir
Benim gibi kendi şirketi olanlar ve çalıştıkları şirketlerde yönetici pozisyonunda olanlar koca bir salonu doldurmuştuk. İlk saatlerde garip gelen eğitmen davranışları ilerleyen saatlerde zevkli bir hal almıştı ve zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştım. Psikoloji ile ilgili eğitim verilen bir bölüme geldiğimizde çok ilginç bir iki örneği bizlere sundular. Aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen hala hatırlıyorum. Bunları sizlerle paylaşıp, biraz düşünmenizi isteyeceğim. İlk örnekte; trene 3 çocuklu bir adam biniyor. Koltuğuna oturur oturmaz uyumaya başlıyor. Kompartımandaki diğer yolcular çocukları öylece bırakıp uyumaya başlayan adama haklı olarak garip garip bakıyorlar. Tahmin edeceğiniz üzere çocuklar oyun oynamaya, gürültü yapmaya ve diğer yolcuları rahatsız etmeye başlıyorlar. Tren yol alıyor ve uykuya dalan adam hiç oralı bile olmadan mışıl mışıl uyuyor. Yarım saat, bir saat derken yolculardan biri dayanamayacak noktaya geliyor ve patlıyor. Derin uykuda olan adamı yakasından tutup silkeliyor ve bağırmaya başlıyor. Uykusundan uyanan adam çok kibar bir şekilde kompartımandakilerden özür diliyor ve çocukların annesinin (yani eşinin) dün gece öldüğünü bu sebepten ötürü uyumadığını, çocukların da bu durumdan haberleri olmadığını söylüyor. Söyler söylemez onu yakasından tutan adam aşırı bir utanç duygusu ile kendisinden özür diliyor ve yolcuların hepsi çocuklar ile ilgilenmeye başlıyor. Yanlarındaki getirdiklerinden hediyeler verip onlara eşlik ediyorlar ve adamın rahat uyuması için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu birinci örneğimizdi. Şimdi ikinci örneğe geçelim müsaadenizle;
-
Hangisinin daha iyi bir siyasi yönetici olabileceğine inanıyorsunuz?
A) Her gün
viski içer, purosunu ağzından eksik etmezdi. Çok disiplinliydi.
B) Her
yemekte bir bardak şarap içer, yemek üstüne sigarasını yakardı. Çok kibardı.
C)
Masasında hiçbir zaman alkol olmazdı, sigara içenlere şiddetle karşı çıkardı.
Çok takıntılıydı.
Bazılarınıza
garip gibi gelebilir ama soru bu tarz bir şeydi. İnsanların birçoğu alkol ve sigara
karşıtı olduğu için oylamada C şıkkına meyil etti ve daha iyi bir siyasi yönetici
olabileceğine karar verdi. Fakat şıklardan birisi Churchill için, birisi
Roosevelt için bir diğeri de Hitler için yazılmıştı. Şıkların karşısında daha
sonra isimleri gören bizler büyük bir hayal kırıklığına uğramıştık tabii. Sonuçta
ne sigarası ne de alkolü vardı. İşte bu psikolojik algı sevgili dostlarım. İlk
vakada da ikinci vakada da psikoloji olaylara yön veriyor. Eğer adam
çocuklarının annesinin öldüğünü söylemeseydi, gideceği yere kadar rahatça
uyuyarak gidebilir miydi? İkincisinde şak diye içkisi sigarası yok diye
Hitler'e oy vermeseydik, İkinci Dünya Savaşı olur muydu? Olurdu belki ama
psikolojik algı yanıltması sonucu iktidar olmuş birisi tarafından değil de, belki
de başka birisi tarafından milyonlarca insan öldürülebilirdi. Şimdi bakın
etrafınıza sizden düşünmenizi istediğim bu; trende sizleri uyutanlardan var mı
yok mu etrafınızda? Olayları sürekli kendi tarafına çeviren ve yolculuk boyunca
rahatça uyuyanlardan bahsediyorum. İnanmayın hemen gördüklerinize ve
duyduklarınıza. Yargılamayın insanları pat diye, şeytan ayrıntıda gizlidir.
Biraz derinlere inin. İndikçe gerçekleri göreceksiniz. Al sana şeker deyip,
sonra şekeri gizlice götürenleri göreceksiniz.