AFEDERSİNİZ... YAĞMUR... ALTYAPI VE BİTMEYEN TARTIŞMALAR...
Cüneyt Özdemir
Başlarken hepinizden özür diliyorum. Ev veya işyeri aldınız, güle güle kullanın. Plandakinden daha büyük olduğunu, açık alanların kapatılmış olduğunu biliyordunuz. Yapıyı yapan kişi zaten bizzat eylemin sahibi, sattı, parasını aldı. Güle güle harcasın. Projeyi yapan teknik arkadaşlar, denetleyen kamu görevlileri siz de biliyordunuz. Ortak bir suç işlenmişti. Gün geldi soruşturma, mahkeme konusu oldu bu yapılar. Ancak belli, siz biliyordunuz ki burası Türkiye. Yapanın yanına kalır, kaldı da. Bakan çıktı tiyatro oynamayalım dedi, imar barışı geldi. Hepimizin bildiği ancak inkar ettiği bu kamusal suç bağışlandı. Siz haklıymışsınız. Yanlış olan benmişim. İmar komisyonunda bu kadar cimri davranmasaydık, bu on binlerce imara aykırı yapı olmayacaktı. Kabahat ortak olunca, ortalıktaki yaygın suskunluk da ondandır. Hepinize, hepimize geçmiş olsun. Bu arada ilginç bir bilgi paylaşayım. Birçok yerde imar açısından örnek gösterilen Konya imar barışı başvurularında İstanbul ve İzmir'in ardından üçüncü sırada!
YAĞMUR MU BELEDİYE Mİ SUÇLU?
Yağmur, taşkın ve altyapı konularında on kadar yazı yazdım.
Ancak son günlerde şiddetli yağışlar ve sonrasında değişik zeminlerde yükselen
suçlama-savunma salvoları nedeniyle görüşümü bir daha anımsatmakta yarar
gördüm.
Belediyeler - kentler-partiler üzerinden sürdürülen
tartışmanın bir yararı yok. Aksine asıl sorunu gözden kaçırmamıza neden oluyor.
Hangi kentteki suyun daha çok zarar verdiği gibi gereksiz bir anti -yarışma çok
yanlış.
Her yağış sonrası vali ve belediye başkanlarının son
yüzyılın en şiddetli yağışı demeçleri de bıktırdı. Onlar demeç vermese biz
farkına varmayacağız sanıyorlar görünüşe göre. Yorulmayın sayın büyüklerimiz
biz de farkındayız.
Altyapı var mı, yok mu? Varsa neden soruna çözüm olmuyor,
yoksa neden yapılmıyor ise hep bir ağızdan yapılan bir başka önemli tartışma.
Tam anlamıyla "ağzı olan konuşuyor".
Dünyada ve Ülkemizde iklimler değişiyor. Bunun üzerine on binlerce
bilim insanı çalışıyor. Farklı görüşler olsa bile birleşilen nokta artık hiçbir
şeyin eskisi gibi olmayacağı. O nedenle yetkililer, medya mensupları ve tüm
insanlar şaşırmayı bırakıp çözüm yolları üzerine yoğunlaşmak zorundalar.
Doğru bilgi olmayan yerde algı yönetimi öne çıkar. Ne yazık
ki bu konuda da yeterli bilgi kamuoyu ile paylaşılmamakta, kör döğüşü içinde
haklı haksız ayrımı yapılmaya çalışılmaktadır.
Bazı soruları sorup, yanıtlarını bekleyelim:
1) Kenti ve kentteki kurum ve kuruluşları yönetenler İklim
değişikliğine ve bunun sonuçlarına ilişkin yapılan bilimsel çalışmalara
inanıyorlar mı?
2) Genel ifadeler dışında kısa, orta ve uzun vadeli bir
planlama var mı? Bunun da ötesinde seddeleri aşabilecek bir feyezan olasılığı
üzerine bir acil durum olursa sorusu hiç soruluyor mu?
3) Kentte belli bölgelerde yağmur suyu altyapısı var mı?
Hangi dönemde yapıldı? Var ise verimli kullanılabiliyor mu? Kullanılamıyorsa
nedeni?
4) Nehir seddeleri yakınında bulunan terfi istasyonları
çalışıyor mu? Ana kanallardan bu noktalara gelen suyun debisi hesaplananın
altında mı, üstünde mi?
Bu ve benzeri sorulara verilecek yanıtlar, yani güvenilir
bilgi doğru tartışmalar ve istenen sonuçlar için önemli. Aksi halde bu
durumlardan ne iş çıkarırız diye düşünen inşaat - ihale lobisinin tuzağına
düşeriz. Hatta belediyelerde bile bu durumdan mutlu olanlar, bunu kazanca
çevirmek isteyenler çıkabilir.
Bilgi diye haykıralım, yeterli, güvenilir bilgi verin bize.
Sonra birlikte doğru kararları üretiriz. Aksi halde hepimiz bu yağışların
altında kalırız.
Yazın çoğunuz tatil yaparken sorunlarla sizi yormamak için
yazılarıma ara veriyorum. Ancak hem okurlarımdan gelen istekler, hem de çok
ciddi sorunlar üzerine yapılan "internet geyiği" düzeyindeki
tartışmaları görünce yazmaya başladım gördüğünüz gibi.