Acaba o müfteri de orada mıydı?
Cüneyt Özdemir
Herkesle dost olmaya çalışan bir adamdı.
Hani
'ölünün arkasından hep iyi konuşulur' diye değil gerçekten Erdin Bircan'ın
arkasından kötü konuşan var mıdır bilmiyorum.
Bir şeye
inandı mı sonuna kadar giderdi.
2011 genel
seçimlerinde Recep Gürkan'ın Edirne Milletvekili olmasında büyük emeği ve
desteği vardır.
Bunu
Gürkan da inkar etmiyor, bir konuşmamızda 'Bana desteği çok oldu ama ben de ona
verdiğim destekle vefa borcumu ödedim' demiştir.
Ekip
çalışmasını severdi.
Uzun
yıllar Gürkan ve ekibiyle birlikte hareket etti.
Zaman
zaman yazı ve haberlerimizde Gürkan ekibini eleştirdiğimizde bu eleştirileri
üzerine alındığını sonradan öğrendim.
Bir
karşılaşmamızda bunun kendisiyle ilgisi olmadığını, eleştirilerin bir ekibe
olduğunu izah edince sevindi, rahatladı.
Sonra daha
bir dost olduk.
İddiayı,
iddialı olmayı severdi.
Hatta
birkaç kez seçim sonucu konusunda iddiaya girdik.
İddiaları
ben kazandım.
Kim bilir,
belki de sırf partisinin hedefini yukarıda tutmak için gerçekleşmeyecek
'sürpriz' sonuçlara iddiaya girdi.
Muharrem
İnce'ye yoldaş olmuştu, parti genel merkezinin eninde sonunda şimşeklerini
üzerine çekeceğini bile bile İnce'den ayrılmadı.
Hatta
ölümü bile bir anlamda o yolda oldu.
İnce'nin
CHP kurultayında genel başkan adayı olabilmesi için gerekli imza sayısına
ulaşması gerekiyordu.
Bircan da
CHP'nin Iğdırlı kurultay delegeleriyle görüşme ve onları ikna etme görevi
almıştı.
Orada
kaldığı otelde beyin kanaması geçirdi, aylarca komada kaldı, 18 Kasım 2018
tarihinde yaşama veda etti.
'İnce'nin
ekibinde olduğun için seni milletvekili adayı göstermeme ihtimalleri var mı?'
diye sormuştum, 'umurumda değil' demişti.
Gerçekten
de aday sıralamasına girip girmemeyi dert etmedi.
Sonra
listeyle ilgili büyük kavgalar oldu, birilerini ikinci sıraya yazıp yazıp
değiştirdiler.
Son olarak
bir baktık ki Erdin Bircan ikinci sırada.
Daha ilk
zamanlarda listeye adının neden yazılmadığı konusunda ciddi duyumları vardı.
Telefonda
uzun uzun konuştuk; 'Genel başkana, trafik kazası yaptığım zaman aynı arabada
metresimin de bulunduğunu söylemişler. Genel başkan geçmiş olsun demek için
telefon açtığında (Ben iyiyim de eşim kazada yaralandı) deyince gerçek
anlaşıldı' dedi.
İftirayı atanı
da bildiğini iddia ediyordu.
'Yazabilir
miyim?' dedim, 'Biraz bekle, iftiraları tek tek ortaya çıkarıp kanıtlayacağım
sonra da ondan hesap soracağım' dedi.
Geçmişte
kendisine 'ağabey' diyen ancak daha sonra kanlı bıçaklı oldukları ve
konuşmadıkları bir üst düzey parti yöneticisinden bahsediyordu.
Bircan,
anlattıklarını yazmama izin verseydi, bana verdiği ismi de yazacaktım.
Ancak
şimdi Bircan hayatta değil, o yüzden isim vermeyeceğim.
Ölmüş
birisinin tanıklığı olmaz çünkü.
Daha
doğrusu ben öyle zannediyordum.
Edirne
Belediye Başkanı Recep Gürkan'ın 15 Temmuz darbe girişimine kadeh kaldırdığı
gerekçesiyle 'suçu ve suçluyu övme' suçundan yargılandığı davada Gürkan'ın
avukatı bir anlamda Bircan'ı tanık gösterdi.
Mealen 'Müvekkilim
darbe haberini milletvekili Erdin Bircan'dan almıştır' dedi.
Bircan,
CHP'de yıllardır politika yaptı, biri yarım kalmış iki dönem de
milletvekilliği.
Önceki gün
onun ölümünün ikinci yılıydı.
Enez'e
bağlı Hasköy'deki mezarı başında anıldı Bircan.
İki ayrı
törenle tabi.
Bir töreni
Bircan Ailesi düzenledi, törene Muharrem İnce ve bir grup CHP'li katıldı.
Diğer
töreni ise CHP Edirne İl Örgütü düzenledi, İl Başkanı Fevzi Pekcanlı ve bir
grup partili vardı.
Ölen
CHP'li, ananlar CHP'li.
O zaman
iki ayrı törene ne gerek vardı diye sormayacağım.
Sorum
başka; İl Başkanı Pekcanlı'nın öncülük ettiği anma törenine acaba rahmetlinin
bana telefonda bahsettiği 'müfteri' de katılmış mıdır?
***
Geçmişte
buralarda gazetecilik yaptıktan sonra buraları terk ederek memleketi Mersin'e
dönen bir meslektaş kardeşimiz bana T24 adlı internet gazetesinden bir haber
linki atmış.
Son
zamanlarda CHP ve Alaattin Çakıcı tartışmasını biliyorsunuz, oralara hiç
girmeyeceğim.
Ama o
konuyla ilgili olduğunu tahmin ettim.
Açıp
okuyunca gördüm ki yanılmamışım; CHP'nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel
Başkan Yardımcısı Seyit Torun mealen 'Recep Gürkan'dan kınama bekliyoruz'
diyor.
Yahu adam
nasıl 'kınama' açıklaması yapacak, çok öncesinden birbirleriyle dost
olduklarını ilan etmişlerdi.
Yoksa
Seyit Torun'un işi Gürkan'ı güç durumda bırakarak istifa ettirmeye çalışmak
mıdır?
Kabul
etmek gerekir ki, Gürkan CHP Genel Merkezi'nde çok zor durumda.
Birkaç
günlük basın ve sosyal medya baskısı CHP Genel Merkezine hep 'Bu adamı hala
ihraç etmeyecek misiniz?' mesajı niteliğindeydi.
Bana göre,
ihraç da istifa da olabilir.
Bir üçüncü
şık yani aynı konumda kalmayı başarırsa Gürkan'ın zaferi olur.